Yurt dışı nedir, Yurt dışı ne demek

Yurt dışı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Yurt sınırları dışında olan
  • Yurt sınırları dışındaki her yer.

Yurt dışı ile ilgili Cümleler

  • Daha önce hiç yurt dışına çıkmamıştım, bu yüzden her şey garibime gitti.
  • Ali senin yurt dışında okumak istediğini söyledi.
  • Yurt dışına çıkmak istiyorum.
  • Yurt dışına bazen yalnız seyahat ederdim.
  • Yurt dışına gidersem, Fransa'ya giderim.
  • Hayalim yurt dışında eğitim almak.
  • Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.
  • Yurt dışına çıkan Japon sayısı yıldan yıla artmaktadır.
  • Yurt dışına gitmek ister misin?
  • Yurt dışı şubeleri seçkin ürünleri dışarı çıkarıyor.
  • Onlar yurt dışına gitmek için hazırlandılar.
  • O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.
  • Şu ana kadar yurt dışından ilk defa bir paket aldık.
  • Yurt dışına gitmek için para biriktiriyor.

Yurt dışı anlamı, kısaca tanımı:

Yurt : Memleket. Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Sahip olunan arazi, emlak. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Diyar.

 

Sınır : Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Uç, son.

Dışında : -den başka, sayılmazsa.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Yer : Durum, konum. Ülke. Gezinilen, ayakla basılan taban. İz. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Önem. Yerküre. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Durum, konum, vaziyet. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam.