Zincir nedir, Zincir ne demek

Zincir; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ.
  • Altın ya da gümüşten yapılmış takı.
  • Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet.
  • Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ.
  • Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi

"Zincir" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Otomobillerin bitmez tükenmez zinciri üzerinden geçiyor." - A. İlhan
  • "Elleri, ayakları kalın baklalı zincirle bağlı biçarenin." - R. Enis

Yerel Türkçe anlamı:

Bir çeşit kilim.

Kimya'daki anlamı:

Benzer atomların kimyasal bağlarla bağlandığı genel olarak karbon atomları arasında oluşan yapı. Organik bileşiklerin molekül yapılarında düz ve açık karbon zincirleri olabildiği gibi, dallanmış zincirler ve kapalı (siklik) zincirler de olabilir.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Tam sıralı bir küme.

Bir tikel sıralı kümenin tümel sıralı altkümesi.

Bilimsel terim anlamı:

Gücü, arka tekere aktarmaya yarayan zincir.

İngilizce'de Zincir ne demek? Zincir ingilizcesi nedir?:

chain

Almanca'da Zincir ne demek?:

kette

Fransızca'da Zincir ne demek?:

chaîne

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Yozgat ili, Salmanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Zincir hakkında bilgiler

 

Örme zincir (diğer kullanım şekliyle zincir zırh veya örme zırh) küçük metal halkaların birbirine bağlanarak örgü şekli verilmesiyle oluşmuş bir çeşit zırhtır.

Zincir zırh, MÖ 300'den sonra ortaya çıkmıştır. Bu zırhın, Babilliler tarafından icat edildiği ve yapımında, ilkel pul zırhtan ilham alındığı düşünülmektedir. Daha sonradan zincir zırh; Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta Asya, Hindistan, Tibet, Kore ve Japonya gibi yerlerde kullanılmaya başlanmıştır.

Örme zincir 21. yüzyılda; delici aletlere karşı beden zırhı, oduncular ve kasaplar için kesiklere karşı eldiven, dalgıçlar için köpekbalığı ısırıklarına karşı dalgıç giysisi olarak, daha pek çok alanda kullanılmaya devam etmektedir.

Örme zincirin, muharebe zırhı olarak kullanımı Demir Çağı'nda ve Orta Çağ'da yaygındı. 16. yüzyıl ve 17. yüzyıl sürecinde daha az yaygın hale geldi. Örme zincirin en ilk örnekleri MÖ 3. yüzyılda; Horný Jatov, Slovakya'da ve Ciumeşti, Romanya'da bir Kelt klan şefinin gömütünde bulnur. Roma Cumhuriyeti örme zincirle ilk kez; Cisalpina Galya'da (günümüzde Kuzey İtalya) Galyalılarla savaşırken tanışmıştır. Roma ordusu bu teknolojiyi alarak, askeri birlikleri için İmparatorluk döneminde birincil zırh olan "lorica hamata"yı ortaya çıkarmıştır.

 

Zincir ile ilgili Cümleler

  • Bu tür zincirli testere kullanmayı biliyor musun?
  • O zincirini kırdı.
  • Yüreğimde zincirler kırılıyor duydun mu?
  • O ısırmasın diye köpeği zincirlesek iyi. olur.
  • Chuck'cım boynuna zinciri geçirmişler.
  • Halkanın biri kopuksa, tüm zincir kopuktur.
  • Düşünce zincirimi kaybetmiş gibi görünüyorum.

Zincir anlamı, tanımı:

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Halka : Çember biçiminde dizilmiş topluluk. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Çember biçiminde olan. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı.

Alet : Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

Demir : Çıpa. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).

Zincir gibi : Art arda sıralanmış şey.

Zincir vurmak : Elini ayağını bağlamak. özgürlüğünü elinden almak.

Zincire vurmak : Prangaya vurmak.

Emir komuta zinciri : Yapılacak bir iş için ast ve üstler arasında emir alıp verme. Herhangi bir işlemi hiyerarşik düzende yapma.

Patinaj zinciri : Patinajı önlemek için tekerleğe takılan zincir.

Saadet zinciri : Bir dizi mutluluk.

Söz zinciri : Dil birimlerinin birbirini izlemesinden doğan ve ardışıklığa dayanan düzen.

Suluk zinciri : At vb. hayvanların gemlerinin altına takılan küçük zincir.

Zincirleme : Birbirini izleyen, art arda gelen, müteselsil, teselsül. Zincirlemek işi.

Zincirleme ad tamlaması : Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması.

Zincirleme isim tamlaması : Zincirleme ad tamlaması.

Zincirleme kaza : Üç veya daha çok aracın trafik kazasına karışması durumu.

Zincirleme sıfat tamlaması : Bir sıfat tamlamasına çoğu kez "-li" bazen de "-siz" veya 3. kişi iyelik eki getirilerek kurulan ikinci bir sıfat tamlaması.

Zincirleme tepkime : Art arda birden fazla tepkimenin oluşması durumu.

Zincirlenme : Zincirlenmek durumu.

Emir komuta zinciri içinde olmak : Herhangi bir işlem en alt rütbe veya makamdan en üst rütbe veya makama doğru gerçekleşmek.

Geçmiş : Çürümeye yüz tutmuş. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Geçme işini yapmış. Zaman bakımından geride kalmış, esbak.

Arda : Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. İşaret olarak yere dikilen çubuk. Ardıl.

Dizi : Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Dizi film. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Kayma : Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi. Kaymak (II) işi.

Tekerlek : Bu biçimde olan. Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember, teker.

Altın : Altından yapılmış sikke. Bu elementten yapılmış. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Üstün nitelikli, değerli.

Kullanım : Kullanma, yararlanma, tasarruf.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Takı : Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler. Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Kadınların ziynet eşyası, asım takım.

Zincir ağırlık : Sahnede bir şeyi gergin tutmaya yarayan ağırlık.

Zincir baklası : Zincir frezede talaş çıkaran zincirin kesici parçalarından her biri. Çifteker zincirinin her bir halkası.

Zincir başlatıcı kodonlar : Polipeptit zincirlerini kodlayan mRNA’nın başlangıcında yer alan, AUG veya GUG kodonları.

Zincir bölünme tepkimesi : Radyoaktif serideki gibi radyoaktif atomun daha basit atomlara bölünerek dağılıp ayrılması veya uzun zincirli moleküllerin daha kısa zincirli moleküllere parçalanma tepkimesi.

Zincir dallanması : Bir molekülde karbon atomları sayısı arttıkça atomlar arası bağlanmanın düz zincir yerine dallanmış zincir yapısında olduğu farklı karbon iskeletine sahip moleküllerin oluşması.

Zincir dönüşümü : Bir radyoaktif seride art arda radyoaktif dönüşümlere verilen isim.

Zincir eğrisi : Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi (…)olan düzlemsel eğri.

Zincir freze makinesi : Birbirine eklenmiş kesici ağızlı baklaları ile delik delen ağaçişleri makinesi.

Zincir izomerisi : Karbon bileşiklerinde görülen moleküldeki karbon atomları sayısı arttıkça karbon atomları arasındaki bağlanma düz zincir veya dallanmış zincir şeklinde olabilen ve farklı karbon iskeletine sahip olan bir tip molekül izomerisi.

Zincir kapağı : Çifteker zincirini korumak için, üstüne takılan metal ya da plastik kapak.

Diğer dillerde Zincir anlamı nedir?

İngilizce'de Zincir ne demek? : n. bond, chain, fetter, gyve, iron, shackle, shackles, tether, guard chain

Fransızca'da Zincir : chaîne [la]; lien [le]; fers; (boyunda) sautoir [le]

Almanca'da Zincir : n. Fessel, Kette

Rusça'da Zincir : n. цепь (F), цепочка (F), гуж (M), конвейер (M), оковы (PL)

adj. цепной