Çarpıntı nedir, Çarpıntı ne demek

"Çarpıntı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Uykularından çarpıntıyla uyanıyor, her an kötü bir şey olmasından endişe ediyordu." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Toprak damların altına Döşenen kuru ağaç dalları.

Çalınmış eşya.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Yapıda büyük taşları sıkıştırmak amacıyla aralarına konan küçük taş parçaları. (Güzel *Güdül -Ankara)

Fransızca'da Çarpıntı ne demek?:

palpitation

Çarpıntı hakkında bilgiler

Kalp çarpıntısı, kalbin hızlı güçlü ya da düzensiz çalışması.

Kalp çarpıntısı çoğunlukla sinirsel bir durumdur; kişinin ya kalp hastalığı korkusuyla ya da duygusal bozukluklar sonucu, kendi kalp etkinliğiyle aşırı ilgilenmesi sonucu ortaya çıkar.

Kalp çarpıntısı, kalbin ve tiroit bezi gibi başka organların bazı organik hastalıkların belirtisi de olabilir. Sinüs taşikardisi, kalbin dakikada 100'den çok atmasıyla nitelendirilen bir bozukluktur. Genellikle aşamalı olarak ortaya çıkar. Erken karıncık kasılması, kalbin sektiği biçiminde asılsız bir vuruş duygusu uyandırır; bunun nedeni kalp karıncıkları, önceki kasılmanın ardından vaktinden önce kasıldıklarında, ikinci bir kasılmadan önce, uzun bir ödünleyici duraklama olmasıdır. Paroksismal kulakçık fibrilasyonuysa, kalp kulakçıklarında geçici ritim yitimi nedeniyle ortaya çıkan hızlı, düzensiz çarpıntıdır.

 

Çarpıntı ile ilgili Cümleler

  • Hayatımda onu gördüğüm zamanlarda öyle bir kalp çarpıntısı yaşadığımı hatırlamıyorum.
  • Kalp çarpıntısıyla, o kapıyı açtı

Çarpıntı tanımı, anlamı:

Çarpıntısı tutmak : Heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

Kalp çarpıntısı : Kalbin düzensiz veya hızlı çalışması.

Yürek çarpıntısı : Sevgi, merak, kaygı, korku vb. duygular sebebiyle beliren tedirginlik.

Çarpı : Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur. Kaba sıva, çarpma sıva.

Çarpıntılı : Heyecanlı, telaşlı.

Çarpıntısız : Çarpıntısı olmayan.

Vurma : Vurmak işi.

Güçlü : Şiddeti çok olan. Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.

Düzensiz : Sistemsiz. Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi.

Kalp : Sevgi, gönül. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. Düzme, sahte, geçmez (para). Duygu, his. Kalp hastalığı. Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. İşe yaramaz, tembel. Yalancı, kendine güvenilmeyen. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri.

 

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Sinirsel : Sinirle ilgili, asabi.

Hızlı : Çabucak. Güç kullanarak. Çabuk, seri, süratli. Uçarı, çapkın, hovarda.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Sık : Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı. Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak. Çok bulunan, çok rastlanan. Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla.

Çarpıntısı tutmak : heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

Diğer dillerde Çarpıntı anlamı nedir?

İngilizce'de Çarpıntı ne demek? : n. palpitation, pit a pat, tremor, flutter, throb

Fransızca'da Çarpıntı : palpitation [la]

Almanca'da Çarpıntı : n. Palpitation, Pulsieren, Pulsierung

Rusça'da Çarpıntı : n. трепетание (N), биение (N)