Çelep nedir, Çelep ne demek

Çelep; Tarih alanında kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tanrı.

Satılmak için ayrılmış kısır hayvan.

1-3 yaş arasında manda.

Tarih terimi olarak anlamı:

[Bakınız: celep].

Teknik terim anlamı:

(Un hakkında) esmer.

Çelep anlamı, kısaca tanımı

Çelepağa : Kayınbirader

Çelepe : Sulu sepken: Gene çelepe yağıyor.

Çelepene : Üstünde gözleme pişirilen veya ocakta pişirilen ekmeğin üstüne kapanan toprak saç.

Çelepeten : Kırlarda yetişen yabani bir ot türü.

Çelepne : Üstünde gözleme pişirilen veya ocakta pişirilen ekmeğin üstüne kapanan toprak saç.

Ayrılmış : Ayırdedilmiş.

Hakkında : İlgili olarak, üzerine.

Satılmak : Satma işi yapılmak. Para veya çıkar karşılığı, gizlice karşı tarafa hizmet etmek.

Satılma : Satılmak işi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Ayrıl : Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.

 

Celep : Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse. İç oğlanı.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Satıl : Kulplu su kabı, bakraç, kova. Kova.

Esmer : Siyaha çalan buğday rengi. Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız. Bu renkte olan. Kurşuni renk.

Hakkı : Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.

Tanrı : Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

Kısır : Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan). Ürün vermeyen (toprak). Haşlanmış bulgur, taze soğan, maydanoz ve baharatla yapılmış olan bir yemek türü. Verimsiz, yararsız, sonuçsuz. İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.), steril.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Çekişölçer anlamı nedir?

İngilizce'de Çekişölçer ne demek ? : draft gauge