Bu sayfada Behave ne demek nedir behave hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi behave resimleri yazıları türkçesi ne demek behave ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller behave hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Behave nedir English: Ali knows how to behave in public. Turkish: Ali herkesin önünde nasıl davranacağını bilir. English: Ali asked Mary to behave herself. Turkish: Ali Mary'nin kendine gelmesini istedi. English: Ali told his...
Behave correctly nedir : Çalışmak (mühendislik terimi). Hareket etmek. Terbiyesini takınmak. Davranış sergilemek. Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. Hizaya gelmek. Davranmak. Nazik davranmak. Correctly : Uygun biçimde. Doğru. Tam tamına. Doğru ...
Behave like a madman nedir : Davranış sergilemek. Terbiyeli olmak. Çalışmak (mühendislik terimi). Hareket etmek. Nazik davranmak. Hizaya gelmek. Terbiyesini takınmak. Görgülü davranmak. Davranmak. Like : Beğeni duymak. Dilemek. Benzer. Rağbet etmek....
Behave poorly nedir : Hareket etmek. Davranmak. Nazik davranmak. Çalışmak (mühendislik terimi). Davranış sergilemek. Terbiyeli olmak. Hizaya gelmek. Görgülü davranmak. Terbiyesini takınmak. Poorly : Fena. Hasta. Yetersiz. Rahatsız. Olumsuz. K...
Behave well nedir English: See that my children behave well at school. Turkish: Benim çocukların okulda iyi davrandığına bakın. : Terbiyeli olmak. Hizaya gelmek. Davranış sergilemek. Hareket etmek. Davranmak. Görgülü davranmak. Terbiye...
Behave yourself nedir English: Behave yourself while I'm gone. Turkish: Ben yokken terbiyesizlik yapma. English: We want you to behave yourself during meals. Turkish: Yemekler sırasında terbiyeni takınmanı istiyorum. English: Behave y...
Behaved himself nedir English: Ali behaved himself. Turkish: Ali terbiyeli davrandı. English: He behaved himself like a man. Turkish: O, bir erkek gibi davrandı. : Belirli bir doğa davranışı özellikli (iyi huylu vs). Huylu. Himself : ...
Behaves nedir English: Ali always behaves himself well. However, Mary does not. Turkish: Ali her zaman iyi davranır. Ancak, Mary değil. English: He behaves like a child. Turkish: O bir çocuk gibi davranır. English: He behaves ...
Behave badly nedir : Hizaya gelmek. Davranmak. Terbiyeli olmak. Çalışmak (mühendislik terimi). Hareket etmek. Terbiyesini takınmak. Nazik davranmak. Davranış sergilemek. Görgülü davranmak. Badly : Fena halde. Çok. Şiddetle. Berbat. Ağır. Köt...
Behave coquettishly nedir : Hizaya gelmek. Hareket etmek. Çalışmak (mühendislik terimi). Terbiyeli olmak. Davranmak. Terbiyesini takınmak. Davranış sergilemek. Nazik davranmak. Görgülü davranmak. Coquettishly : Önemsiz bir şekilde. Fingirdek bir bi...
Behave insolently nedir : Hizaya gelmek. Hareket etmek. Terbiyeli olmak. Davranış sergilemek. Çalışmak (mühendislik terimi). Nazik davranmak. Görgülü davranmak. Davranmak. Terbiyesini takınmak. Insolently : Küstahça. [#Behave badly : Kötü davranm...
Behave oneself nedir : Terbiyesini takınmak. Davranmak. Hareket etmek. Çalışmak (mühendislik terimi). Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. Davranış sergilemek. Hizaya gelmek. Nazik davranmak. Oneself : Kendi. Kendi kendini. Bizzat. Kendisi. Ken...
Behave regularly nedir : Nazik davranmak. Terbiyeli olmak. Çalışmak (mühendislik terimi). Hareket etmek. Görgülü davranmak. Terbiyesini takınmak. Davranmak. Hizaya gelmek. Davranış sergilemek. Regularly : Düzenli olarak. Düzenli aralıklarla. Bel...
Behave with deference nedir : Davranış sergilemek. Terbiyesini takınmak. Hareket etmek. Nazik davranmak. Hizaya gelmek. Çalışmak (mühendislik terimi). Davranmak. Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. With : Beraber. İle. Sayesinde. Li. -lı. Yanına. Ber...
Behaved nedir English: Ali behaved like he was happy, but deep inside, he was very sad. Turkish: Ali mutlu gibi davranıyordu fakat o derinlerde üzgündü. English: Ali behaved like a gentleman. Turkish: Ali bir beyefendi gibi da...
Behaved maturely nedir : Huylu. Belirli bir doğa davranışı özellikli (iyi huylu vs). Maturely : Olgun olarak. Tamam olarak. [#Behaved himself : İtaat etti. Uydu. Yaraşır bir şekilde kendini ifade etti. Aklını başına aldı. Aklı başında hareket et...