Bu sayfada Confront ne demek nedir confront hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi confront resimleri yazıları türkçesi ne demek confront ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller confront hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Confront nedir English: Ali wanted to confront Mary. Turkish: Ali Mary ile yüzleşmek istedi. English: Jale doesn't have enough courage to confront Tom directly. Turkish: Jale'nin Tom'la doğrudan doğruya yüzleşecek yeterince ces...
Confrontation nedir English: Her ex-boyfriend was very possessive and confrontational. Turkish: Onun eski erkek arkadaşı aşırı sahiplenici ve agresifti. English: I don't like confrontation. Turkish: Yüzleştirmeyi sevmiyorum. English...
Confrontations nedir English: She found confrontations very upsetting. Turkish: O, yüzleştirmeleri çok üzücü buldu. : Yüzleşme. Yüz yüze gelme. Karşılaşma. Yüzleştirme. Karşılama. Karşı karşıya gelme. Çatışma. Meydan okuma. Muvacehe. Karş...
Confronting nedir somebody with : Karşı karşıya bırakmak. Karşılaştırmak. Confront with : Karşılaştırmak. -e gidip söylemek. Karşılaşmak. -e gidip anlatmak. Yüzleştirmek. : Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Yüz yüze gelmek. Kötülemek. Yüzleşti...
Confront somebody with nedir : Yüz yüze getirmek. Zıt düşmek. [#Yüzleştirmek. Karşı durmak. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Karşısına çıkmak. Yüz yüze gelmek. Kötülemek. Karşı koymak. Somebody : Bazısı. Önemli kimse. Birisi. Kimse. Biri. Kimisi. Bir ki...
Confront with nedir : Yüz yüze gelmek. Üstüne gitmek. Karşı koymak. Zıt düşmek. Yüzleştirmek. Karşılaştırmak. Karşı durmak. Yüz yüze getirmek. Karşısına çıkmak. Kötülemek. With : -la. -e karşın. Beraberinde. Canlı. Sayesinde. -lı. İle beraber...
Confrontational nedir English: Her ex-boyfriend was very possessive and confrontational. Turkish: Onun eski erkek arkadaşı aşırı sahiplenici ve agresifti. : Yüz yüze gelme. Karşılama. Karşılıklı meydan okuma. Karşı karşıya gelme. Yüzleştir...
Confronted nedir English: Ali confronted the vampire with a silver knife. Turkish: Ali gümüş bir bıçakla vampire karşı koydu. English: Ali confronted Mary. Turkish: Ali Mary ile yüzleşti. English: He was confronted with some diff...
Confronts nedir somebody with : Karşı karşıya bırakmak. Karşılaştırmak. Confront with : Karşılaştırmak. -e gidip anlatmak. -e gidip söylemek. Karşılaşmak. Yüzleştirmek. : Yüz yüze getirmek. Yüz yüze gelmek. Karşısına çıkmak. Kötülemek. Ka...