Confronts türkçesi Confronts nedir

  • Kötülemek.
  • Üstüne gitmek.
  • Karşılaştırmak.
  • Zıt düşmek.
  • Karşı koymak.
  • Yüz yüze gelmek.
  • Yüz yüze getirmek.
  • Yüzleştirmek.
  • Karşı durmak.
  • Karşısına çıkmak.

Confronts ingilizcede ne demek, Confronts nerede nasıl kullanılır?

Confront somebody with : Karşı karşıya bırakmak. Karşılaştırmak.

Confront with : Karşılaştırmak. -e gidip anlatmak. -e gidip söylemek. Karşılaşmak. Yüzleştirmek.

Confront : Yüz yüze getirmek. Yüz yüze gelmek. Karşısına çıkmak. Kötülemek. Karşı koymak. Yüzleştirmek. Zıt düşmek. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Karşı durmak.

Confrontation : Yüzleşme. Karşılaşma. Çatışma. Meydan okuma. Karşı karşıya gelme. Karşılama. Yüzleştirme. Yüz yüze gelme. Muvacehe. Karşılıklı meydan okuma.

Confrontational : Zıtlaşan. Agresif. Cepheleşen. Anlaşmazlığa neden olma eğilimi olan. Çatışmacı. Çelişen. Çelişkili. Cepheleşmeye doğru sürükleyen. Fikir ayrılığına sebebiyet veren.

Be confronted with : İle karşılaşmak. İle yüz yüze gelmek. İle karşı karşıya gelmek. İle yüzleşmek.

Confronted : Yüzleştirmek. Yüz yüze getirmek. Karşılaştırmak. Yüzleştirilmiş. Karşı koymak.

Confronting : Karşılaştırmak. Yüz yüze getirmek. Çelişen. Zıtlaşma. Yüzleştirmek. Karşı koymak. Yüzleşen.

 

Confraternities : Kardeşlik derneği. Hayır kurumu.

Confraternity : Hayır kurumu. Kardeşlik derneği.

İngilizce Confronts Türkçe anlamı, Confronts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Confronts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Present : Vermek. Tanıtmak. Temsil etmek. Bugünkü. Şimdiki. Göstermek. Tanıştırmak. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Sahnede göstermek. Adamla getirtme.

Play : Tutmak. Bahis yapmak. Tutmak ( ye). Rol almak. Canlandırmak (tiyatro terimi). Sözsüz ve müzikli ya da müziksiz (raks, pandomim ve benzeri), sözlü ve müzikli (tiyatro, opera, operet ve benzeri) olup sahnelerde oynanabilen ürünler. Oynatmak. Sahne yapıtı. Numarası yapmak. Çalmak.

Confront somebody with : Karşı karşıya bırakmak.

Play off : Şampiyonluk maçına çıkmak. Birbirine düşürmek. Sonunu çalmak. Berabere kalan bir oyunu sonradan tamamlamak. Şampiyonluk maçı yapmak. Final oynamak. Rövanş oynamak.

Backbit : Çekiştirmek. Arkasından çekiştirmek veya kötülemek. Küçümsenen. Arkasından konuşmak. Yermek. Küçük düşürülen. Yokken kötülemek. Şikayet edip durmak. İftira etmek.

Decry : Yermek. Zemmetmek. Batırmak. Kınamak. Rezil etmek. Azarlamak.

Fall foul : Başı belaya girmek. Kapışmak. Çatışmak. Anlaşamamak. Atışmak. Kavgaya karışmak. Kavga etmek. Çarpışmak (gemilerin). Çarpışmak (gemi). Tartışmanın içine düşmek.

Check against : Kıyaslamak.

Encountered : Mücadele vermiş. Karşılaşmış. Rastgelmiş. Kötü bir şeyle karşılaşmış. Münakaşa etmiş. Karşılamış. Tesadüf etmiş. Çarpışmak. Rastlamak. Dövüşe tutuşmuş.

 

Contest : Çekişmek. İtiraz edip yanlış olduğunu ispatlamaya çalışmak. İnkar. Yarışmak. Münakaşa. Yarışma. Mücadele. Doğruluğu hakkında tartışmak. İtiraz etmek.

Confronts synonyms : approach, face off, repugnate, antagonises, backbites, oppose, compare, contrast, antagonised, resisted, compares, encounters, decried, defame, resist, undertake, run against, collate, class with, antagonise, colliding, collates, cast reflections on, checks, compare with, take on, bad mouth, blackens, face up to, faces, match, be dead against, blacken.

Confronts zıt anlamlı kelimeler, Confronts kelime anlamı

Avoid : Önlemek. İptal etmek. Sakınmak. Savuşturmak. Geçiştirmek. Yanaşmamak. Engellemek. Kaçınmak. Kurtulmak. Atlatmak.

Back : Art. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Geri. Vazgeçmek. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Alt tahta. Sırt. Ciro etmek. Arkalık. Ters.