• Tanıtmak.
  • Mevcut.
  • Vermek.
  • Şu anki.
  • Şimdiki.
  • Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.
  • Takdim etmek.
  • Halihazır.
  • Hediye.
  • Tanıştırmak.
  • Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi.
  • Bugünkü.
  • Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Adamla getirtme.
  • Sunmak.
  • Göstermek.
  • Temsil etmek.
  • Armağan.
  • Sahnede göstermek.
  • Şimdiki zaman.
 

Present ile ilgili cümleler

English: A lot of students are present at the meeting.
Turkish: Çok sayıda öğrenci toplantıda mevcut.

English: Ali didn't expect such a nice present from Mary.
Turkish: Ali Mary'den böyle güzel bir hediye beklemiyordu.

English: Ali bought a present for his daughter.
Turkish: Ali kızı için bir hediye aldı.

English: Ali forgot to buy a birthday present for Mary.
Turkish: Ali Mary için bir doğum günü hediyesi almayı unuttu.

English: Ali and Mary combined their money to buy a present for John.
Turkish: Ali ve Mary John'a bir hediye almak için paralarını birleştirdiler.

Present ingilizcede ne demek, Present nerede nasıl kullanılır?

Present a bold front : Yürekli gözükmek. Cesaret göstermek.

Present arms : Selam durmak. Silahları selam vaziyetinde tutmak.

Present company excepted : Buradakileri tenzih ediyorum. Sözüm meclisten dışarı. Söz meclisten dışarı.

Present continuous : Şimdiki zaman.

Present continuous tense : Şimdiki zaman.

Present oneself : (bir yerde) bulunmak. Hazır bulunmak. Çıkmak. Görünmek. Bulunmak. Meydana çıkmak. Gelmek.

Present day : Aktüel. Günümüz. Modern. Bugünkü. Günümüzün. Şimdiki. Günümüzdeki. Zamanımıza ait.

Present perfect : Yakın geçmiş.

Present participle : Şimdilik ortacı. Fail adı. Faaliyet ismi. Fiiller üzerine -an sıfat-fiil ekinin getirilmesiyle kurulan ve geniş zaman kavramı taşıyan; sıfat olarak kullanıldığı gibi «bir işi yapan» anlamıyla ad olarak da kullanılan türetme: yoldan gelenin halinden anlamalısın. kadının sigarasını birlikte yakmayı bilenler gibi, bir minicik gülümseyişe sevinçler teşekkürler saçmasını bilirdi (t. buğra, dönemeçte). benim fikrimce dünyadaki insanların hepsi romancı… lakin bir kısmı roman yazıyor, bir kısmı roman yapıyor, daha doğrusu yazılanı oynuyor. yazanlarla oynayanlar arasında büyük bir fark yok. yazanlar: tahriri rejisör… oynayanlar: şifahi aktör? hayat hiç perdesi kapanmayan bir sahne (ö. seyfettin, harem, s. 64) vb. Geniş zaman ortacı. İsm-i fail. Durum ortacı.

Present value model : Şimdiki değer modeli.

İngilizce Present Türkçe anlamı, Present eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Present ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Going : Ayrılış. İşleyen. Basamak genişliği. Çalışan. Satılan (mal). Tempo. Gidişat. Giden.

Personifies : Canlı bir örneği olmak. Ta kendisi olmak (somut bir şeyin). Simgesi olmak. Karakterize etmek. Kişilik vermek. Kişileştirmek. Canlandırmak. Canlı örneği olmak.

Nows : Hemen. Şimdi. Artık. Acilen. Halen. Derhal. Şu anda. Şu an.

Personifying : Kişilik vermek. Karakterize etmek. Kişileştirmek. Canlı örneği olmak. Canlı bir örneği olmak. Simgesi olmak. Ta kendisi olmak (somut bir şeyin). Canlandırmak.

Bring home : İkna etmek. Razı etmek. Aklını başına getirmek. Anlamasını sağlamak. Görmesini sağlamak.

Connotes : Anlamına gelmek. Demek istemek. Akla getirmek. İfade etmek. Delalet etmek. Ayrıca bir anlam taşımak. Demeye gelmek.

Bring in : Kazanmak. Hüküm vermek. Kazandırmak. Öne almak. Suçluyu karakola getirmek. İşi vermek. Karakolda sorgulamaya çekmek. Kazanç getirmek. İşe almak.

Gratuity : İşten ayrılan kimseye verilen fazladan para. Bahşiş. Bedava. Bağış. Teberru. Tazminat. İkramiye. Emeklilik ikramiyesi.

Actuals : Eylemli. Hakiki. Anında alım satım. Eylemsel. Asıl. Mal borsalarında en fazla iki iş günü içerisinde teslim koşuluyla yapılan alım satım işlemleri. Gerçek. Gerçekten. Fiili.

Instants : İvedi. Lahza. Esna. Anlık. An. Dakika. Israr eden. Hemen olan.

Present synonyms : demonstrates, dishing, presentation, allow, advertises, forthcoming, ascribes, allows, inst, the present, call, accorded, nonces, demonstrating, bear witness to, in being, betokens, introduced, exemplify, attribute, familiarise, bringeth, familiarizes, impersonates, represent, presented, advertise, bakshish, to day, bounties, comperes, bestowal, familiarize.

Present zıt anlamlı kelimeler, Present kelime anlamı

Past : Dilb.geçmiş. Sabık. Geçmişte kalan. Yanından geçerek. Eski. Geçkin. Sona ermiş. Uzağında. Ötesinde. Mazi.

Future : Gelecek zaman kipi. İleri. Ati. İlerideki. İstikbal. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Gelecek zaman. İleriki. İlerki. Gelecek.

Absent : Yok (mevcut olmama). Bulunmayan. Yoklamada bulunmayan. Devamsız. Eksik. Namevcut. İlgisiz. Yok. Bulunmayan (kişi) (orada artık). Dalgın.

Present antonyms : absence.

Present ingilizce tanımı, definition of Present

Present kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To introduce formally. As, a Christmas present. A donative. The position of a soldier in presenting arms. Opposed to absent. A gift. Said of a part of an infant during labor. The time being. To bring or introduce into the presence of some one, especially of a superior. Being at hand, within reach or call, within certain contemplated limits. Time in progress now, or at the moment contemplated. As, to stand at present. To appear at the mouth of the uterus so as to be perceptible to the finger in vaginal examination. As, at this present. Present time. To offer for acquaintance. As, to present an envoy to the king. Anything presented or given. (with the reciprocal pronoun) to come into the presence of a superior.

Present ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Present kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Present ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Present anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Present ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • Difüzyon: DİFÜZYON (YAYINMA) OLAYI Ne demek? Farklı yoğunlukta iki ayrı fazda bulunan iki madde moleküllerinin birbiri içine yayılması...
  • Endikasyon: İki anlamı vardır. Herhangi bir hastalığa ilişkin izlenmesi gereken tedavi yöntemlerini ve tedavi içindeki sürecin gidişati...
  • Ekosistem: Ekosistemdeki bozulmaların çevreye etkileri nelerdir? Ekosistemdeki bozulma bir bütün olan çevrenin yapı ve işleyişini olumsu...
  • Ekosistem: Ekosistemlerin belirgin özelikleri nelerdir? Bir ekosistem biyosferin, bir bölümü ya da parçasıdır ; büyüklüğü ya da geni...
  • Yolantı: ..yolantı kelimesi YOLAK veya ( dağda ) patikadan çok farklı değil sanırım....( muğla ) yerkesikde patika az kullanılır..b...