Past türkçesi Past nedir

  • Olmuş.
  • Yanından geçerek.
  • Dilb.geçmiş.
  • Bitmiş.
  • Evveliyat.
  • -den sonra.
  • Mazi.
  • Geçe.
  • Geçmiş.
  • Geçen.
  • -sız.
  • Geçmiş zaman.
  • Geçmişte kalan.
  • Ötesinde.
  • Öte.
  • Uzağında.
  • -siz.
  • Dün.
  • Sabık.
  • Geçkin.
  • Eski.
  • Bir kimsenin geçmişi.
  • Sona ermiş.

Past ile ilgili cümleler

English: Ali calculated that he had given Mary over 34,000 dollars in the past six months.
Turkish: Ali Mary'ye geçen altı ay içinde 34,000 dolardan daha fazla verdiğini hesapladı.

English: A bike path goes right past my house.
Turkish: Bir bisiklet yolu doğrudan doğruya evimin önünden geçer.

English: Ali couldn't get past the guard.
Turkish: Ali korumayı geçemedi.

English: After years of suffering, she finally decided to forget the past and begin a new life.
Turkish: Yıllarca acı çektikten sonra, nihayet geçmişi unutmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verdi.

English: Ali drove past Mary's house on his way to the supermarket.
Turkish: Ali süpermarkete giderken Mary'nin evinin önünden geçti.

Past ingilizcede ne demek, Past nerede nasıl kullanılır?

Past all reason : Mantıksız. Aşırı.

Past caring : Umursamaz. Boşvermiş.

Past continuous tense : Geçmiş zamanda süreklilik. Geçmişte devam eden zaman. Sürekli geçmiş zaman.

Past cure : Çaresiz. Ümitsiz. İlerlemiş.

Past definite : Belirli geçmiş zaman. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki… okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Görülen geçmiş zaman kipi.

 

Past due : Vadesi geçmiş. Zamanı geçmiş. Zaman aşımına uğramış. Muaccel durumda olan. Gecikmiş.

Past perfect tense : -miş'li geçmiş zaman. Mişli geçmiş zaman.

Past perfect continuous tense : Sürekli geçmişte bitmiş zaman. Mişli geçmiş.

Past participle : Geçmiş zaman sıfat-fiili. Fiilin -dık/-duk veya -mış/-muş ekleriyle geçmiş zamana bağlı olarak ad vey sıfat gibi kullanılan şekli: fazla acıkmış insanlar gibi, ne verirlerse, bakmadan yutuyor ve memnun oluyordu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 99). zengin olmayı gözüne koymuş bir adam değilim (p. safa, mahşer, s. 179). nihad, romancının koluna girerek ona ne olduğunu ne bittiğini, o zamandan sonra ne yaptığını ve şehzadebaşı’na niçin geldiğini son tiyatro macerasına kadar anlattı (p. safa, mahşer, s. 211). vb. bk. sıfat-fiil. Geçmiş zaman ortacı.

 

Past master : Usta. Erbab. Üstat. Erbap.

İngilizce Past Türkçe anlamı, Past eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Past ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Complete : Tamam. Tekmillemek. Bitev. Halletmek. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Tamamlanmış. Tümlemek. İyice. Tamamı. Bitirmek.

Consummating : İkmal edilmiş. İkmal etmek. Tamamına erdirmek. Mükemmelleştirmek. Tam. Tamamlamak. Bitirmek. Mükemmel. Yerine getirmek.

Crusted : Koyu. Aşırı. Kabuklu. Kabukla kaplanmış. Tortulu. Antika.

In season : Bulunur. Olgun. Zamanında. Vaktinde. Mevsiminde. Çiftleşme döneminde. En iyi zamanı. Hazır. Uygun zamanda. Kullanılabilir.

Bereft : Terkedilmiş. Yaslı. Elinden almak. Yakınını veya sevdiğini kaybetmiş. Yoksun. -den yoksun. Matemli. Kaybetmiş.

Archaic : Eskimiş. Gramer, madencilik alanlarında kullanılır. Antik. Arkaik. Eskil. Modası geçmiş. Geçmişe ait. Başlangıç çağı. Artık kullanılmayan.

Permeant : Geçebilen. Geçirgen olma eğiliminde. Geçirgen.

Ago : Önce. Evvel.

Sur : Herbir lifte iki renk modeli bulunan lif rengi. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sur. Üstünde. Görünürde ilişkisiz bağlaşımlar.

Past synonyms : agone, noncurrent, past times, auld langsyne, has become, ex, over, consummate, faded, withouts, medieval, beyond, at an end, passe, on the further side of, elderly, simple past tense, backgrounds, lacking, timing, yesteryears, pasts, gone, former times, preterits, bare of, anterior, extincts, all over, prior, historic, chronics, exceeders.

Past zıt anlamlı kelimeler, Past kelime anlamı

Future : İstikbal. Müstakbel. Gelecek. İleri. İlerki. İlerideki. Vadeli. İleriki. Yarın. Gelecek zaman.

Current : Elektrik yükünün aktarım hızı. Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları. Şu anki. Olagelen, geçerli, yürürlükte olan. Suyun akışı. Elektriğin bir yöne akışı. Birim zamanda, dik bir kesitten geçen özdek, kıvıl yük vb. ilişkin nicelik. Genel. Güncel. Tedavüldeki.

New : Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Yeni. Keşfedilmemiş. Acemi. Taze. Gıcır. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler. Yeni tarihli. Turfanda. Yeni olarak.

Past antonyms : incoming, present.

Past ingilizce tanımı, definition of Past

Past kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Beyond the reach or influence of. Elapsed. By. Beyond. Spent. A state of things gone by. Further than. As, he ran past. Of or pertaining to a former time or state. A former time or state. Neither present nor future. As, past troubles. Gone by. Beyond, in position, or degree. Past offences. Ended.