Past participle türkçesi Past participle nedir

  • Geçmiş zaman sıfat-fiili.
  • Geçmiş zaman ortacı.
  • Fiilin -dık/-duk veya -mış/-muş ekleriyle geçmiş zamana bağlı olarak ad vey sıfat gibi kullanılan şekli: fazla acıkmış insanlar gibi, ne verirlerse, bakmadan yutuyor ve memnun oluyordu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 99). zengin olmayı gözüne koymuş bir adam değilim (p. safa, mahşer, s. 179). nihad, romancının koluna girerek ona ne olduğunu ne bittiğini, o zamandan sonra ne yaptığını ve şehzadebaşı’na niçin geldiğini son tiyatro macerasına kadar anlattı (p. safa, mahşer, s. 211). vb. bk. sıfat-fiil.
  • Gramer alanında kullanılır.

Past participle ingilizcede ne demek, Past participle nerede nasıl kullanılır?

Past : Geçmiş. Eski. Sona ermiş. Mazi. Geçkin. Bir kimsenin geçmişi. Olmuş. Geçmişte kalan. Yanından geçerek. -den sonra.

Participle : Sayı ve şahsa bağlı fiil çekimine girmeyen, fakat aldığı eklerle fiilin zamana bağlı olarak taşıdığı kavramı sıfatlaştırdığından kendisinde sıfat ve fiil niteliklerini birleştiren fiil şekli: tanınmış kişi, olmadık sözler, işleyen demir, yol gösterici yıldız, başkaldırıcı düşünceler, güler yüz, uçan kuşlar, gelecek yıl, yaşanacak ömür, batası yer, söylenesi söz, yıkılası ev vb. bakımsızlıktan ormana dönmüş bahçeye kederle bakıyordu (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 70). iyiyi kötüden ayıracak gücü mü yoktu (kemal tahir, yol ayrımı, s. 275). biraz sonra kahvedeki sessizliği hiç ürpertmeyen ve esrarkeş dalgasından uyandırmayan bir hadise oldu (s. faik, bütün eserleri, s. 176). dolduracağın çukurun dışında işin ne? (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: erzurumlu tahsin, s. 145). herkesin bakmaktan korktuğu ve gözlerini kaçırdığı gözlerimiz... (p. safa, bir tereddüdün romanı, s. 91) vb. || türkiye türkçesinin, fiili, zamana bağlı olarak sıfatlaştıran başlıca sıfat-fiil ekleri şunlardır: -dık / -duk, -mış / muş, geçmiş zaman, -r geniş zaman, -an geçmiş ve şimdiki zaman, -ıcı/-ucu süreklilik, -acak gelecek zaman, -maz olumsuz geniş zaman: eşyanın sükuneti, değişmez manzarası onun için hayatta bir teselli ve zevk kaynağı idi (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s.26.) sofa bir masal çölü gibi sessiz ve uçsuz bucaksızdı. içimi korkuya benzer, küçülüşe, mini mini, aciz, zavallı bir hayvancık oluverişe benzer bir duygu kapladı ve ben hemen tam karşımda duran aynayı farkettim (t.buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 103). yolunun üzerinde salkım ağaçları ile gölgelenmiş, şadırvanı dolu bir cami avlusu vardı ki, böyle sıcak günlerde onu biraz nefes almak için adeta çeker, çevirirdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: vehbi efendinin şüphesi, s. 51). gerçi vurulduğun gün bir çocuk gibi gülüyordun, bir kuş gibi ötüyordun ve okun değdiği yere bakıp: “işte göğsümde bir kızıl güç açtı” diyordun (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: okun ucundan, s.59). memnunluğun en sarıcı terkibi: gurur ve güven (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 151) vb. Sıfat-eylem. Bilişimsel dilbilimde, eylemden çekim yoluyla türetilen sıfat ya da ad gibi kullanılan sözcük türü. Ortaç (dil.). Sıfat-fiil. Bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Partisip. Ortaç.

 

Past all reason : Aşırı. Mantıksız.

 

Past caring : Umursamaz. Boşvermiş.

Past continuous tense : Sürekli geçmiş zaman. Geçmiş zamanda süreklilik. Geçmişte devam eden zaman.

Past cure : Ümitsiz. Çaresiz. İlerlemiş.

İngilizce Past participle Türkçe anlamı, Past participle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Past participle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Active verb : Etken fiil. Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Ablative : Den hali. İsmin den hali. Çıkışlık hal. Den halindeki. İsmin -den halindeki. Buharlaşan. Çıkma durumu. İsmin -den hali. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Ablatif.

Active voice : Düz çatı. Aktif çatı. Etken çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif ses.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü almaşması. Ses değişimi. Ünlü atlaması.

Accent of group : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb. Grup vurgusu.

Actif : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Action verb : Hareket veya eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Kılış fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. Eylem fiili.

Accusative : Belirtme durumu. İsmin -i halindeki. İsmin i hali. İsmin -i halindeki sözcük. İsmin -i haline ait. İsmin -i halindeki sözcük grubu. Akuzatif. Yükleme durumu. İsmin -i hali.

Past participle synonyms : accidence, action noun, accentuation, adams apple, abstract noun, adjektive.