Jumper türkçesi Jumper nedir

  • Atlamacı.
  • Kaya matkabı.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Süveter.
  • Örgü bluz.
  • Bluz ya da kazak üzerine giyilen kolsuz elbise.
  • Atlayan.
  • Jile.
  • Bebek önlüğü.
  • Kazak üzerine giyilen kolsuz elbise.
  • Kazak (kadın için).
  • Atlayıcı.
  • Matkap.
  • Kazak.
  • Hırka.
  • Çocuklara giydirilen pantolonlu ceket.
  • Engelli koşu atı.
  • Bağlantı köprüsü.
  • Atlatıcı.
  • Geçici bağlantı teli.

Jumper ingilizcede ne demek, Jumper nerede nasıl kullanılır?

Jumper cable : Bağlantı kablosu. Buji kablosu. Akü takviye kablosu. Optik atlatma kablosu. Atlama kablosu.

Jumper cables : Atlama kablosu. Bağlantı kablosu. Buji kablosu. Akü takviye kablosu. Optik atlatma kablosu.

Counter jumper : Tezgahtar.

Parachute jumper : Paraşütçü.

Queue jumper : Sırayı bozup öne geçen kimse.

Jumped : Zıplamak. İlişkiye girmek. Atlatmak. Eğlenceli olmak. Ürkmek. Fırlamak. Sevişmek. Atlamak. Sıçramak. Zonklamak.

Jumped at : Atlamak. Can atmak. Aceleci davrandı. Fırsattan hemen faydalanmaya bakmak. Hemen kabul etmek. Balıklama atlamak. Sabırsızlık gösterdi. Hemen faydalanmaya baktı. Düşünmeden kabul etmek.

Counterjumper : Tezgahtar.

Jumped at the offer : Teklifi hemen kabul etti. Düşünmeden razı oldu. Teklife hemen atladı.

Jumped up : Kaba. Hödük. Cahil. Kendini beğenmiş. Doğaçlama. Sonradan görme.

İngilizce Jumper Türkçe anlamı, Jumper eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Jumper ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burr drill : Delgi.

Tiering : Kat. Oturma sırası (sinema). Bezeme kuşağı. Müşterilerin farklı fiyat ve kanalları olan çeşitli hizmet paketlerini seçebileceği ödemeli televizyon operatörleri tarafından tekif edilen hizmet planı. Sıra. Tabaka. Katmanlar veya diziler halinde düzenleme işlemi. Dizi. Dizi (üst üste dizilmiş şeylerde). Aşama.

Pinafore : Bluz üzerine giyilen askısız elbise. Önlük. Göğüslük. Çocuk önlüğü.

Vaulter : Sıçrayan.

Frock : Geniş elbise. Dini göreve atamak. İş elbisesi. Elbise. Cüppe giydirmek. Cüppe. Cübbe. Rop. Kadın giysisi. Redingot.

Abbreviate : Kısaltmak. Sadeleştirmek. Kırpmak. Özetlemek. İhtisar etmek.

Dress : Giysi. Pansuman yapmak (yaraya). Süslemek. Gece elbisesi giymek. Temizlemek (tavuk veya balık vb'ni). Kıyafet. Rendelemek. Giymek. Şekil vermek. Elbise.

Jumpers : Köprüleme kablosu.

Jersey : Oyuncuların karşılaşma sırasında giydikleri giysi; bağlı oldukları birliğin renklerini taşır. Pulover. Jarse. Tişört. Kılık. Örme kumaş. Yün kazak.

Woolly : Tüylü (botanik terimi). Yünlü giysi. Bulanık. Yünlü. Lanat. Yün iç çamaşırı. Karışık. Yünsü, sık kıvrık, birbirine sarılmış gibi tüylerle kaplı. Yün çamaşır.

 

Jumper synonyms : pinny, rock drill, wooly, bibs, pullovers, borers, masterful, cardie, access control entry, cardigans, sweaters, abstract syntax tree, cossack, woollies, bib, jacket, drill, waistcoating, drill bit, salients, leaper, accent bar, cardigan, pinafores, ac adapter, brace bit, salient, jerseys, bibbed, woolies, slipover, sweater, augers.

Jumper ingilizce tanımı, definition of Jumper

Jumper kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A thing that jumps. . A loose upper garment. One who, or that which, jumps. Esp., any of various tools or other contrivances operating with a jumping motion.