Bring in türkçesi Bring in nedir

  • Kazandırmak.
  • Getirmek.
  • İşe karıştırmak.
  • Karakolda sorgulamaya çekmek.
  • Sunmak.
  • Kazanmak.
  • Kazanç getirmek.
  • Tanıtmak.
  • İşi vermek.
  • Öne almak.
  • Hüküm vermek.
  • Suçluyu karakola getirmek.
  • Vermek.
  • Para getirmek.
  • İşe almak.

Bring in ile ilgili cümleler

English: It's about to rain; bring in the clothes.
Turkish: Yağmur yağmak üzere; giysileri getir.

English: Bring in lunch for the children.
Turkish: Çocuklar için öğle yemeği getirin.

English: Don't forget to bring insect repellent.
Turkish: Böcek ilacı getirmeyi unutma.

English: Please bring in the washing.
Turkish: Lütfen çamaşır getirin.

Bring in ingilizcede ne demek, Bring in nerede nasıl kullanılır?

Bring : Getirmek. Belirtmek. Neden olmak. Sebebiyet vermek. Kazandırmak. Vermek (ceza). Kandırmak. Doğurmak. İkna etmek. Razı etmek.

In : İçeriye. De. İçeri doğru yönelen. Çok moda olan. Gelmiş olan. İçinde. Olarak. İçeri. İçine. Tutulan.

Bring in a bill : Tasarı sunmak. Yasa tasarısı sunmak.

Bring in a verdict of guilty : Suçlu olduğu kararına varmak. Suçlu bulmak.

Bring in front of text : Metnin önüne getir.

Bring in through : Taşımak.

Bring in line : Sıraya sokmak.

İngilizce Bring in Türkçe anlamı, Bring in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Confer : Görüşmek. Bir ünvanı tevcih etmek. (onur veya ödül) vermek. Müzakere yapmak. Müzakere etmek. Ödül ile onurlandırmak. Konuşma yapmak. Danışmak.

Familiarize : Alıştırmak. (ortama vb) ısındırmak. Herkese tanıtmak. İlişki kurmak. Tanımak.

Save : Kayda geçirmek. Kaydetmek. İdareli harcamak. Artırmak. (para) biriktirmek. Tutmak. Kurtarma. Engellemek. Kusuruna bakmamak. Kurtarmak.

Fetches : Çekmek. Alıp getirmek. Para kazandırmak. Geçirmek. Gidip getirmek. Almak. Cezbetmek. Gidip almak. Hasılat getirmek.

Familiarise : Bilinen birşey yapmak. (ortama vb) ısındırmak. Herkese tanıtmak. Reklam yapmak (ayrıca familiarize). Tanımak. Tanınmasına sebep olmak. Bir şeyleri iyi bilinir hale getirmek. İlişki kurmak. Tanınmış olmasına sebep olmak.

Acquaints : Bilmek. Haber vermek. Vakıf olmak. Haberdar etmek. Bilgi vermek. Tanışmak. Bildirmek.

Bringeth : Takdim etmek. Hoşuna gitmek. - ile götürmek veya taşımak.

Bring along : Neden olmak. Sebep olmak. Beraberinde getirmek. Gelişmesini hızlandırmak. Yanında getirmek.

Administer : Hizmet etmek. Tatbik etmek. Tedvir etmek. Tayin etmek. İdare etmek. Verdirmek. Müdürlük etmek. Yönetmek. Vermek (ilaç veya ceza vb).

Redounds : Artırmak. Yararı olmak. Neticelenmek. Gerilemek. Katkıda bulunmak. Sonuçlanmak. Arttırmak. Gerektirmek. İyi etkilemek.

Bring in synonyms : be in pocket, affords, bestows, introduce, assign, attribute, dishing, redound, profit, advertise, brought, take on, backdate, accords, take into service, carry away the bell, bring forward, establishes, attain, dish, affording, accorded, advance, establish, ascribe, condemning, acquaint, bringing, comperes, adjudging, adjudicates, recruiting, recruit.