Bring in a verdict of guilty türkçesi Bring in a verdict of guilty nedir

  • Suçlu bulmak.
  • Suçlu olduğu kararına varmak.

Bring in a verdict of guilty ingilizcede ne demek, Bring in a verdict of guilty nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kandırmak. Doğurmak. Sebebiyet vermek. Razı etmek. Belirtmek. Vermek (ceza). Kazandırmak. Neden olmak. Ayıltmak. Getirmek.

In : İçeri. Olarak. İktidardaki. Da. Dahili. De. Mevsimi gelmiş. Tutulan. İçinde. İçine.

A : Belirli bir tür veya nitelikteki. Argonun simgesi. Herhangi bir. La (müzik terimi). Miktar belirtir. En yüksek not. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. Pek iyi. İngiliz alfabesinin birinci harfi.

Verdict : Mahkeme kararı. İlam. Karar. Fikir. Juri kararı. Yargı. Hüküm. Karar (mahkeme vb). Kanı. Jüri kararı.

Of : -den. Li. -in. Karşı. Yüzünden. -nın. -nin. -li. Den. In.

Bring in : Para getirmek. Sunmak. Karakolda sorgulamaya çekmek. Kazandırmak. Getirmek. Öne almak. Kazanmak. İşe karıştırmak. Tanıtmak. Hüküm vermek.

Guilty : Kabahatli. Suçlu. Suçlu hisseden. Günahkar. Mücrim. Haksız.

Bring in a bill : Tasarı sunmak. Yasa tasarısı sunmak.

Bring in front of text : Metnin önüne getir.

Bring in line : Sıraya sokmak.

İngilizce Bring in a verdict of guilty Türkçe anlamı, Bring in a verdict of guilty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring in a verdict of guilty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Convicting : Hüküm giydirmek. Suçlu çıkarmak. Mahkum etmek. Kabullendirmek. Suçlandırmak. Hükümlü. Suçunu ispat etmek. Yargılı. Mahkum.

Return a verdict of guilty : Suçlu olduğuna karar vermek. Suçlu olduğuna karar vermek (jüri). Jürinin suçlu olduğuna karar vermesi.

Crime : Cezalandırmak. Suç. Acımaya yol açacak kötü davranış. Mantıksızlık. Kabahat. Ağır suç. Mantıksızca hareket. Bir toplumda haksız sayılıp, yazılı-yazısız kurallarla yasaklanan ve yaptırımlara bağlanan davranış ve eylem. devletçe yasalarla tanımlanıp yaptırıma bağlanmış olan kurallara aykırı davranış. Aptallık.

Convicts : Hüküm giydirmek. Suçlandırmak. Mahkum. Yargılı. Suçlu çıkarmak. Suçunu ispat etmek. Mahkum etmek. Hükümlü. Kabullendirmek.

Convict : Suçunu ispat etmek. Hükümlü. Hüküm giydirmek. Kabullendirmek. Yargılı. Mahkum etmek. Suçlandırmak. Mahkum. Suçlu çıkarmak.

Find guilty : Suçlu çıkarmak. Suçlu görmek.