Guilty türkçesi Guilty nedir

Guilty ile ilgili cümleler

English: Ali gave up running for mayor after pleading guilty to drunken driving.
Turkish: Ali alkollü araba kullanma suçunu kabullendikten sonra Belediye Başkanlığı adaylığından çekildi.

English: Ali felt very guilty about what happened.
Turkish: Ali olan konusunda çok suçlu hissetti.

English: Ali is apparently guilty of falsifying records.
Turkish: Ali kayıtları tahrif ettiği için görünüşte suçlu.

English: Ali feels very guilty about what happened.
Turkish: Ali ne olduğu hakkında çok suçlu hissediyor.

English: A grand jury found him not guilty of any crime.
Turkish: Büyük jüri onu herhangi bir suçtan suçlu bulmadı.

Guilty ingilizcede ne demek, Guilty nerede nasıl kullanılır?

Guilty conscience : Vicdan rahatsızlığı. Suçluluk hissi. Suçluluk psikolojisi. Vicdan azabı.

Be guilty of : Suçlusu olmak. Suçlu olmak.

Have a guilty conscience : Suçlu hissetmek. Kendi kendini suçlamak. Suçluluk veya pişmanlık duymak. Vicdan azabı çekmek. Vicdanı rahat etmemek.

Be found guilty : Suçlu bulunmak.

Be held innocent until proven guilty : Suç işlediği kanıtlanana kadar suçsuz sayılmak. Suçluluğu ispatlanana kadar masum sayılmak.

Bring in a verdict of guilty : Suçlu bulmak. Suçlu olduğu kararına varmak.

 

Declared guilty : Suçlu ilan edildi. Suçlu bulundu. Suçlu olduğu duyuruldu. Bir suçtan sorumlu tutuldu.

Be returned guilty : Suçlu bulunmak. Suçlu olduğuna karar verilmek.

Find not guilty : Suçsuz bulmak.

Declare guilty : Suçluyu ilan etmek.

İngilizce Guilty Türkçe anlamı, Guilty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Guilty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Peccant : Kusurlu.

Eviler : Zarar. Dert. Şer. Günah. Fena. Fenalık. Bela. Kötü. Keder verici.

Delinquents : Kabahatli kimse. Zamanında yapılmayan ödeme. İhmalkar kimse.

Finable : Cezalandırılabilir. Rafine edilebilir.

At fault : Doğru değil. Şaşırmış. Yanılmış. Kusurlu. Yanlış. Hatalı.

Blameworthy : Menfur. Suçlanmayı hak eden. Kınanması gereken. Sorumlu. Ayıp. Ayıplanası. Ayıplanacak. Kusurlu. Azarı hak eden.

Evil doer : Kötülük eden kimse.

Insupportable : Katlanılmaz. Dayanılmaz. Çekilmez. Tahammül edilemez.

Raw : Kavrulmamış. Deneyimsiz. Ham. Açık saçık. Müstehcen. Çiğ. İşlenmemiş. Hamlık. Pişmemiş.

Injurious : Muzır. Yerici. Zararlı. Yaralayıcı. Aşağılayıcı. İncitici. Onur kırıcı. Ziyankar. Kırıcı.

Guilty synonyms : inculpative, conscience smitten, guilt ridden, inequitable, erring, criminal, felon, invidious, delinquent, hangdog, faulty, evildoer, indictable, chargeable, apache, criminals, malefactor, bushranger, peccable, culpable, blameable, gratuitous, culprits, bloodguilty, apaches, accused, iniquitous, evildoers, falser, blamable, false, evil, guiltier.

Guilty zıt anlamlı kelimeler, Guilty kelime anlamı

 

Righteous : Erdemli. Hakşinas. Doğru. Hak tanır. Adil. Haklı. Doğrucu. Hakkaniyetli. Dürüst.

Exculpatory : Temize çıkartan. Beraat ettiren. Beraat eden. Masumiyetini ilan eden. Suçsuz çıkartan. Suçlamalardan kurtulan. Suçsuzluğu anlaşılmış. Suçsuzluğu kanıtlanmış.

Innocent : Suçsuz. Temiz kalpli. Kabahatsiz. Saftrik. Masum. Hilesiz. Zararsız. Zararsız kimse. Günahsız. Azade.

Guilty antonyms : unashamed.

Guilty ingilizce tanımı, definition of Guilty

Guilty kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Wicked. Used with of, and usually followed by the crime, sometimes by the punishment. Morally delinquent. Having incurred guilt. Chargeable with, or responsible for, something censurable. Criminal. Justly exposed to penalty.