Bring in line türkçesi Bring in line nedir

  • Sıraya sokmak.

Bring in line ingilizcede ne demek, Bring in line nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kandırmak. Neden olmak. Razı etmek. İkna etmek. Getirmek. Ayıltmak. Belirtmek. Kazandırmak. Doğurmak. Sebebiyet vermek.

In : Dahili. De. Gelmiş olan. İçeriye. Çok moda olan. Halinde. İç. İçine. Olarak. Da.

Line : Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Sürütme oltaları. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad. Çizgi. İçini kaplamak. Sıralamak. Düzdizim çizgisi. Astarlamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.).

Bring in : Öne almak. Kazanç getirmek. Hüküm vermek. İşe karıştırmak. Suçluyu karakola getirmek. Sunmak. Vermek. Kazandırmak. Karakolda sorgulamaya çekmek. Kazanmak.

Bring in a bill : Yasa tasarısı sunmak. Tasarı sunmak.

Bring in a verdict of guilty : Suçlu olduğu kararına varmak. Suçlu bulmak.

 

Bring into a certain state : Belirli bir duruma getirmek.

Bring into action : Faaliyete sokmak. Harekete geçirmek. Hayata geçirmek.

Bring in through pipes : Borularla taşımak.

Bring into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

İngilizce Bring in line Türkçe anlamı, Bring in line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring in line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set to rights : Sırayla yapmak. Düzeltmek. İyileştirmek. Adam etmek. Düzenli şekle getirmek.

Line up : Sıralamak. Sıralanmak. Dizilmek. Bağdarlamalamak. Düzenlemek. Sıraya dizmek. Dizmek. Hizaya gelmek. Sıraya girmek.

Set right : Yoluna koymak. Tanzim etmek. Ayarlamak. Düzeltmek. Düzenlemek.

Put in order : Düzenlemek. Tanzim etmek. Düzenleme getirmek. Sıralamak. Düzene koymak. Düzene sokmak. Hale yola koymak. Adam etmek. Sıraya koymak.

Bring into line : Haddini bildirmek. Hizaya getirmek. Hizaya gelmek.