Bring into line türkçesi Bring into line nedir

Bring into line ingilizcede ne demek, Bring into line nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kandırmak. Ayıltmak. Doğurmak. İkna etmek. Sebebiyet vermek. Razı etmek. Kazandırmak. Neden olmak. Getirmek. Belirtmek.

Into : E. İçine. -e. Haline. -a. Ye. İçeriye. -in içine. Biçimine. Şekline.

Line : Kaplamak. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Çizgi çizmek. Oyun alanını bölen, sınırlayan ve belirleyen boyadan şeritlere verilen ad. Askı halatı. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Sürütme oltaları. Doldurmak. Sahne yukarısındaki palangalar yoluyla sarkıtılıp çekilebilen, genellikle çelikten yapılmış halat. İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı.

Bring into : Başlatmak. Getirmek. Dışarıdan mal getirmek. İthal etmek.

Bring into a certain state : Belirli bir duruma getirmek.

Bring into being : Vücuda getirmek. Oluşturmak. Kurmak. Yaratmak. Hayata geçirmek. Var etmek. Hayat vermek. Meydana getirmek.

 

Bring into discredit : İtibardan düşmek. Çaptan düşürmek.

Bring into contempt : Mahcup etmek. Mahçup etmek. Aşağılamak. Küçük düşürmek. Hor görmek.

Bring into action : Harekete geçirmek. Hayata geçirmek. Faaliyete sokmak.

Bring into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

İngilizce Bring into line Türkçe anlamı, Bring into line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring into line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjust : Parlamak. Uyum göstermek. Uyarlamak. Bilgisayar, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Standartlaştırma. Uydurmak. Düzenine koymak. Ayarlama. Ayarlamak.

Correct : Hatasız. Uygun. Tam. Ayarlamak. Üzerinde kalem oynatmak. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Islah etmek. Tashih etmek. Doğrultmak.

Snub : Adam yerine koymamak. Beğenmemek. Hor davranmak. Küçümsemek. Tersleme. Küçümseme. Küçük düşürmek. Aşağılama. Terslemek.

Shape up : Biri iyi bir yolda olmak. İş vb iyi gitmek. Gelişmek. İyi gitmek. Biçimlenmek. Yolunda gitmek.

Set right : Düzenlemek. Tanzim etmek. Yoluna koymak. Düzeltmek. Ayarlamak.

Toe the line : Kendinden bekleneni yapmak. Söyleneni yapmak. Bekleneni yapmak. Yola gelmek. Kurallara uymak. Başlama çizgisine dizilmek. Emirlere uymak.

Kick butt : (argo) bir hedefe ulaşmak için kuvvetli veya zorlayıcı önlemler kullanmak. Harika veya mükemmel olmak. (birilerini bir iş yapmaları için) dürtmek. Gaz vermek. Ezici bir üstünlükle yenmek. Çok şaşırtıcı olmak.

Behave : Hareket etmek. Nazik davranmak. Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. Davranış sergilemek. Davranmak. Terbiyesini takınmak. Çalışmak (mühendislik terimi).

Align : Hiza. Sıraya dizmek. Hizalamak. Düzene sokmak.

Bring into line synonyms : sway up, subduing, bring in line, put in order, line up, adjusts, form a line, subdues, corrects, set to rights, snubs, aligns, subdue, behaves, snubbed, snubbing, rap somebody over the knuckles.