Going türkçesi Going nedir

  • Giden.
  • Mevcut.
  • Gidiş.
  • Tempo.
  • Başarılı (iş).
  • Gidiş hızı.
  • Gidişat.
  • Çalışan.
  • İlerleme hızı.
  • Şu anki.
  • Satılan (mal).
  • Basamak genişliği.
  • İşleyen.
  • Yol durumu.
  • Ayrılış.
  • Yaşayan.

Going ile ilgili cümleler

English: "Do you know what's going on?" - "No. What's it all about then?"
Turkish: "Neler oluyor biliyor musun?" - "Hayır. O zaman bütün bunlar ne demek oluyor?"

English: "Are you going to Tom's party?" "I'm still not sure."
Turkish: "Tom'un partisine gidecek misin?" "Hâla^emin değilim."

English: "Don't wait for me." "I wasn't going to wait for you."
Turkish: "Beni bekleme." "Ben seni beklemeyecektim."

English: "Are you going on holiday by yourself?" "No, my problems are coming with me."
Turkish: "Tatile yalnız başına mı gidiyorsun?" "Hayır, problemlerim benimle birlikte geliyorlar."

English: "Aren't you going to eat the spinach?" "I'll eat it later."
Turkish: "Ispanak yemeyecek misin?" "Sonra yiyeceğim."

Going ingilizcede ne demek, Going nerede nasıl kullanılır?

Going concern : Faaliyetini sürdürmekte olan işletme. Karlı işyeri. İşletmenin sürekliliği varsayımı. Kar eden ticari kuruluş. Devam eden iş. Kar eden işletme. İyi durumda bulunan ticari girişim. İyi iş yapan şirket. İşletmenin sürekliliği prensibi. Süreklilik.

 

Going convern : Tecimsel çalışmaları süregelen ortaklık. Çalışan ortaklık.

Going over : Paylama. Temiz dayak. Azar. Detaylı inceleme. Kontrol etme. Azarlama. İyice gözden geçirme. Elden geçirme. Muayene etme.

Going price : Piyasa değeri. Şimdiki fiyat.

Going public : Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için borsalar veya örgütlenmiş diğer piyasalar aracılığıyla halka çağrıda bulunulması. Halka açılmak. Halka açılma. Piyasaya hisse senedi sürmek. Bilgileri halka açıklamak.

A going plant : Başarılı fabrika.

What is going on : Yeni olan ne?. Ne var ne yok. Ne oluyor?. Neler dönüyor?. Neler oluyor?.

Ocean going vessel : Okyanusta sefer yapan gemi. Açık deniz gemisi.

Main out going road : Bir kentin özeğinden çevresine, oradan da komşu ve uzak kentlere gitmeyi sağlayan başlıca yol. Ana çıkış yolu.

Be going strong : Enerjik bir şekilde çalışmak.

İngilizce Going Türkçe anlamı, Going eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Going ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Withdrawal : Geri çekilme. Gerileme. Vazgeçme. Geri çekme. Çıkma. Geri alma. Çekilen para (hesaptan veya bankadan). Para çekme (hesaptan veya bankadan). Çekme. Çekilme.

Laborings : Yorucu. Zahmetli.

Shipment : Gönderme. Yükleme. Gönderilen sipariş. Yollama bir nakliyat aracıyla). Sevkiyat. Yük. Nakliyat. Deniz nakliyatı. Kargo. Tahmil.

Breaking away : Kopma.

Outgoing : Çıkan. Kalkan. Canayakın. İçi dışı bir. Akıp giden. Çıkış. Dışa dönük. Sempatik.

Operative : Ajan. Dedektif. Geçerli. Etkin. Yürürlükte. Ameliyat ile ilgili. Yürürlükte olan. Teknisyen. Özel dedektif. Etkili.

 

Leave taking : Veda etme. Ayrılma.

Living : Geçim yolu. Yaşantı. Yaşam tarzı. Geçinmek. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı. Kullanılan. Yaşam standardı. Geçerli. Güncel.

Operant : İşlem yapan. Faal durumda olan. Sonuç doğuran. İçten gelen bir şekilde yapılan davranışla ilgili (psikoloji terimi). Operan. İşlemsel.

Going synonyms : going away, human action, human activity, in being, actuals, outbound, embarkation, currently, things, proceeding, rate of progress, complexion, pattern, available, course, outbounds, separation, attendant, the active, gill, gaiting, goings on, cadences, contemporarily, labouring, tempo, employee, farewell, penetration rate, goers, current, departures, embroiderers.

Going zıt anlamlı kelimeler, Going kelime anlamı

Disembarkation : Boşaltım. Boşaltma. Yerel boşaltma. Karaya çıkarma. Tahliye. Karaya çıkma.

Appearance : Dışyüz. Görünüş. Gösteriş. Bir nesnenin öze ilişkin olmayan ikincil özellikleri. Belirme. Göze görünme. Şemail. Kılık. Kılık kıyafet. Dış görünüş.

Inactive : Çalışmayan. Bir mikrobik etkenin enfekte etme yeteneğini kaybetmesi veya ölmesi. Etkin olmayan. Kesat. Nötr. Etkisiz. Aktif olmayan. Pasif. Atıl. Hareketsiz.

Going ingilizce tanımı, definition of Going

Going kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, moving. Departing. Obtainable. In operation. The act of moving in any manner. As, he is of the brightest men going. Current. Working. Traveling. In existence. Available for present use or enjoyment. As, the going is bad. That goes. Going prices or rate.