Going over türkçesi Going over nedir

  • Azar.
  • Kontrol etme.
  • Muayene etme.
  • İyice gözden geçirme.
  • Azarlama.
  • Elden geçirme.
  • Temiz dayak.
  • Paylama.
  • Detaylı inceleme.

Going over ile ilgili cümleler

English: I've been going over the budget.
Turkish: Bütçeyi inceliyorum.

English: I often feel like just going over there.
Turkish: Sık sık oraya gitmek isterim.

English: I'm going over to Moustapha's tonight.
Turkish: Bu gece Mustafa gile uzanacağım.

English: I was going over Tom's file.
Turkish: Tom'un dosyasını inceliyordum.

English: I hope Moustapha remembers that we're going over to Mary's for dinner this evening.
Turkish: Umarın Mustafa bu akşam akşam yemeği için Mary'nin yerine geçeceğimizi hatırlar.

Going over ingilizcede ne demek, Going over nerede nasıl kullanılır?

Going : Gidişat. Başarılı (iş). Ayrılış. Gidiş. Çalışan. Gidiş hızı. Satılan (mal). Basamak genişliği. Şu anki. Yol durumu.

Over : Üstüne. Sona ermiş. Yukarıya. Üzerinden. Bitmiş. Devirmek. Fazla. Aşkın. Fazladan. Üzerine.

Going concern : Başarılı işletme. Devam eden iş. İşletmenin sürekliliği varsayımı. Kar eden ticari kuruluş. İyi durumda bulunan ticari girişim. Faaliyetini sürdürmekte olan işletme. Kar eden işletme. Süreklilik. İyi iş yapan şirket. Karlı işyeri.

Going convern : Tecimsel çalışmaları süregelen ortaklık. Çalışan ortaklık.

 

Going price : Şimdiki fiyat. Piyasa değeri.

Going public : Halka açılmak. Bilgileri halka açıklamak. Halka açılma. Sermaye piyasası araçlarının satın alınması için borsalar veya örgütlenmiş diğer piyasalar aracılığıyla halka çağrıda bulunulması. Piyasaya hisse senedi sürmek.

İngilizce Going over Türkçe anlamı, Going over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Going over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Castigations : Kınama. Cezalandırma.

Rebukes : Sitem etmek. Döşenmek. Fırça çekmek. Azarlamak. Fırça atmak. Çıkışmak. Giydirmek. Ders vermek. Paylamak.

Censure : Tektir etmek. Cezalandırmak. Eleştirmek. Tekdir. Kınama. Sertçe eleştirmek. Suçlamak. Kınamak. Tenkit etmek.

Rebuke : Döşenmek. Sitem etmek. Çıkışmak. Giydirmek. Paylamak. Azarlamak. Ders vermek. Fırça çekmek. Fırça atmak.

Nagging : Rahatsız edici. Ardı arkası kesilmeyen. Durmadan hatırlatan. Başının etini yiyen kimse ile ilgili. Dırdır eden. Can sıkıcı. Kusur bulma. Dırdırcı. Bıkıp usanmadan eleştiren.

Earbashing : Aşırı derecede uzun ve kınayıcı konuşma. Tekdir (avustralya & yeni zelanda). Dırdır etme.

Overhauling : Tümüyle elden geçirme. Revizyondan geçirme. Keserek yüzey temizleme. Onarım yapma. Tüm bakım.

Exprobration : Yüzüne vurma.

Dressing down : Zılgıt. Fırça. Dövme. Dayak.

Supervising : Gözleme. Denetlemek. Gözetmek. Nezaret etmek. İdare etmek. Yönetmek. Teftiş. Denetleme. İdare etme.

Going over synonyms : censures, lesson, remonstrance, checking, censured, jobation, objurgation, remonstrances, reconditioning, overhaul, kick in the pants, earfuls, inspection, bawl out, perscrutation, attainture, overhauls, lashing, castigation, chiding, earful, reprehension, jaw, controlling, berating, bawling out, censuring, objurgations.