Play türkçesi Play nedir

  • Oynatmak.
  • Çalmak.
  • Rol almak.
  • Çalmak (müzik terimi).
  • Piyes.
  • Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.
  • Numarası yapmak.
  • Oynamak.
  • Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik.
  • Turneye çıkmak.
  • Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Kımıldanmak.
  • Sahne yapıtı.
  • Tutmak ( ye).
  • Hareket etmek.
  • Sunmak.
  • Bir tiyatro sanatçısının sahnedeki oyunu. oynanmak üzere yazılmış tiyatro yapıtı.
  • Bahis yapmak.
  • Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek.
  • Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı.
  • Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak.
  • Oynaşmak.
  • Oyun.
  • Tutmak.
  • Canlandırmak (tiyatro terimi).
  • Kımıldamak.
  • Sözsüz ve müzikli ya da müziksiz (raks, pandomim ve benzeri), sözlü ve müzikli (tiyatro, opera, operet ve benzeri) olup sahnelerde oynanabilen ürünler.

Play ile ilgili cümleler

English: "Does she play tennis?" "Yes, she does."
Turkish: "Diye tenis oynar mı?" "Evet oynar."

English: "Can you play the guitar?" "Yes, I can."
Turkish: "Gitar çalabiliyor musun?" "Evet, çalabiliyorum."

 

English: "Perhaps you'd like me to play a song for you." "I'd like that."
Turkish: "Belki senin için bir şarkı çalmamı istiyorsun." "seve seve."

English: "Will you play the piano tomorrow?" "No, I won't."
Turkish: "Yarın piyano çalacak mısın?" "Hayır, çalmayacağım."

English: "Do you want to play with me?" "Not with you!"
Turkish: "Benimle oynamak ister misin?" "Seninle değil!"

Play ingilizcede ne demek, Play nerede nasıl kullanılır?

Play a part : Rol almak. Rol oynamak. Yer almak. Katılmak. Rol yapmak. Payı olmak. Bir rolü oynamak.

Play a role : Payı olmak. Rol yapmak. Rol oynamak.

Play a script : Betiğin çalıştırılması.

Play act : Rol yapmak. Numara yapmak.

Play along : Eşlik etmek. Uyumlu davranmak. İşbirliği etmek.

Play down : Hafifsemek. Önemini azaltmak. Önemsizleştirmek. Önemsememek.

Play back : Yeniden çalmak. Geriden çalmak. (plak vb) yeniden çalmak. Banttan çalmak. Tekrarlamak. Kayıttan dinlemek.

Play ball : Huyuna suyuna gitmek. Oyuna başlamak. İşbirliği yapmak. Beraber çalışmak. Her şeye evet demek. Eyvallah demek. Nabza göre şerbet vermek. Katılmak. Top oynamak. İmece yapmak.

Play by play : Ayrıntılı. Dakikası dakikasına veren.

Play by ear : Kafasına göre hareket etmek veya karar vermek. O an canı nasıl istiyorsa veya plansız hareket etmek veya karar vermek. İçinden geldiği gibi hareket etmek veya karar vermek. Duruma göre hareket etmek. Doğaçlama hareket etmek veya karar vermek. Notasız çalmak. Olanlara ayak uydurmak.

İngilizce Play Türkçe anlamı, Play eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Play ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Teeter totter : Tahterevalli.

Have it off : Mercimeği fırına vermek. İlişki kurmak. Seks yapmak. Kırıştırmak. Mala vurmak. Birisini yatağa atmak. Sevişmek. Yasak aşk yaşmak. Kaçamak yapmak.

Dallies : Vakit öldürmek. Zaman öldürmek. Sallanmak. Eğlenmek. İşi ağırdan almak. Haylazlık etmek. Oyalanmak.

Disport : Oyalanma. Oyalanmak. Eğlenmek. Oynama. Kendini eğlendirmek. Eğlenme.

Dandling : Hoplatmak. Sevmek. Okşamak. Zıplatmak. Hoppala yaptırmak. Şımartmak. Çocuğu hoplatmak.

Dallied : Oyalanmak. Sallanmak. Eğlenmek. Haylazlık etmek. İşi ağırdan almak. Vakit öldürmek. Zaman öldürmek.

Bespeaks : Konuşmak. Bir şeye delalet etmek. Rica etmek. Ayırtmak. Sipariş vermek. Göstergesi olmak. Ismarlamak. Hitap etmek. İstemek.

Confer : Vermek. Görüşmek. Danışmak. Müzakere etmek. Ödül ile onurlandırmak. Bahşetmek. Müzakere yapmak. Bir ünvanı tevcih etmek. (onur veya ödül) vermek.

Flimflam : Hile. Dolandırmak. Boş laf. Alavere dalavere. Dolap. Bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma. Saçmalık. Kandırmak. Zırva.

Play synonyms : vie, misplay, play out, played, cavort, act the part, carry on with, dramas, tours, bag, dandles, delusion, encounter, fingers, foul, capered, accroach, stake, teetertotter, circuit, chime, make a show of, line up, bestow, bespoken, conferred, stir, capering, stirs, complete, behaves, capture, sail under false colors.

Play zıt anlamlı kelimeler, Play kelime anlamı

Refrain : Çekinmek. Nakarat. Geri durmak. Alıkoymak. Sakınmak. Kendini tutmak. Frenlemek. Kaçınmak.

Play ingilizce tanımı, definition of Play

Play kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Gambols. As, to play cannon upon a fortification. To put in action or motion. To spot. To frolic. To exercise for the sake of amusement. Sport. To play a trump. To engage in sport or lively recreation. Amusement. Frolic.