Played türkçesi Played nedir

  • Canlandırmak (tiyatro terimi).
  • Turneye çıkmak.
  • Tutmak.
  • Rol almak.
  • Çalmak (müzik terimi).
  • Kımıldamak.
  • Tutmak ( ye).
  • Oynamak.
  • Hareket etmek.
  • Bahis yapmak.
  • Oynaşmak.
  • Numarası yapmak.

Played ile ilgili cümleler

English: "Have you ever played football?" "Yes, but I haven't played in a while."
Turkish: "Sen hiç futbol oynadın mı?" "Evet, ama bir süredir oynamadım.

English: A kid was outdoors and played with a ball.
Turkish: Bir çocuk dışarıdaydı ve bir topla oynadı.

English: After dinner, we played cards till eleven.
Turkish: Akşam yemeğinden sonra, on bire kadar kart oynadık.

English: After I did my homework, I played football with my friends.
Turkish: Ödevimi yaptıktan sonra arkadaşlarımla futbol oynadım.

English: Ali and his friends played baseball last weekend.
Turkish: Ali ve arkadaşları geçen hafta sonu beyzbol oynadılar.

Played ingilizcede ne demek, Played nerede nasıl kullanılır?

Played out : Canlılığını yitirmiş. Tükenmiş. Bitap düşmüş. Bitmiş. İşe yaramaz. Modası geçmiş. Bitkin. İşi bitmiş. Yorgun düşmüş.

Be played out : Pili bitmek.

Be played : Oyuna gelmek veya getirilmek. Oyuna gelmiş veya getirilmiş olmak. Oynanmak. Çalınmak.

Displayed : Gözler önüne sermek. Görüntülenen. Gösterilmiş. Gösterilen. Göz önüne sermek. Sergilemek. Açığa çıkarmak. Afişe. Göstermek. Gösteriş yapmak.

 

Downplayed : Önemini azaltmak. Önemsizleştirmek. Önemsiz göstermek. Vurgusuzlaştırmak. Vurgusunu azaltmak. Önemsiz gibi göstermek. Önemsiz gibi lanse etmek.

Player controls : Oyuncu denetimleri.

Underplayed : Kötü oynamak. Kasten el vermek (iskambil). Rolün hakkını vermemek.

Splayed : Yayvan. Taraklı.

Unplayed : Henüz sunulmamış. Henüz oynanmamaış (bir oyun).

Player piano : Otomatik piyano.

İngilizce Played Türkçe anlamı, Played eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Played ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Book up : Rezerve etmek. Ayırmak.

Dallying : Zaman öldürmek. Haylazlık etme. Oyalanmak. Oyalanma.

Add up to : Tutmak (bir yekun). Eklemek. Bir yekun tutmak. Demeye gelmek. -e varmak. Etmek. Anlamına gelmek. Demeğe gelmek. Demek olmak.

Behave : Davranış sergilemek. Hizaya gelmek. Çalışmak (mühendislik terimi). Terbiyesini takınmak. Görgülü davranmak. Davranmak. Terbiyeli olmak. Nazik davranmak.

Book : Liste. Ayırtmak. Libretto. Deftere geçirmek. Yer tutmak. Rezervasyon yaptırmak. Yazılmış ya da basılmış yaprakların bir araya getirilmesinden oluşan, 49 sayfadan az olmayan ve bir konuyu belirli bir düzen içinde sunan yapıt. Kitap. Deftere işlemek. Peylemek.

Cavort : Tepinmek. Hoplayıp sıçramak. Sıçramak. Hoplamak. Zıplamak.

Plays : Oyunlar.

Toured : Gezmek. Seyahat. Gezinti. Dolaşmak. Tur. Devir. Gezi. Tur yapmak. Nöbet.

Amount to : Etmek. Gelmek. Eşit olmak. Toplamı belirli bir miktar olmak. Varmak. Olmak. Tutarında olmak. Kadar etmek. Demeye gelmek. İle eşanlamlı olmak.

Played synonyms : bear a part in, comport oneself, deport oneself, capture, stir, budge, conduct oneself, budged, dallied, approve of, tours, bind, depart, circuit, pretend, pretending, staking, take part, feign, daff, abide by, act the part, disport, behaves, play on, dally with, bob, frisking, behaving, play a part, simulate, departs, betted.