Plays türkçesi Plays nedir

  • Rol almak.
  • Hareket etmek.
  • Bahis yapmak.
  • Tutmak.
  • Turneye çıkmak.
  • Oyunlar.
  • Oynaşmak.
  • Çalmak (müzik terimi).
  • Kımıldamak.
  • Oynamak.
  • Canlandırmak (tiyatro terimi).
  • Tutmak ( ye).
  • Numarası yapmak.

Plays ile ilgili cümleler

English: Ali always plays to win.
Turkish: Ali her zaman kazanmak için oynar.

English: Akira plays tennis well.
Turkish: Akira güzel tenis oynar.

English: Ali certainly plays the harpsichord well.
Turkish: Ali kesinlikle klavseni iyi çalar.

English: Ali also plays the violin.
Turkish: Ali da keman çalar.

English: Ali certainly plays the guitar well.
Turkish: Ali kesinlikle iyi gitar çalar.

Plays ingilizcede ne demek, Plays nerede nasıl kullanılır?

Playsuit : Spor elbisesi. Oyun elbisesi.

Playsuits : Oyun elbisesi. Spor elbisesi.

Byplays : Yan hikaye. Esas faaliyetten ayrı ikinci bir faaliyet (genellikle bir oyun içindeki bir bölüm). Tali plan.

Displays : Sergilemek. Teşhir etmek. Gözler önüne sermek. Açığa çıkarmak. Göstermek. Büyük puntolarla basmak. Göz önüne sermek. Gösteriş yapmak.

Downplays : Önemsizleştirmek. Önemsiz gibi göstermek. Önemsiz gibi lanse etmek. Önemsiz göstermek. Vurgusuzlaştırmak. Vurgusunu azaltmak. Önemini azaltmak.

Interplays : Etkileşim. Karşılıklı etkileşim. Birbirine tesir etme. Karşılıklı etkileme.

 

Outplays : Daha iyi oynamak.

Replays : Yeniden çalmak. Yeniden oynamak (maç). Tekrar çalmak. (maç) tekrarlamak. Tekrar oynanan maç. Tekrarlama maçı.

Refreshing displays : Ekranları tazelemek.

Low resolution displays : Düşük çözünürlüklü ekranlar.

İngilizce Plays Türkçe anlamı, Plays eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plays ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dance : Müzik tartımına ve hızına uyularak yapılan, güzelduyusal değer taşıyan düzenli ve uyumlu gövde devinimleri. Dans etmek. Dans. Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu. Balo. Oynatmak. Dans müziği. Dans ettirmek. Sıçramak. Eğlence.

Budged : Yerinden oynatmak. Oynatmak. Hareket ettirmek. Kımıldatmak.

Croquet : Krokette top sürmek. Kroket. Tahta top ve sopalarla oynanan oyun. Krikete benzer bir açık hava oyunu.

Stake : Umudunu bağlamak. Kazık. Kazıklarla belirlemek. Çıkar. İspalyaya bağlamak. Rest çekmek. Riske atmak. Desteklemek. Sırığa bağlamak.

Bespeak : Hitap etmek. Ayırtmak. Rica etmek. Bir şeye delalet etmek. Talep etmek. Ismarlamak. Göstergesi olmak. Konuşmak. İstemek.

Book up : Rezerve etmek. Ayırmak.

Binds : Bağlamak. Ciltlemek. Usandırmak. Tutturmak. Sarmak. Sargılamak. Donmak (beton). Engel olmak.

Make a show of : Hava atmak. Gibi yapmak. Gösteriş yapmak. -mişçesine davranmak. Gösterişinde olmak. Gibi oynamak. Numara yapmak.

 

Start : Başlatmak. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Başlama. İki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması.

Bets : Para sürmek. İddiaya girmek. Bahse girmek.

Plays synonyms : vie, misplay, play out, frisks, behave, sail under false colors, bespoken, dallies, cavorts, capered, feigns, budges, frisked, go on tour, encounter, compete, cavort, go on the road, book, develop, act the part, field, gamble, curl, tour, feign, dally, line up, budging, put on, bill and coo, face off, die.

Plays zıt anlamlı kelimeler, Plays kelime anlamı

Refrain : Çekinmek. Kaçınmak. Geri durmak. Sakınmak. Alıkoymak. Frenlemek. Nakarat. Kendini tutmak.