Played out türkçesi Played out nedir

Played out ile ilgili cümleler

English: The children played outside until dark.
Turkish: Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.

English: Instead of watching television, the children played outside.
Turkish: Televizyon seyretmek yerine, çocuklar dışarıda oynadılar.

English: I shouldn't have played outside in the rain.
Turkish: Yağmurda dışarıda oynamamalıydım.

Played out ingilizcede ne demek, Played out nerede nasıl kullanılır?

Played : Rol almak. Canlandırmak (tiyatro terimi). Oynaşmak. Tutmak ( ye). Numarası yapmak. Tutmak. Oynamak. Hareket etmek. Çalmak (müzik terimi). Kımıldamak.

Out : Meydana çıkmak. Dışarıda. Dışarı atmak. Yanmak. Nakavt etmek. Ortaya çıkmak. Çıkarmak. Kendini belli etmek. Çıkış. Dışarı.

Be played out : Pili bitmek.

A good scout : Yardımsever kimse.

About : Hakkında. Üzerine. Şuralarda. -e ne dersin?. Sıralarda. Baresinde. -den ne haber?. Aksi yöne. Çevresinde. Civarında.

Act out : Davranışlarıyla ortaya koymak. Yaramazlık yapmak. Davranışlarla göstermek. (rol) canlandırmak. Haylazlık yapmak. Dışa vurmak.

İngilizce Played out Türkçe anlamı, Played out eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Played out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alliin : Aşırı derecede yorgun. Yorgun.

Fiddlings : Küçük. Kıvır zıvır. Önemsiz.

Nulling : Geçersiz. Boşluk. Hükümsüz. Butlan. Değersiz. Kukla. Battal. Boş. Sıfır.

Consummating : Yerine getirmek. Tamamlamak. Mükemmelleştirmek. Tam. Tamamına erdirmek. Bitirmek. Mükemmel. İkmal edilmiş. İkmal etmek.

Zonked out : Sarhoş olmuş. Uykuya hızlı dalmak. Aşırı yorgun. (alkol etkisiyle) ayakta duramayan. Kafayı bulmuş. Çabucak uyuyakalmak. Çok yorgun. Bilinç kaybetmek (uyuşturucu veya yüksek miktarda alkol kullanımından kaynaklı olarak).

Cheesier : Berbat. Tapon. Kötü. Peynire benzeyen veya peynir içeren. Kötü kaliteli (argo terim). Peynirli. Sıradan. Peynir kıvamında. Banal.

Back number : Eski nüsha. Eski sayı (dergi vb.). Bir önceki sayı. Modası geçmiş şey. Geçmiş nüsha. Bir derginin eski sayılarından biri. Eski sayı. Eski kafalı tip. Geri kafalı.

Distressed : Yıpranmış. Yoksul. Fakir. Dertli. Endişeli. Sıkıntılı. Kahırlı. Üzüntülü. Kederli. Talihsiz.

Dud : Başarısızlık. İşe yaramaz kimse. Sahte. Bozuk. Fiyasko. Karşılıksız çek. Karşılıksız. Dandik. Başarısız kimse.

Departed : Ölmüş. Geçmiş.

Played out synonyms : demoded, behind the times, cabbaged, noneffective, cheesiest, fossilized, ready to drop, hopeless, bushed, frizzy, clapped out, deadbeats, all in, buggered, all over with, done, antiquated, beaten, washed up, zapped, wiped out, fagged, fogyish, careworn, all out, knackered, dated, cheesy, cornier, good for nothing, non effective, null, knocked out.