Afk türkçesi Afk nedir

  • Away from keyboard (klavyeden uzakta).
  • Şu anda bilgisayarda değilim ancak kısa bir süre sonra geleceğim (internet argosu).

Afk ile ilgili cümleler

English: The situation was Kafkaesque.
Turkish: Durum kafkavariydi.

English: Do you like books written by Franz Kafka?
Turkish: Franz Kafka tarafından yazılan kitapları sever misin?

İngilizce Afk Türkçe anlamı, Afk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Afk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pry : Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Koparmak. Merakla bakmak. Dikizlemek. Gözetlemek. Zorla elde etmek. Zorla söyletmek. Burnunu sokmak. Kaldıraç. Gözetleme.

Inquire : Soruşturmak. Soru sormak. Akıl sormak. Bilgi almak. Sorup öğrenmek. Sormak. Aramak. Sorgulama yapmak. Tahkik etmek. Araştırmak.

Confer with : Müzakere etmek. -ile görüşmek. Görüşmek. Danışmak. -ile danışmak. -den öğüt istemek.

Call for : Gerekli olmak. Gerekmek. Gerektirmek. İhtiyaç duymak. Uğrayıp almak. İstemek. Gönderilmesini istemek. Gidip gelmek. Çağırmak. Çağrıda bulunmak.

Solicit : Yalvarmak. Tahrik etmek. (yardım veya bir iyilik vb) istemek. Israrla rica etmek. Teşvik etmek. Askıntı olmak. Dilemek. Israrla istemek. Asılmak (erkeğe). Fahişelik yapmak.

 

Quest : Arama. Tahkik. Araştırmak. Macera. Soruşturma. Araştırma. Bulmaya çalışma. Aktarmak. Tetkik. Av izini aramak.

Enquire : Soru sormak. Sormak. Soruşturmak.

Communicate : Anlatmak. Bulaştırmak. Bildirmek. İletişime geçmek. Birbirine açılmak. Bağlantılı olmak. Nakletmek. Bitişik olmak. İletmek. Temasa geçmek.

Request : Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. İstem. Dilek. Rica. İstemek. Talep. Yalvarmak. Resmen istemek. Talep etmek. İstek.

Consult : Danışmanlık yapmak. Görüşmek. Görüş alışverişinde bulunmak. Danışmanlık etmek. Akıl danışmak. Danışmak. Dikkate almak. Danışmanlık vermek. Müracaat etmek. Başvurmak.

Afk synonyms : intercommunicate, bespeak.

Afk zıt anlamlı kelimeler, Afk kelime anlamı

Obviate : Halletmek. Yetmemek. Çözmek. Bertaraf etmek. Gidermek. Önlemek. Gereksiz kılmak. Önüne geçmek. Karşılamamak. İzale etmek.

Fore : Ön. Ön taraftaki. Öndeki. Baş taraf. İlk. Önde. Önde olan. Başa doğru. Pruva. Başta.