Pry türkçesi Pry nedir

Pry ile ilgili cümleler

English: Don't pry into my private life.
Turkish: Benim özel hayatıma burnunu sokma.

English: Ali spent fifteen minutes trying to pry open the drawer with a crowbar, but he couldn't get it opened.
Turkish: Ali çekmeceyi bir levye ile kaldırarak açmaya çalışarak on beş dakika harcadı fakat onu açamadı.

English: Don't pry into the affairs of others.
Turkish: Başkalarının işlerine burnunu sokma.

English: Ali tried to pry open the box.
Turkish: Ali kutuyu kırarak açmaya çalıştı.

English: Ali tried to pry open the window with a screwdriver.
Turkish: Ali bir tornavida ile pencereyi kırarak açmaya çalıştı.

Pry ingilizcede ne demek, Pry nerede nasıl kullanılır?

Pry open : Kaldıraçla açmak. Manivela ile açmak.

Pry up : Kaldıraçla kaldırmak. Manivela kaldırmak. Manivela ile açmak.

Paul pry : Herşeye burnunu sokan meraklı ve işgüzar insan.

Prydoxal : Pridoksal. B6 vitamini.

Prydoxamine : Pridoksamin. B6 vitamini.

Pryingly : Gözetleyerek.

Caprylate : Kaprilat.

Pryhelio meter : Güneş değişmezini ölçmek için kullanılan bir aygıt. düşen güneş ışınlarını soğuran karartılmış bir yüzey parçası aldığı erkeyi ısıya çevirir; böylece sıcaklık artması ölçülerek dakikada cm² ye düşen erke bulunur. Günerkölçer.

 

Prylocaine : Tüm yerel anestezi biçimlerinde kullanılabilen yerel anestezik ilaç. Prilokain.

Pryings : Meraklı. Mütecessis. Gözetleyen. Gözetleme. Manivela ile oynatma.

İngilizce Pry Türkçe anlamı, Pry eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enquire : Soruşturmak. Sormak. Soru sormak.

Observation : Bir olayın veya olgunun niteliklerini açıklamak amacıyla, her türlü belirtinin planlı bir biçimde izlenmesi. Rasat. Gözlem sonucu. Görüş. Gözlem. Bir olayı, bir gerçeği ya da bir nesneyi iyi anlamak için bu olay, gerçek ya da nesnenin türlü belirti ve koşullarını izleme ve inceleme işi. izleme ve inceleme sonucu elde edilen ölçü, puan ya da derece biçimindeki değerlere verilen ad. bir kimsenin ya da bir kümenin etkinliğini belli bir süre gözlemek ve bu süre içinde ortaya çıkan davranışları bir yere yazmak işlemi. Eğitim, uzay, iktisat, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gözetim. Seyretme.

Peeped : Röntgenlemek. Görünüvermek. Çıkmak. Gizlice bakmak. Dikiz etmek. Röntgencilik yapmak. Cik cik diye ses çıkarmak. Röntgencilik etmek.

 

Drag out : Sürüncemede bırakmak. Sızdırmak. Uzun tutmak. Ağzından laf almak. Bir olayı uzatmak. Gereksiz yere uzamak. Uzatmak.

Breaks : Yakın dövüşü bırakmak. Akma kırışıkları. Uymamak. Kırmak. Ara. İhlal etmek. Patlamak. Molalar. Kırılmak. Çiğnemek.

Crowbar : Manivela. Levye. Kol demiri. Manivela kolu. Külünk. Kavlak süngüsü. Kazayağı. Demir kol.

Cozened : Kandırmak. Zorlamak. Dolandırmak. Aklını çelmek. Aldatmak.

Peeked : Röntgen. Dikiz etmek. Göz atıvermek. Dikiz. Röntgenlemek. Gizlice bakmak. Dikizleme.

Espy : Gözüne çarpmak. Gözüne ilişmek. Fark etmek. Görmek. Farketmek. Uzaktan görmek. Casusluk etmek.

Cozen : Kandırmak. Aklını çelmek. Zorlamak. Dolandırmak. Aldatmak.

Pry synonyms : hoist, peeping, keep cave, eyeing, heavers, lever, interfered, intermeddling, jack, prying, coax, open, observations, lookout, chime in, enforce, bo peep, pryings, prize, open up, crowbars, exact, deflorate, pried, case the joint, cozening, keep tabs on, keep a weather eye open, be on guard, peek, crankshafts, ask, cut off.

Pry zıt anlamlı kelimeler, Pry kelime anlamı

Stiffen : Kolalamak. Pekişmek. Kasılmak. Pekiştirmek. Kuvvetlendirmek. Katılaşmak. Sertleştirmek. Katılaştırmak. Ciddileşmek. Soğuklaşmak.

Close : Bağlantılı. Geçit. Kapamak. Yummak (göz). Yakın. Kapanmak. Kadans. Göğüs göğüse kavga. Avlu (okul, kilise).

Pry ingilizce tanımı, definition of Pry

Pry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Often implying reproach. To attempt to discover something by a scrutinizing curiosity. Curious inspection. To peep narrowly. A lever. To inspect closely. Impertinent peeping. To gaze. To raise or move, or attempt to raise or move, with a pry or lever. Also, leverage. To prize.