Bu sayfada Grape ne demek nedir grape hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi grape resimleri yazıları türkçesi ne demek grape ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller grape hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Grape nedir English: Wine is made from grape juice. Turkish: Şarap, üzüm suyundan yapılır. English: Ali bought a bunch of grapes and I ate them. Turkish: Ali bir salkım üzüm aldı ve onları yedim. English: Ali bought three bo...
Grape hyacinth nedir : Misket. Üzüm. Atın diz içindeki yara. Sığır veremi. Asma. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok kültür çeşidi ile te...
Grape oil nedir : Salkım. Sığır veremi. Üzüm. Asma. Üzüm tanesi. Atın diz içindeki yara. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok kültür ...
Grape sugar nedir : Misket. Üzüm tanesi. Peşrev. Atın diz içindeki yara. Asma. Sığır veremi. Üzüm. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok...
Grapefruits nedir English: They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons. Turkish: Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon. : Altıntop. Greyfurt. Greyfrut. Greypfrut. Kızmemesi. Sözcükler, ...
Grapery nedir : Bağ. Üzüm yetiştirmek için kullanılan yapı veya kapalı arazi. Üzüm bağı. Grape berry moth : Salkım güvesi. Tırtıl çağında, çiçek tomurcuklarını, korukları ve olgun salkımları yiyerek, bağlara büyük zarar veren küçük kele...
Grapeshot nedir of grapes : Üzüm salkımı. Salkım. Cluster of grapes : Üzüm demeti. grapes : Yaş üzüm. Harvest grapes : Bağ bozmak. grapes : Çekirdeksiz üzüm. Grape hyacinth : Salkımlı sümbül. Türk sümbülü. grapes : Sofralık üzüm. Grape pu...
Grapevines nedir through the grapevine : Üçüncü kişilerden haber almak. Kulağına gelmek. Söylenti ve dedikodular hakkında bilgi edinmek. Üçüncü kişilerden bilgi almak. Kulağına çalınmak. Grapevine : Asma (üzüm). Söylenti. Fısıltı gazetesi....
Grape berry moth nedir : Salkım. Üzüm tanesi. Sığır veremi. Üzüm. Peşrev. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve pek çok kültür çeşidi ile temsil edil...
Grape fruit nedir : Üzüm tanesi. Peşrev. Salkım. Misket. Asma. Üzüm. Atın diz içindeki yara. Sığır veremi. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve...
Grape juice nedir English: Ali bought three bottles of grape juice. Turkish: Ali üç şişe üzüm suyu aldı. English: I asked for grape juice. Turkish: Üzüm suyu istedim. English: Wine is made from grape juice. Turkish: Şarap, üz...
Grape pulp nedir : Misket. Asma. Atın diz içindeki yara. Peşrev. Sığır veremi. Salkım. Üzüm. Üzüm tanesi. Asmagiller (vitaceae) familyasından, yaprakları elsi, bakka tipi meyveleri olan ve meyveleri için kültürü yapılan, ülkemizde 3 tür ve...
Grapefruit nedir English: They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons. Turkish: Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon. English: Tom doesn't like grapefruit. Turkish: Tom, greyfurt...
Graperies nedir : Üzüm yetiştirmek için kullanılan yapı veya kapalı arazi. Üzüm bağı. Bağcılık. Üzümcülük. Bağ. Grape berry moth : Salkım güvesi. Tırtıl çağında, çiçek tomurcuklarını, korukları ve olgun salkımları yiyerek, bağlara büyük z...
Grapes nedir English: Ali bought a bunch of grapes and I ate them. Turkish: Ali bir salkım üzüm aldı ve onları yedim. English: The black grapes are as sweet as the white ones. Turkish: Siyah üzümler beyaz olanlar kadar tatlı....
Grapevine nedir English: Hey Tom, I heard through the grapevine that you and Susie are going out. Way to go! Turkish: Hey Tom, dedikodu vasıtasıyla senin Susie ile çıktığını duydum. Tebrikler. English: I heard the news through the gr...