Bu sayfada Straighten ne demek nedir straighten hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi straighten resimleri yazıları türkçesi ne demek straighten ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller straighten hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Straighten nedir English: It was my turn to straighten up the room. Turkish: Odayı düzenlemek benim sıramdı. English: We'll straighten everything out. Turkish: Her şeyi açıklığa kavuşturacağız. English: Ali is now straightening u...
Straighten up nedir English: Ali is likely to end up in prison if he doesn't straighten up. Turkish: Ali kendini düzeltmezse hapsi boylayacak. English: It was my turn to straighten up the room. Turkish: Odayı düzenlemek benim sıramd...
Straightened up nedir English: Meg straightened up her desk. Turkish: Jale masasını düzenledi. English: Ali straightened up his bedroom. Turkish: Ali yatak odasını düzeltti. : [#Düzelmek. Doğrusunu açıklamak. Doğrulmak. Düzleştirmek. ...
Straightening nedir English: Ali is now straightening up his room. Turkish: Ali şimdi odasını düzene sokuyor. roll : Doğrultma merdanesi. Straighten out : Aydınlatmak. Düzelmek. Yoluna koymak. Aydınlığa kavuşturmak. Işık tutmak. Doğrulma...
Straightens nedir out : Düzeltmek. Işık tutmak. Doğrusunu açıklamak. Aydınlığa kavuşturmak. Düzelmek. Doğrulmak. Yoluna koymak. Şüphesini gidermek. Açıklığa kavuşturmak. Aydınlatmak. Straighten somebody out : Rahatlatmak. Şüphesini gidermek...
Straighten out nedir English: I can't straighten out my back. Turkish: Sırtımı düzeltemiyorum. : Doğrulmak. Düzeltmek. Doğrultmak. Düzlemek. Düzleştirmek. Kalkmak. Toplamak. Halletmek. Doğrusunu açıklamak. Düzelmek. Out : Dışarıda. Bayılm...
Straighten somebody out nedir : Yoluna girmek. Düzeltmek. Düzleştirmek. Doğrulmak. Doğrultmak. Halletmek. Doğrusunu açıklamak. Düzlemek. Kalkmak. Toplamak. Somebody : Şahsiyet. Birisi. Biri. Önemli birisi. Kimisi. Bir kimse. Kimse. Önemli kimse. Bazısı...
Straightened nedir English: Ali straightened up his bedroom. Turkish: Ali yatak odasını düzeltti. English: Ali straightened the knot on his tie. Turkish: Ali kravatındaki düğümü düzeltti. English: Ali straightened his glasses. ...
Straightener nedir : Düzeltmek. Düzleştirmek. Doğrultmak. Doğrusunu açıklamak. Doğrulmak. Yoluna koymak. Düzelmek. Kalkmak. Yoluna girmek. Straightened up : Dik bir duruma gelmek. Kalkmak. Düzen altına almak. Doğrulmak. Bir düzene sokmak (bi...
Straightening roll nedir : Doğrusunu açıklamak. Düzeltme-doğrultma. Düzleme. Düzeltmek. Düzelme. Düzleştirme. Doğrultmak. Düzelmek. Yoluna girmek. Doğrulmak. Roll : Yalpa yapmak. Sallamak. Döndürmek. Ağzında yuvarlayarak söylemek. Tekerlekler üzer...