Calver türkçesi Calver nedir

  • Dilimleyip turşusunu kurmak.
  • Dilimleyip turşusunu kurmaya uygun olmak.
  • Balığı canlı iken hazırlamak.

Calver ingilizcede ne demek, Calver nerede nasıl kullanılır?

Calve : Buzağı doğurmak. Parçalamak (buzdağı vb.). Buzağılamak. Yavrulamak (inek). Parçalara ayrılmak.

Calved : Yavrulamak (inek). Buzağılamak. Buzağı doğurmak. Parçalamak (buzdağı vb.).

Calves : Danalar. Buzdağından kopmuş buz parçası. Buzağı. Sersem genç veya çocuk. Buzağılar. Çorabın baldır kısmı. Dana sürüsü. Baldır. Kocaman hayvan yavrusu. Dana.

Calves foot : Paça.

Calves foot jelly : Paça çorbasının jölesi. Paçadan yapılan jöleli et suyu çorbası.

Calvarial : Calvarium (kafatasının tepesi) ile alakalı.

Iron deficiency anemia in calves : Uzun süre inek sütü ağırlıklı veya yalnızca inek sütüyle beslenen buzağılarda demir eksikliğine bağlı olarak gelişen anemi. Buzağılarda demir eksikliği anemisi.

Calvados : Elma suyundan damıtılan sek elma konyağı (normandiya'da üretilen). Fransa'nın normandiya bölgesinin elma brendisi.

Milk calves tetany : Süt buzağılarının tetanisi. Buzağılarda büyümenin en hızlı olduğu 2-4 aylık dönemde beslenmenin esas olarak süte dayandırılması sonucu magnezyum yetersizliği sonucu ortaya çıkan tetaniyle belirgin tablo.

 

Calvarium : Kafatasının kubbesi (anatomi terimi). Kafatasının üst bölümüne ait. Kafatasının tepesi. Kalvaryum.

İngilizce Calver Türkçe anlamı, Calver eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Calver ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coagulate : Koyulaşmak. Koyulaştırmak. Pıhtılaş. Pıhtılaşmak. Pıhtılaştırmak. Topaklaşmak.

Allegorize : Alegori biçiminde yorumlamak. Alegorilerle anlatmak. Kinaye yazmak. Kinaye yapmak. Kinaye etmek.

Compensate : Karşılamak. Tazmin etmek. Gidermek. Eşitlemek. Dengelemek. Bedelini vermek. Ödünlemek. Telafi etmek. Denklemek. Acısını telafi etmek.

Fix : Tespit etmek. Çıkmaz. Eroin dozu. Önceden belirlenmiş sonuç. Onarmak. Düzeltmek. Düzeltme. Tamir etmek. Aşırı doz. Yerleştirmek.

Land : Yere inmek. Ülke. Alan. Memleket. Aynı türden toprak parçası. Karaya ayak basmak. Arazi. Kara. Kıyıya çıkmak. Karaya çıkmak.

Form : Parmak ekzostozları. Şekillenmek. Bilgi belgesi. Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü. Davayı gören yargılık. Şekil. Atlarda ayağın korona bölgesinde oluşan kemik üremeleri. Şekil almak. Şekillendirmek. Bilgisayar, hukuk, fizik, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Decarboxylate : Karboksilden arındırmak. Bir bileşikten karboksil grubunu çıkarmak (kimya).

Equal : Denk. Eş. -e eşit olmak. Karşılık gelmek. Muadili olmak. Eşdeğerde olmak. Eş değerde olmak. Yaşıt. Bir olmak. Eşit.

Spike : Sivri uçlu çubuk. Sivri demir ile delmek. Tıkamak. Falya deliğini tıkamak (silah). Delmek. Tahta sokmak. Aniden yükselmek veya artmak. Sivri uç. Başak. Alkol katmak.

 

Bedim : Belirsizleştirmek. Donuklaştırmak. Karartmak.

Calver synonyms : isomerise, automatise, symmetrise, constitutionalise, detransitivise, opalise, line of work, mythologise, opalize, lifehack, unsanctify, sexualise, plasticise, orientalise, animise, mythicize, devilize, domesticise, digitalise, professional life, demythologise, paganise, animize, vascularise, deaminize, immaterialise, sensibilize, internationalise, acetylise, communise, individualise, ionate, mythicise.

Calver zıt anlamlı kelimeler, Calver kelime anlamı

Decelerate : Hız azaltmak. Yavaşlatmak. Hızı azalmak. Hız kesmek. Yavaşlamak.

Dissimilate : Farklı olmak. Farklı sesler çıkarmak. Farklılaştırmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim). Farklılaşmak. Farklı yapmak.

Focus : Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Odağı ayarlamak. İlgi odağı. Odak. Odaklanmak. Seçikleştirmek amacıyla görüntüyü odak noktasına düşürmek için alıcı merceğinde yapılan düzeltme. Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak). Merkez çekit. Bir çekide toplamak. Merkez.

Calver antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order, retreat.

Calver ingilizce tanımı, definition of Calver

Calver kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To bear, or be susceptible of, being calvered. As, grayling`s flesh will calver. To cut in slices and pickle, as salmon.