Calve türkçesi Calve nedir

  • Buzağılamak.
  • Parçalamak (buzdağı vb.).
  • Yavrulamak (inek).
  • Buzağı doğurmak.
  • Parçalara ayrılmak.

Calve ile ilgili cümleler

English: Cows give their calves milk every morning.
Turkish: İnekler her sabah buzağılarına süt verir.

Calve ingilizcede ne demek, Calve nerede nasıl kullanılır?

Calved : Parçalamak (buzdağı vb.). Buzağılamak. Buzağı doğurmak. Yavrulamak (inek).

Calver : Dilimleyip turşusunu kurmaya uygun olmak. Dilimleyip turşusunu kurmak. Balığı canlı iken hazırlamak.

Calves : Baldır. Buzdağından kopmuş buz parçası. Buzağı. Dana derisi. Balina yavrusu. Dana. Danalar. Kocaman hayvan yavrusu. Çorabın baldır kısmı. Sersem genç veya çocuk.

Calves foot : Paça.

Calves foot jelly : Paça çorbasının jölesi. Paçadan yapılan jöleli et suyu çorbası.

Milk indigestion of calves : Buzağıların sindirim bozukluğu. Buzağıların süt indigesyonu.

Calvaria : Kafatasının üst kısmı. Kafatasının üst bölümü. Kalvarya. Kafatasının kubbesi (anatomi terimi). Kafatası kubbesi, kemiksel kafatası tavanı.

Milk calves tetany : Süt buzağılarının tetanisi. Buzağılarda büyümenin en hızlı olduğu 2-4 aylık dönemde beslenmenin esas olarak süte dayandırılması sonucu magnezyum yetersizliği sonucu ortaya çıkan tetaniyle belirgin tablo.

 

Iron deficiency anemia in calves : Buzağılarda demir eksikliği anemisi. Uzun süre inek sütü ağırlıklı veya yalnızca inek sütüyle beslenen buzağılarda demir eksikliğine bağlı olarak gelişen anemi.

Calvarium : Kafatasının üst bölümüne ait. Kafatasının kubbesi (anatomi terimi). Kafatasının tepesi. Kalvaryum.

İngilizce Calve Türkçe anlamı, Calve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Calve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Calving : Buzağılama. Yavrulama. Gebelik süresi sonunda ineğin doğurması. Doğurma.

Part : Fasıl. Görev. Elden çıkarmak. Hisse. Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik. Kısmen. Parçalamak. Taraf. Ayrılmak. Kısım.

Bear : Sineye çekmek. Bulundurmak. (ürün veya meyve) vermek. Getirmek. Değmek. Beslemek. Dönmek. Vurguncu. Sahip olmak. Kin gütmek.

Be shattered : Paramparça olmak. Sarsılmak.

Separate : Yollarını ayırmak. Tek başına olan. Müstakil. Ayrıbasım. Ayırmak. Ayrık. Tecrit etmek. Çıkmak. Ayrışmak.

Have : Kabul etmek. Göz yummak. Aldatmak. Bulunmak. Dolandırmak. Elinde bulunmak. Malik olmak. Buyurmak. Sahip olmak. Zorunda olmak.

Fall to pieces : Yıkılmak. Parçalanmak. Paramparça olmak. Bin parça olmak. (duygusal anlamda) darmadağın olmak. Tuzla buz olmak. Dağılmak. Bozulmak.

Break to pieces : Tuzla buz etmek. Tuzla buz olmak. Parçalanmak. Parça parça etmek. Paramparça etmek.

Come apart : Kopuvermek. Parçalanmak. Parça parça olmak. Dağılmak. Dağılıvermek.

Calve synonyms : have young, calved, fall apart, give birth, chip off, divide, break up, deliver, birth, fragment.

Calve ingilizce tanımı, definition of Calve

Calve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To throw off fragments which become icebergs. To bring forth a calf. Said of a glacier.