Bece nedir, Bece ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ocak.

Pencere, tavan penceresi, dumanın çıkması ve evin ışık alması için toprak damlarda açılan delik.

Arı oğulu.

Bece ile ilgili Cümleler

  • Ayrıca dans etmeyi beceremiyorum.
  • Becerikli genç buluşu için bir ödül kazandı.
  • Tom, Mary'nin becerisinden etkilendi.
  • Ali oldukça becerili.
  • Pizza yapmada becerikli değilim ama Mustafa beceriklidir.
  • Beceriksiz olman sorun değil.
  • Becerikli misin?
  • Sen çok beceriklisin.
  • Becereceğimi sanıyorum.
  • Beceriksizsiniz oğlum siz.
  • Sosyal medya gençlerin sözel iletişim becerilerini kısıtlıyor olabilir.
  • Beceriksizliğe tolerans göstermem.
  • Beceri, özellikle deneyimin ve yeteneğin bir sonucu olarak tanımlanır.

Bece ile ilgili Atasözü veya Deyim

işler becermek : zararlı, gizli işler yapmak.

Bece tanımı, anlamı

Becek : Tülbent. Köşe, bucak, uç, açı. Böcek. Tül. Sivas ilinde, İmranlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge

Beceka : Saygısız, yaramaz: Ne beceka çocuksun.

Becekli : Sivas ili, Şerefiye nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Becel : [Bakınız: becen]. At, eşek gibi hayvanlarda bel soğukluğuna benzeyen bir çeşit hastalık. Bel soğukluğuna tutulmuş köpek. Tembel. Tavşan yavrusu.

Becellemek : Başarmak, becermek. Başarmak, becermek, güçlüğü yenmek.

Becen : Tavşan yavrusu. İşçi, amele. Sebze bahçesinde tohum ekmek için açılan küçük çukur. Yeni doğmuş tavşan yavrusu.

 

Becena : Issız, tenha, korkunç (yer).

Becenarı : Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü.

Becene : Issız, tenha, korkunç (yer). Sarp, taşlık, kayalık (yer). Ördek avı için, göl kenarında dal ve sazdan yapılmış kulübe. Kulübe, avcı kulübesi.

Becenelik : Bataklık.

Beceni : Issız, tenha, korkunç (yer).

Becere : Sarp, taşlık, kayalık (yer).

Becerebilme : Becerebilmek işi.

Becerebilmek : Becerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Beceri alıştırmaları : Kas ve sinirlerin işbirliğiyle başarılan ve yerde takladan havada taklaya değin gelişen güç alıştırmalar.

Beceri oyuncusu : Bir kişiyi canlandırmak için değil de, fiziksel açıdan bir ustalık edinmek için eğitilmiş sanatçı. Örnek : Sirk sanatçıları.

Beceriksizce : Beceriksiz bir biçimde.

Beceriksizleşme : Beceriksizleşmek işi.

Beceriksizleşmek : Beceriksiz bir duruma gelmek.

Becerilme : Becerilmek işi.

Becerilmek : Becerme işine konu olmak.

Becerisel dans : Çeşitli becerilerin ve cambazlıkların gösterildiği dans.

Beceriverme : Becerivermek işi.

Becerivermek : Çabucak becermek.

Becerlemek : [Bakınız: beşirlemek]. Kötü bir işin hakkından gelmek. Dayak atmak. Irzına geçmek. Başarmak, becermek. Başarmak, becermek, güçlüğü yenmek. Güç kullanarak cinsel ilişkide bulunmak. Dövmek.

Becernikli : Becerikli.

Becertlemek : Başarmak, becermek, güçlüğü yenmek.

Becertme : Becertmek işi.

Becertmek : Becerme işini yaptırmak.

Beceyiş : Becayiş, yer değişme.

Doğal beceri : Bir yetişme dönemine gerek duyulmadan değişik işleri başarma yeteneği.

Ecet becet : Görülmemiş şekilde.

 

El becerisi : Nesneleri biçimlendirme, yapma, araç ve aygıtları kullanma konusunda kazanılan yeterlik. 2-Ellerin ve parmakların kas ortakgüdümü bakımından kazandığı uzluk.

Okuma becerisi : Sözcükleri tanımak, anlamak ya da anımsamak gibi başarılı okumanın gereği olan konularda yeterlik, ustalık.

Temel beceri : Okuma, yazma, toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi daha ileri öğrenim sağlamakta gerekli olan beceriler.

Temel beceriler : Okullarda okutulan türlü derslerde istenilen yeterliği kazanmak için temel sayılan beceriler.

Becelleşme : Cedelleşme.

Becelleşmek : Cedelleşmek.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Beceri yitimi : İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu, apraksi.

Becerikli : Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.

Beceriklilik : Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik.

Beceriksiz : Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.

Beceriksizlik : Beceriksiz olma durumu, maharetsizlik.

Becerme : Becermek işi.

Becermek : Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.

Becet : Serçegillerden, küçük bir kuş (Passer).

Diğer dillerde Bebeksilik anlamı nedir?

İngilizce'de Bebeksilik ne demek ? : infantilism