Bottles türkçesi Bottles nedir

  • [#şişeleme Şişelemek].
  • Kavanozlayıp saklamak.
  • Şişeye doldurmak.

Bottles ile ilgili cümleler

English: Beer bottles are made of glass.
Turkish: Bira şişeleri camdan yapılır.

English: Ali came into the room carrying three bottles of wine.
Turkish: Ali üç şişe şarap taşıyarak odaya geldi.

English: Ali drank three bottles of wine by himself last night.
Turkish: Ali dün gece kendi başına üç şişe şarap içti.

English: Ali bought three bottles of red wine.
Turkish: Ali üç şişe kırmızı şarap aldı.

English: Ali bought three bottles of grape juice.
Turkish: Ali üç şişe üzüm suyu aldı.

Bottles ingilizcede ne demek, Bottles nerede nasıl kullanılır?

Passage on bottles : Fillerin şişeler üzerinde dengelenmesi. Şişe geçidi.

Bottlesful : Şişelerce. Şişeler dolusu.

Bluebottles : Kurtsineği. Peygamberçiçeği. Fizalya. Fizalya denizanası. Polis. Portekizli asker. Aynasız. Kurt sineği. Belemir. Mavi kantaron.

Bottle blonde : Aslında koyu renk saçı olup boya ile açmış kadın. Boyama sarışın. Saçının rengi beyaza yakın bir sarı olan kimse. Sahte sarışın.

Bottle bobbin : Roket bobin.

Bottle holder : Suç ortağı. Yardakçı. Antrenör. Koç.

Bottle feed : Mamayla beslemek. Biberonla beslemek.

Bottle feeding : Mamayla beslemek. Biberonla beslemek. Biberonla emzirmek.

 

Bottle fed : Mamayla beslemek. Biberonla beslemek.

Bottle gourd : Sukabağı.

İngilizce Bottles Türkçe anlamı, Bottles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bottles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Calabash : Su kabı. Sukabağı. Su kabağı. Su kabağından yapılmış su kabı. North carolina eyaletinde yerleşim yeri.

Inkpot : Mürekkep şişesi. Hokka.

Decanter : Durultucu. Sürahi. Süzme kabı. Kulpsuz kana. Durultucu sürahi. İçki sürahisi. Şarap sürahisi.

Ketchup bottle : Ketçap şişesi.

Smelling bottle : Koklama şişesi. İçerisinde amonyak ruhu olan şişe. Amonyak şişesi. Kokan tuzları taşımak için küçük kap.

Mouth : Söylemek. Ağız. Kesici aletlerin keskin yanı. Dudak bükmek. Dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak. Geme alıştırmak. Dırdır etmek. Kavşak. Zırlamak. Tane tane söylemek.

Wine bottle : Şarap şişesi.

Flask : Termos. Cep şişesi. Deney tüpü. Cam, metal, plastik gibi özdeklerden yapılmış, yuvar biçiminde boyunlu bir kap. Şişe. Barutluk. Topar. Matara. Hasırlı şişe.

Water bottle : Matara. Su şişesi.

Beer bottle : Bira şişesi.

Bottles synonyms : specimen bottle, ink bottle, crewet, armed combat, pop bottle, pill bottle, bottlecap, naval battle, demijohn, pitched battle, warfare, ampoule, phial, war, dogfight, vial, ampule, carboy, conflict, jug, carafe, engagement, soda bottle, whiskey bottle, action, bottle, bottling, cruet, catsup bottle, gourd, fight, combat, military action.

Bottles zıt anlamlı kelimeler, Bottles kelime anlamı

Discolor : Bozmak. Soldurmak. Solma. Rengi değişmek. Rengini bozmak. Leke. Rengini değiştirmek. Lekelemek. Solmak.

Plain : Yalın bir dille. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Düz. Sadelik. Süssüz. (sürekli) şikayet etmek. Ova. Düzlük. Sade bir biçimde.