Gede nedir, Gede ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Çelimsiz, zayıf, cüce kişi.
Annesi babası olmayan kişi.
Aç gözlü, obur kişi.
Arsız kişi.
Yaşına göre daha akıllı görünen kişi.
Niteliği düşük, kötü, aşağı (adam).
Cimri.
Karnı şiş, hastalıklı kişi.
Erkek çocuğu.
Sahil.
Boyunduruğun sabana takılan kısmı.
Gelişmemiş.
Kötü.
Çocuk.
Gede tanımı, anlamı
Gedebot : Musluk: Gedebotu bekit su akmasın.
Gedeboz : Deniz araçlarını karaya çekmek için araca takılan tel. Dümeni idare eden ağaçtan yapılan eğri bir araç.
Gedeği : [Bakınız: gedey]. Ahır. Salon.
Gedeğle : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.
Gedeh : Gocih'den bir yaş küçük, süt emen manda yavrusu. Arapça kökenli kadeh: kadeh.
Gedek : Manda yavrusu. Kışın doğan kuzu. Çoluk çocuk.
Gedekılıç : Boyunduruğu sabana tutturmak için saban okunun ucundaki deliğe sokulan ağaç çivi.
Gedeklenmek : Kuvvetçe zayıf gördüğü kimseye haksız bir iş önermek.
Gedel : Kertik, gedik. Engebeli tarlalarda duvarla ayrılmış bölümler. Yamaçlar üzerinde yapılan set set tarlalar. Tahta duvar. Birbirinin üzerine konulan merteklerin dışarda kalan uçları.
Gedele : Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Bağ çubukları ile yapılan sepet. Kısa boylu, şişman, göbekli. Küçük küp.
Gedeleç : Asma kabağı. Ok kuburu, sadak. Ok kuburu, tirkeş, sadak.
Gedelek : Bursa kenti, Orhangazi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Gedeli : Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme.
Gedeli yatırmak : Bağ çubuklarını daldırma yoluyle çoğaltmak.
Gedeliç çivisi : Boyunduruğu sabana tutturmak için saban okunun ucundaki deliğe sokulan ağaç çivi.
Gedelli : Niğde ilinde, Ulukışla belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Gedelova : Van şehrinde, Erçek bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Gedem : Arapça kökenli kadem: kadem; ayak; uğur.
Gedemeç : Köy evlerinde giriş yeri.
Geden : Taraf, yön, semt.
Gedene : Tarlanın alt ve engin olan bölümü. Meyve ağaçlarını sulamak için dibine eşilen çukur.
Geder : Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Merkep. Alın yazısı. Küçük, büyük çuval. Kadar. Kadar (ğedder, geden, gedin, geddin ğetten, gartin şekilleri de vardır).
Gedere : Bağ dikmek için uzunlamasına açılan çukur.
Gederi : Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme. Bağ dikmek için uzunlamasına açılan çukur. Yolcu.
Gedermek : Kaybetmek.
Gedeş : Çelimsiz, zayıf, cüce (kimse). Karnı şiş, hastalıklı kişi. [Bakınız: gede]. Konuksever. Gösterişi seven. Onurlu.
Gedevek : Batıdan esen rüzgâr.
Gedevel : Kuzeyden esen rüzgâr.
Gedevet : Rüzgâr. Kuzeybatıdan esen rüzgâr. Doğu ve batıdan esen rüzgâr. Yazın esen hafif rüzgâr. Soğuğun çok etkilediği yer. Bahçe ve ekinleri sulamak için açılan su arkları.
Gedevle : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.
Gedevül : Doğu ve batıdan esen rüzgâr.
Gedey : Salon. Kiler. Ahır. Koridor. 'eskiden' evlerin ikinci katındaki büyük sofa salon.
Gedeyh : Manda yavrusu. Dişi manda yavrusu; malak.
Gedip gedermek : Gitmek, yürümek:Ben Ali'yi yolda gedip gederiken gördüm.
Ne geder : Ne kadar.
Diğer dillerde Geçmiştelik anlamı nedir?
Fransızca'da Geçmiştelik nedir ? : imparfait


Bu kısımda Gede nedir? Gede ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gede tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gede hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.