Gedeli nedir, Gedeli ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme.

Gedeli anlamı, kısaca tanımı

Gede : Çelimsiz, zayıf, cüce kişi. Annesi babası olmayan kişi. Aç gözlü, obur kişi. Arsız kişi. Yaşına göre daha akıllı görünen kişi. Niteliği düşük, kötü, aşağı (adam). Cimri. Karnı şiş, hastalıklı kişi. Erkek çocuğu. Sahil. Boyunduruğun sabana takılan kısmı. Gelişmemiş. Kötü. Çocuk

Gedel : Kertik, gedik. Engebeli tarlalarda duvarla ayrılmış bölümler. Yamaçlar üzerinde yapılan set set tarlalar. Tahta duvar. Birbirinin üzerine konulan merteklerin dışarda kalan uçları.

Gedeli yatırmak : Bağ çubuklarını daldırma yoluyle çoğaltmak.

Gedeliç çivisi : Boyunduruğu sabana tutturmak için saban okunun ucundaki deliğe sokulan ağaç çivi.

Çelikleme : Çeliklemek işi.

Çoğaltma : Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.

Daldır : İnce sicimden örülmüş şemsiye biçiminde balık ağı.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Topra : Torba.

Çubuk : Körpe dal. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Kumaşta düz çizgi.

 

Çelik : Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).

Çeli : Mısır sapı: Tarladan bu çelileri toplattırmak lâzımdır. Keçi yavrusu: Çeli küçük iken sevilir. Dalga taşıyıcı ortamın sürücü kaynağa karşı gösterdiği hızla oranlı direni kuvvetinin oranlıluk değişmezi.

Çoğa : Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru.

Bağ : Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

Diğer dillerde Geçmiştelik anlamı nedir?

Fransızca'da Geçmiştelik nedir ? : imparfait