Çoğa nedir, Çoğa ne demek
Çoğa; Yöntem Bilimi, İsim alanlarında kullanılan bir terimdir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bebek, çocuk.
Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi.
Çoğa isminin anlamı, Çoğa ne demek:
Çocuk. Yavru. Çoğa ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Teknik terim anlamı:
Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı.
Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır.
Çoğa ile ilgili Cümleler
- Problemleri çoğaltıp çözümlerini doğru bulmamı beklediğin her vakit bilerek hata yapmaya devam edeceğim.
- Trafik kazaları her yıl çoğalıyor.
- Dirençli bakteri çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine hatta ölüme yol açmaktadır.
- Bu mikroorganizmaların çoğalıp üremesinden sorumlu ilk mikroorganizmayı mikroskopta görebilir miyiz?
- Aşk çoğalma için insanları kandırmanın doğal bir yoludur.
- Çoğalma güdüsü bizi yaşamda tutan ana etken mi?
- Bilgi paylaşıldıkça çoğalır.
- İnsan her saniye değişiyor; eski hücreler ölüyor; yenileri çoğalıyor.
- Böyle gölgede kalan havuzlarda balıkların çoğalması imkânsızdır.
- Faiz nedeniyle sermaye çoğaldı.
- İnsanlar seks yaparak çoğalır bu yüzden televizyonda sevişme sahnelerinin olmasını yadırgamıyorum.
Çoğa ile ilgili Atasözü veya Deyim
azı çoğa saymak (veya tutmak) : verilen küçük bir armağanı çok beğenmek.
Çoğa kısaca anlamı, tanımı
Basit çoğaltan : Gelir harcama modelinde tüm kalemlerin otonom olduğu varsayımı altında otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren ve marjinal tasarruf eğiliminin tersine eşit olan katsayı
Bileşik çoğaltım negatifi : Çoğaltım negatifi elde etmekte kullanılan bileşik negatif.
Çırpıcı çoğanı : Çırpıcıların keten yıkamakta kullandıkları suda eriyen bir taştır.
Çoğa artış hızı : Bir çoğanın belli zaman kesitinde gösterdiği oransal artış.
Çoğa azalış hızı : Eksi değerli çoğa artış hızı.
Çoğa bileşimi : Çoğanın yaş, cins gibi belli ayrıtlara göre gösterdiği dağılım.
Çoğa bölünme : Bir hücrenin, önce çekirdeğinin birçok defa bölünmesi, sonra çevrelerinde bir miktar sitoplâzma ile çok sayıda hücreye ya da sporlara ayrılması. Belirli sarkodin ve sporozoan protozoonlarda kız hücreler oluşturmak için çekirdekte çoklu bölünmeyi takiben, oluşan her bir küçük çekirdeğin etrafında sitoplazma kitlesiyle çevrilmesini sağlamak amacıyla sitoplazma bölünmesinin görüldüğü eşeysiz üreme biçimi, agamogoni, agamogenezis, agamogenetik, şizogoni, meregoni.
Çoğa kuşağı : Yaşama aynı zamanda başlayan gerçek ya da tasarımsal çoğa öbeği.
Çoğa oturmak : Pahalıya mal olmak.
Çoğa sayımı : Başta cins, yaş, doğum yeri, öğrenim durumu ve uğraş olmak üzere bir çoğanın belli başlı ayrıtlarını, tüm birimleri tarayarak saptayan sayım.
Çoğa tepegeni : İlkece bir çoğanın yaş, cins gibi iki ana ayrıta göre bileşimini gösteren ve düşey boyutu yaşa, yatay boyutu cinse ayırmış olan yatık çubukçizim.
Çoğa uzancası : Belli bir çoğanın gelecekte alacağı büyüklük ya da bileşimi kestirme yöntemi.
Çoğabilim : Doğum, ölüm, evlenme, göç gibi çoğa olaylarıyla çoğanın yaş, cins ve yersel dağılımını konu alan bilim dalı.
Çoğaç : Güneş. Sıkıntılı hava, boğucu sıcak. Güneşlenilen yer. Güneş; gün ışığı. Güneş dokunan, güneşe karşı olan, güneşi eksik olmayan (yer).
Çoğaçlanmak : Güneşlenmek, güneşte ısınmak.
Çoğahan : Küçük yaşta hükümdar olmuş kimse.
Çoğak : Işıklı, ziyadar.
Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.
Çoğalabilme : Çoğalabilmek işi.
Çoğalabilmek : Çoğalma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çoğalamak : Çağlamak.
Çoğalaşmak : Toplanmak, birikmek, üşüşmek, kalabalık etmek.
Çoğalıverme : Çoğalıvermek işi.
Çoğalıvermek : Çabucak veya ansızın çoğalmak.
Çoğallaşmak : Toplanmak, birikmek, üşüşmek, kalabalık etmek.
Çoğalma katsayısı : Bir zaman aralığı içinde üretilen toplam nötron sayısının aynı aralık boyunca, kaçak ve soğrulma yoluyla kaybolan toplam nötron sayısına oranı (k).
Çoğaltabilme : Çoğaltabilmek işi.
Çoğaltabilmek : Çoğaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çoğaltan : Çarpan. Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren, 1931 yılında ilk kez Richard F. Kahn tarafından geliştirilen ve daha sonra da J. M. Keynes tarafından ayrıntılandırılarak kullanılan katsayı. Bu katsayı otonom harcamanın türüne göre farklı terimlerle tanımlanmaktadır.
Çoğaltı : Basımevinin bulunmasından önce yazmaların elle çoğaltılması işi.
Çoğaltı tarihi : Yazmaların elle yazılarak çoğaltıldığı yılı belirten tarih.
Çoğaltıcı ortam : İçinde fisyon zincir tepkimeleri oluşturabilecek ortam.
Çoğaltılabilen mallar : Belli bir üretim süreci sonunda miktarı arttırılabilen mal ve hizmetler.
Çoğaltılabilme : Çoğaltılabilmek işi.
Çoğaltılabilmek : Çoğaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çoğaltılamayan mallar : Tarihi eserler ve antika eşyalar veya bazı özel yetenekleri gerektiren hizmetlerden oluşan, belli bir üretim süreci sonunda miktarı arttırılamayan mal ve hizmetler.
Çoğaltılma : Çoğaltılmak işi.
Çoğaltılmak : Çoğalması sağlanmak.
Çoğaltılmış basit emek : Belirli bir zaman süresi içinde basit emekten daha büyük bir değer yaratan, üreticinin eğitimi için harcanan çabayı da içeren emek.
Çoğaltılmış sayıların biçimleri : Çeşitli araçlarla çoğaltılarak satışa sunulan yapıtların boyutları ve dış görünüşleri (5846 sayılı yasaya göre korunmaktadır).
Çoğaltım eşlemi : Çoğaltım negatifinin öbür adı.
Çoğaltım hakkı : Herhangi bir filmin eşlemini çıkarmayı, bu eşlemleri çoğaltmayı sağlayan hak.
Çoğaltım işlemi : Çoğaltımı gerçekleştirmek için başvurulan yollar.
Çoğaltım negatifi : Bir pozitiften basım yoluyla elde edilmiş negatif film; ana negatif dışındaki herhangi bir negatif. (Bir başka negatif ya da pozitif elde etmekte kullanılır. Çoğaltım eşlemi de denir).
Çoğaltım pozitifi : Ana pozitif dışındaki herhangi bir pozitif.
Çoğaltıverme : Çoğaltıvermek işi.
Çoğaltıvermek : Çabucak çoğaltmak.
Çoğaltma araçları : Yazılı bir yapıttan fazla sayı elde etmek için kullanılan araçlar (basım ve çoğaltma makineleri gibi).
Çoğaltma hakkı : Bir yapıttan daha fazla sayı elde edilip edilmemesi ile ilgili hak.
Çoğaltma hakkı saklı : Çoğaltma hakkını izne bağlı tutan deyim.
Çoğaltma hakkına saldırı : Hak iyesinin izni olmadan bir yapıtın çoğaltılması.
Çoğaltma kalıbı : (Heykel) Bir özgün heykelin birden çok benzetisi çıkarılmak istendiğinde yapılan çok parçalı kalıp. a. bk. kalıp.
Çoğaltman : Çoğaltı işini yapan kişi.
Çoğalttırma : Çoğalttırmak işi.
Çoğalttırmak : Çoğaltma işini yaptırmak.
Çoğan : Kökü ve dalları sabun gibi köpüren hem helvacılıkta, hem de temizlik işlerinde kullanılan bir bitki, çöven. Çöven. Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven. Şanlıurfa ilinde, Birecik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Çoğanmak : Birikmek, fazlalaşmak. Çok görmek, kıskanmak, çekememek.
Çoğarı vermek : Çoğalmak, çoğalıvermek.
Çoğarmak : Ateş yakmak için odunları hazırlamak, yanabilecek halde yerleştirmek.
Çoğartmak : Odunu ocak veya sobaya çaprazlama koymak, çatmak.
Çoğaş : Güneş. [Bakınız: çoğaç].
Çoğaşlı : Denizli ili, Bekilli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Çoğay : [Bakınız: Çokay].
Değiştirmeli çoğaltma : Yazılı metnin değiştirilerek basılıp satışa sunulması.
Denk bütçe çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, hükümet harcamalarının vergilerle karşılandığı varsayımı altında reel gayrisafi yurtiçi hasılada oluşacak değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayı.
Döllemsiz çoğalma : Doğal ya da deneysel olarak erkek gametle döllenme olmaksızın, dişi gametin üremesi. Partenogenez. (karşılık: partenogenez), Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle meydana gelen bir üreme tipi. Doğal olarak tabiatta meydana geldiği gibi deneysel olarak da yapılabilir.
Döllenmeden çoğalma : Doğal veya deneysel olarak erkek gametle döllenme olmaksızın dişi gametin üremesi, partenogenez.
Eksicik çoğaltıcısı : Bir ışılakımı yeğinleştirmek için, eksicik sayısını artıracak biçimde düzenlenmiş bir dizi üşekten oluşan ışılakımsal göze.
Elektron çoğaltıcı : Birbiri ardına dizilmiş elektrikuçlarının elektronlarla bombardımanı, dolayısıyla her aşamada elektron sayısının gittikçe artmasıyla, ufak bir akımı güçlendiren aygıt.
Etkin çoğa : Çalışan ya da üretken çoğa kesimi.
Gazda çoğaltım : Gelen ışınımla gaz içinde oluşturulan iyon çiftlerinin, yüksek düzeyli bir elektrik alanı etkisiyle ek iyon çiftleri oluşturması.
Harcama çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom harcamalarda ortaya çıkan bir değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük aynı yönlü etkiyi gösteren katsayı.
Hızlandıran çoğaltan modeli : Otonom harcamalarda meydana gelen bir değişmenin çoğaltan tarafından geliri, gelirin de hızlandıran ilkesiyle yatırımları etkilediği, diğer bir deyişle hızlandıran ilkesi ile çoğaltının karşılıklı ilişkilerini gösteren model.
Işık çoğaltıcı göz : Elektron akısının, birçok ikincil yayım (çıkışım) basamaklarıyle büyütüldüğü ışık-yayıcı göz.
Işılelektriksel çoğaltıcı : Işılsalım yüklerinin üst-üşekte oluşturduğu akımı birçok katlarına çıkaran çok üşekli boru.
İn vitro çoğaltma : Kontrollü yapay bir çevrede, temiz şartlarda, plâstik veya cam kültür kapları kullanılarak besi yerlerinde canlının çoğaltılması.
İşlendirme çoğaltanı : Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.
İzinsiz çoğaltılan yapıt : İyesinin izni alınmadan çeşitli yollarla çoğaltılan yapıt.
Kesimsel işlendirme çoğaltanı : Herhangi bir kesimin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı. Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın belli bir kesimdeki işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.
Kesimsel sermaye çoğaltanı : Herhangi bir kesimin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam sermayede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı. Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın belli bir kesimin sermayesinde ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.
Klonal çoğaltma : Bir bireyden veya aşılanan parçadan kökenini alan ve genetik olarak aynı olduğu düşünülen eşeysiz bitki üretilmesi.
Mikro çoğalma : Sürgün uçları ya da boğumlara ait eksplantlardan bitkilerin in vitro klonal çoğaltılması; genellikle alt kültürler boyunca sürgünlerin tomurcuk vererek çoğaltılması; meristem dokularından meydana gelen doğrudan somatik embriyo oluşumu.
Nötron çoğalması : Bir nötronun, fisil madde içeren ortamda kapılması sonucu, ortalama olarak 1 'den fazla nötron üretmesi.
Özgünden çoğaltma : (Heykel) Bir sanat yapıtının taklit yoluyla çoğaltılması.
Para çoğaltanı : Parasal tabandaki bir değişimin para sunumu üzerinde yaratacağı değişimi gösteren ve zorunlu karşılık oranı ile nakit tutma oranına bağlı olarak değişen katsayı.
Sermaye çoğaltanı : Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam sermayede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.
Sınırlı çoğaltma : Bir yapıtın belirli bir sayıda ve çok az olarak yayımlanması.
Süreğen çoğa : Yaşa örgü doğurganlık ve ölümlülük hızı değişmediği için sonunda yaş dağılımını yineleyen ya da artış hızı aynı kalan çoğa.
Transfer çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, transfer ödemelerinde ortaya çıkan herhangi bir değişimin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı, kendisinden daha büyük etkiyi gösteren katsayı.
Vejetatif çoğalma : Eşeysiz üreme usulleriyle kesilmiş yaprak veya sap gibi bitki kısımlarının kültüründen bitki üretilmesi.
Vergi çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom vergilerde ortaya çıkan herhangi bir değişimin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı, kendisinden daha büyük ters yönlü etkiyi gösteren katsayı.
Yatırım çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerden yatırım harcamalarında ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren katsayı.
Yazı çoğaltacı : Genelge, duyuru ve benzeri, çoğunlukla kullanılacak ya da birçok yere gönderilecek belgelerle, yazıları çoğaltıcı makine.
Çoğalış : Çoğalma işi.
Çoğalma : Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme.
Çoğalmak : Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek.
Çoğaltıcı : Çoğaltma işini gerçekleştiren düzenek.
Çoğaltım : Çoğaltma işi. Asıl kopya ile aynı özellikleri taşıyan yeni bir kopyayı tek işlemde elde etme.
Çoğaltış : Çoğaltma işi.
Çoğaltma : Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.
Çoğaltma makinesi : Özel bir kâğıt üzerine yazılmış yazıyı çoğaltmaya yarayan makine, teksir makinesi, müstensih.
Çoğaltmak : Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek. Çoğaltma makinesi kullanılarak sayısını artırmak, teksir etmek.
Diğer dillerde Çoğa anlamı nedir?
İngilizce'de Çoğa ne demek ? : population

Bu kısımda Çoğa nedir? Çoğa ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çoğa tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çoğa hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.