Çoğal nedir, Çoğal ne demek

Çoğal; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Çoğal ile ilgili Cümleler

  • Bu mikroorganizmaların çoğalıp üremesinden sorumlu ilk mikroorganizmayı mikroskopta görebilir miyiz?
  • Faiz nedeniyle sermaye çoğaldı.
  • Böyle gölgede kalan havuzlarda balıkların çoğalması imkânsızdır.
  • Dirençli bakteri çoğalmaya devam etmekte ve hastalığın daha uzun sürmesine hatta ölüme yol açmaktadır.
  • İnsan her saniye değişiyor; eski hücreler ölüyor; yenileri çoğalıyor.
  • Aşk çoğalma için insanları kandırmanın doğal bir yoludur.
  • Bilgi paylaşıldıkça çoğalır.
  • Trafik kazaları her yıl çoğalıyor.
  • Problemleri çoğaltıp çözümlerini doğru bulmamı beklediğin her vakit bilerek hata yapmaya devam edeceğim.
  • İnsanlar seks yaparak çoğalır bu yüzden televizyonda sevişme sahnelerinin olmasını yadırgamıyorum.
  • Çoğalma güdüsü bizi yaşamda tutan ana etken mi?

Çoğal anlamı, tanımı

Çoğa : Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru

Basit çoğaltan : Gelir harcama modelinde tüm kalemlerin otonom olduğu varsayımı altında otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren ve marjinal tasarruf eğiliminin tersine eşit olan katsayı.

 

Bileşik çoğaltım negatifi : Çoğaltım negatifi elde etmekte kullanılan bileşik negatif.

Çoğalabilme : Çoğalabilmek işi.

Çoğalabilmek : Çoğalma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çoğalamak : Çağlamak.

Çoğalaşmak : Toplanmak, birikmek, üşüşmek, kalabalık etmek.

Çoğalıverme : Çoğalıvermek işi.

Çoğalıvermek : Çabucak veya ansızın çoğalmak.

Çoğallaşmak : Toplanmak, birikmek, üşüşmek, kalabalık etmek.

Çoğalma katsayısı : Bir zaman aralığı içinde üretilen toplam nötron sayısının aynı aralık boyunca, kaçak ve soğrulma yoluyla kaybolan toplam nötron sayısına oranı (k).

Çoğaltabilme : Çoğaltabilmek işi.

Çoğaltabilmek : Çoğaltma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çoğaltan : Çarpan. Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren, 1931 yılında ilk kez Richard F. Kahn tarafından geliştirilen ve daha sonra da J. M. Keynes tarafından ayrıntılandırılarak kullanılan katsayı. Bu katsayı otonom harcamanın türüne göre farklı terimlerle tanımlanmaktadır.

Çoğaltı : Basımevinin bulunmasından önce yazmaların elle çoğaltılması işi.

Çoğaltı tarihi : Yazmaların elle yazılarak çoğaltıldığı yılı belirten tarih.

Çoğaltıcı ortam : İçinde fisyon zincir tepkimeleri oluşturabilecek ortam.

 

Çoğaltılabilen mallar : Belli bir üretim süreci sonunda miktarı arttırılabilen mal ve hizmetler.

Çoğaltılabilme : Çoğaltılabilmek işi.

Çoğaltılabilmek : Çoğaltılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çoğaltılamayan mallar : Tarihi eserler ve antika eşyalar veya bazı özel yetenekleri gerektiren hizmetlerden oluşan, belli bir üretim süreci sonunda miktarı arttırılamayan mal ve hizmetler.

Çoğaltılma : Çoğaltılmak işi.

Çoğaltılmak : Çoğalması sağlanmak.

Çoğaltılmış basit emek : Belirli bir zaman süresi içinde basit emekten daha büyük bir değer yaratan, üreticinin eğitimi için harcanan çabayı da içeren emek.

Çoğaltılmış sayıların biçimleri : Çeşitli araçlarla çoğaltılarak satışa sunulan yapıtların boyutları ve dış görünüşleri (5846 sayılı yasaya göre korunmaktadır).

Çoğaltım eşlemi : Çoğaltım negatifinin öbür adı.

Çoğaltım hakkı : Herhangi bir filmin eşlemini çıkarmayı, bu eşlemleri çoğaltmayı sağlayan hak.

Çoğaltım işlemi : Çoğaltımı gerçekleştirmek için başvurulan yollar.

Çoğaltım negatifi : Bir pozitiften basım yoluyla elde edilmiş negatif film; ana negatif dışındaki herhangi bir negatif. (Bir başka negatif ya da pozitif elde etmekte kullanılır. Çoğaltım eşlemi de denir).

Çoğaltım pozitifi : Ana pozitif dışındaki herhangi bir pozitif.

Çoğaltıverme : Çoğaltıvermek işi.

Çoğaltıvermek : Çabucak çoğaltmak.

Çoğaltma araçları : Yazılı bir yapıttan fazla sayı elde etmek için kullanılan araçlar (basım ve çoğaltma makineleri gibi).

Çoğaltma hakkı : Bir yapıttan daha fazla sayı elde edilip edilmemesi ile ilgili hak.

Çoğaltma hakkı saklı : Çoğaltma hakkını izne bağlı tutan deyim.

Çoğaltma hakkına saldırı : Hak iyesinin izni olmadan bir yapıtın çoğaltılması.

Çoğaltma kalıbı : (Heykel) Bir özgün heykelin birden çok benzetisi çıkarılmak istendiğinde yapılan çok parçalı kalıp. a. bk. kalıp.

Çoğaltman : Çoğaltı işini yapan kişi.

Çoğalttırma : Çoğalttırmak işi.

Çoğalttırmak : Çoğaltma işini yaptırmak.

Değiştirmeli çoğaltma : Yazılı metnin değiştirilerek basılıp satışa sunulması.

Denk bütçe çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, hükümet harcamalarının vergilerle karşılandığı varsayımı altında reel gayrisafi yurtiçi hasılada oluşacak değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayı.

Döllemsiz çoğalma : Doğal ya da deneysel olarak erkek gametle döllenme olmaksızın, dişi gametin üremesi. Partenogenez. (karşılık: partenogenez), Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle meydana gelen bir üreme tipi. Doğal olarak tabiatta meydana geldiği gibi deneysel olarak da yapılabilir.

Döllenmeden çoğalma : Doğal veya deneysel olarak erkek gametle döllenme olmaksızın dişi gametin üremesi, partenogenez.

Eksicik çoğaltıcısı : Bir ışılakımı yeğinleştirmek için, eksicik sayısını artıracak biçimde düzenlenmiş bir dizi üşekten oluşan ışılakımsal göze.

Elektron çoğaltıcı : Birbiri ardına dizilmiş elektrikuçlarının elektronlarla bombardımanı, dolayısıyla her aşamada elektron sayısının gittikçe artmasıyla, ufak bir akımı güçlendiren aygıt.

Gazda çoğaltım : Gelen ışınımla gaz içinde oluşturulan iyon çiftlerinin, yüksek düzeyli bir elektrik alanı etkisiyle ek iyon çiftleri oluşturması.

Harcama çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom harcamalarda ortaya çıkan bir değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük aynı yönlü etkiyi gösteren katsayı.

Hızlandıran çoğaltan modeli : Otonom harcamalarda meydana gelen bir değişmenin çoğaltan tarafından geliri, gelirin de hızlandıran ilkesiyle yatırımları etkilediği, diğer bir deyişle hızlandıran ilkesi ile çoğaltının karşılıklı ilişkilerini gösteren model.

Işık çoğaltıcı göz : Elektron akısının, birçok ikincil yayım (çıkışım) basamaklarıyle büyütüldüğü ışık-yayıcı göz.

Işılelektriksel çoğaltıcı : Işılsalım yüklerinin üst-üşekte oluşturduğu akımı birçok katlarına çıkaran çok üşekli boru.

İn vitro çoğaltma : Kontrollü yapay bir çevrede, temiz şartlarda, plâstik veya cam kültür kapları kullanılarak besi yerlerinde canlının çoğaltılması.

İşlendirme çoğaltanı : Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.

İzinsiz çoğaltılan yapıt : İyesinin izni alınmadan çeşitli yollarla çoğaltılan yapıt.

Kesimsel işlendirme çoğaltanı : Herhangi bir kesimin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı. Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın belli bir kesimdeki işlendirmede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.

Kesimsel sermaye çoğaltanı : Herhangi bir kesimin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam sermayede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı. Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın belli bir kesimin sermayesinde ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.

Klonal çoğaltma : Bir bireyden veya aşılanan parçadan kökenini alan ve genetik olarak aynı olduğu düşünülen eşeysiz bitki üretilmesi.

Mikro çoğalma : Sürgün uçları ya da boğumlara ait eksplantlardan bitkilerin in vitro klonal çoğaltılması; genellikle alt kültürler boyunca sürgünlerin tomurcuk vererek çoğaltılması; meristem dokularından meydana gelen doğrudan somatik embriyo oluşumu.

Nötron çoğalması : Bir nötronun, fisil madde içeren ortamda kapılması sonucu, ortalama olarak 1 'den fazla nötron üretmesi.

Özgünden çoğaltma : (Heykel) Bir sanat yapıtının taklit yoluyla çoğaltılması.

Para çoğaltanı : Parasal tabandaki bir değişimin para sunumu üzerinde yaratacağı değişimi gösteren ve zorunlu karşılık oranı ile nakit tutma oranına bağlı olarak değişen katsayı.

Sermaye çoğaltanı : Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam sermayede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.

Sınırlı çoğaltma : Bir yapıtın belirli bir sayıda ve çok az olarak yayımlanması.

Transfer çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, transfer ödemelerinde ortaya çıkan herhangi bir değişimin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı, kendisinden daha büyük etkiyi gösteren katsayı.

Vejetatif çoğalma : Eşeysiz üreme usulleriyle kesilmiş yaprak veya sap gibi bitki kısımlarının kültüründen bitki üretilmesi.

Vergi çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom vergilerde ortaya çıkan herhangi bir değişimin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı, kendisinden daha büyük ters yönlü etkiyi gösteren katsayı.

Yatırım çoğaltanı : Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerden yatırım harcamalarında ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren katsayı.

Yazı çoğaltacı : Genelge, duyuru ve benzeri, çoğunlukla kullanılacak ya da birçok yere gönderilecek belgelerle, yazıları çoğaltıcı makine.

Çoğalış : Çoğalma işi.

Çoğalma : Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme.

Çoğalmak : Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek.

Çoğaltıcı : Çoğaltma işini gerçekleştiren düzenek.

Çoğaltım : Çoğaltma işi. Asıl kopya ile aynı özellikleri taşıyan yeni bir kopyayı tek işlemde elde etme.

Çoğaltış : Çoğaltma işi.

Çoğaltma : Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.

Çoğaltma makinesi : Özel bir kâğıt üzerine yazılmış yazıyı çoğaltmaya yarayan makine, teksir makinesi, müstensih.

Çoğaltmak : Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek. Çoğaltma makinesi kullanılarak sayısını artırmak, teksir etmek.

Diğer dillerde Çoğal anlamı nedir?

İngilizce'de Çoğal ne demek ? : demographic