Kürü nedir, Kürü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Eşek yavrusu, sıpa.
[Bakınız: kırı].
[Bakınız: kürük].
Yumurta.
Balık yumurtası, havyar.
At yavrusu.
Kürü ile ilgili Cümleler
- Ali kar kürüyor.
- Ali dışarıda kar kürüyor.
Kürü tanımı, anlamı
Kürüç : Bir çeşit sert ağaç. Etli, tavlı (hayvanlar için): Bu kış davarlar kürüçtür
Kürüden : Kar küremeye yarayan tahta kürek.
Kürüdişi heybesi : Bir çeşit heybe.
Kürüf kürüf : Sürü sürü.
Kürük : Eşek yavrusu, sıpa. [Bakınız: kırı]. At yavrusu. Küçük kulaklı koyun, keçi. Kıvrık kulaklı koyun, keçi. Sapı ve ağzı kırılmış toprak su kabı: Kürükten bir su içelim. Kar küremeye yarayan tahta kürek. Gece esen bir yel. Körük. Kar temizlemekte kullanılan kürek. At yavrusu, tay. Boynuzsuz öküz.
Kürükhü : Kar küremeye yarayan tahta kürek.
Kürüklü : Dam toprağını ve ağıllardaki gübreyi toplamaya yarayan tahta alet (Ç. Çiftliği).
Kürül : Yaban bezelyesi.
Kürülenmek : Hayvanın ayakları tutulmak.
Kürüm : Topluluk, sürü: Demin buradan bir kürüm atlı geçti. Gaziantep kenti, Burç bucağına bağlı bir bölge.
Kürümcak : Börekte kullanılan bir çeşit ot.
Kürümeyh : Kar, çamur, toprak ve benzerleri şeyleri kürekle sıyırarak atmak.
Kürümse : Süprüntü, çerçöp.
Kürün : Çeşme yalağı. Hamam kurnası. Hamamdaki odacıklar. Hayvan yemliği. Tekne, su kabı. Loş, karanlık, kapalı yer. Genellikle ağaçtan yapılan çeşme yalağı. Küçük havuz. Hayvanların su içmesi için hazırlanmış küçük su göleti. Ağaç su kabı. Ağaç hayvan.
Kürünç : Kaydırak oyunu. Kumrudan az küçük bir çeşit kuş.
Kürüngü : Saman toplamaya yarayan tahta araç.
Kürünlü : Sivas ili, Zara ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Kürünü kırmak : Hevesini almak.
Kürünü öldürmek : Gururunu kırmak, güçsüzlüğünü kabul etmek.
Kürüs : Küçük kulaklı koyun, keçi.
Kürüş : Balık yumurtası, havyar. Küçük kulaklı koyun, keçi. Antalya ili, Serik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Kürüşke : İnce ağaç parçası, yonga.
Kürüşlemek : Zengin olmak, çok para biriktirmek: Ahmet Efendi çok kürüşledi. Tavuk tüy dökmek. Varlıklı olmak.
Kürüşlü : Şişman, tombul, tıknaz. Zengin, malı, parası çok olan. Semiz, toplu, şişman.
Kürüşmek : Kar, çamur, toprak ve benzerleri şeyleri kürekle sıyırarak atmak.
Kürüşne : Tavuğun yumurtalığındaki küçük yumurtacıklar.
Kürütgü : Saman toplamaya yarayan tahta araç.
Kürütül : Bunak, akılsız insan.
Kürüz : Küçük kulaklı koyun, keçi. Küçük kulaklı (insan ya da hayvan). [Bakınız: kürük]. Bir yaşında doğuran keçi. Çalılık, fundalık yer, koru. Kambur. Yeni biten çam fidanları kümesi.
Kürüzlük : Yeni yetişen ormanlık.
Kürüme : Kürümek işi.
Kürümek : Küremek.
Diğer dillerde Kürsü sözenliği anlamı nedir?
Fransızca'da Kürsü sözenliği nedir ? : eloquence delà tribune ou eloquence politique

Bu kısımda Kürü nedir? Kürü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kürü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kürü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.