Kını nedir, Kını ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bir kimseye takılan takma ad : Hele ha şu kınaya ne oldu?.
Kına.
Kını ile ilgili Cümleler
- Tüm Mısır halkını fakirleştirdiğinden dolayı neredeyse tüm dünya Hüsnü Mübarek'i kınıyor.
- Medyum Memiş'in Medyum Keto'ya dönük hunharca saldırısını esefle kınıyorum.
- Arkadaşları onu kınıyor.
- Günümüzde dünyadaki çoğu insan köleliği kınıyor.
- Ali seni kınıyor.
Kını ile ilgili Atasözü veya Deyim
bıçak kınını kesmez : kötüler yararlandıkları kimselere kötülük etmekten çekinirler.
kılıcı kınına koymak : savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.
kılıç kınını kesmez : sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez anlamında kullanılan bir söz.
Kını anlamı, tanımı
Kınıcık : Azıcık, biraz.
Kınıfır : Karanfil, bk. kırnıfıl.
Kınıg : Kınık, İzmir'in ilçesi.
Kınık çekmek : Karşısındakinin ağzını sulandırmak, imrendirmek.
Kınıkaslan : Gayretli, çabalayan kimse.
Kınıkdelileri : Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Kınıkgüney : Tokat şehrinde, Karayaka nahiyesine bağlı bir bölge.
Kınıkımak : Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak.
Kınıkınına : Tastamam, tıpatıp.
Kınıkınında : Cinsel birleşme durumunda : Ben onları kınıkınında gördüm.
Kınıkırık : Eski çapkın. Eski, işe yaramayan eşya : Bir kınıkırık kaması var ona güveniyor.
Kınıkkonaz : Kahramanmaraş şehri, Göksun ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Kınıklar : Tekirdağ ili, İnecik nahiyesine bağlı bir bölge.
Kınıklı : Denizli şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Kınıkma : Kıskanma.
Kınıkmak : Bir işe istekle başlamak, bir şey yapmak isteği göstermek. Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak. Usanmak, fazla doymak, bıkmak. Benimsemek : Durmuş bu öküzü kınıktı. Bilmediğini iyice öğrenmek. [Bakınız: kılınmak]. Alışmak : Önceleri bal yiyemiyordum, şimdi kınıktım. Yaban hayvanını kendine alıştırmak : Bir tilki yakaladım, kendime güç kınıktırdım. Açgözlülük etmek. Acıkmak : Bugün senin karnının kınığı artıyor. Ağaçları aşılamak. [Bakınız: kıvanmak]. Kıskanmak. Sevinmek. Kanmak, doymak, alışmak. İştahlanmak. Kanıkmak, kanıksamak.
Kınıksımak : Kanmak, doymak, alışmak.
Kınıktırmak : Bıktırmak.
Kınıkyeri : Denizli şehri, Çameli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Kınırtmak : Kapıyı yarı açmak.
Kınış : Salak, aptal. Naz, eda, işve, kırıtış. İstek, arzu, heves.
Kınış yanış etmek : Yaltaklanmak, boyun eğmek.
Kınışık : Aralık.
Kınıt : At sürmek için kullanılan değnek. (Kars).
Kınıtmak : Dadanmak, tutkunlaşmak. Bir şeyi, bilgiyi olduğu gibi ansımak, ezberlemek. Kovmak : Hasan şu öküzü oradan kınıt ta gel.
Schwann kını : [Bakınız: Schwann hücresi]. (karşılık.nörolemma), Sinir telinde aksonun ve miyelin çevresini örten elâstik bir doku.
Kınık : Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.
Yaprak kını : Yaprak sapının gövdeye bağlandığı yüzey.
Diğer dillerde Kındıra kamışçını anlamı nedir?
İngilizce'de Kındıra kamışçını ne demek ? : sedge warbler


Bu kısımda Kını nedir? Kını ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kını tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kını hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.