Monomorphe türkçesi Monomorphe nedir

  • Bütün bireylerin benzer olduğu tür. sadece bir çeşit spor meydana getirme.
  • Monomorf.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Monomorphe ingilizcede ne demek, Monomorphe nerede nasıl kullanılır?

Monomorphic : Aynı görünüme sahip olma durumu. Monomorfa ait, monomorfla ilgili. Monomorf. Monomorfik.

Monomorphism : Bir böcek türünde ya da kolonisinde bütün bireylerin birbirine benzemesi. Monomorfizm.

Monomorphism doctrine : Monomorfizm doktrini. Mikroorganizmaların morfolojik ve fizyolojik olarak sabit bir yapı gösterdiğinin ileri sürüldüğü doktrin.

Monomolecular : Tek molekül kalınlığında. Monomoleküler.

Monomolecular layer : Tekkatman. Monomolekül tabakası. Katı, sıvı gibi yoğun özdekler üzerinde görece seyreltik gaz ya da sıvıların tutunmalarıyla ortaya çıkan ya da bir sıvı üzerinde çözünmeyen sıvılarca oluşturulan bir molekül kalınlığındaki örtü. Biyoloji, kimya alanlarında kullanılır. Monomoleküler tabaka. Tek tabakalı.

Homonomous : Homonom. Segmentleri birbirinin aynı yapılışta olan. Aynı yapı ve şekil gösteren.

Homonomous metamerism : Vücut bölümlerinin birbirine eş bölmelerden oluşması. Homonom metamerizm.

İngilizce Monomorphe Türkçe anlamı, Monomorphe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Monomorphe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Aardvarks : Damarlı dişliler. Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

Acacia : Mimoza. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Salkım ağacı. Akasya.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

 

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Monomorphe synonyms : a cells, abramis zone, monomorphic, a cell, abacus bodies, aardwolf, aardvark.