Native speaker türkçesi Native speaker nedir

  • Ana dilini konuşan kişi.
  • Anadili konuşmacısı.
  • Doğal konuşucu.
  • Anadil konuşuru.
  • Bir dili konuşarak büyümüş olan kimse.

Native speaker ile ilgili cümleler

English: I can't imagine a native speaker ever saying it that way.
Turkish: Bir anadil konuşurunun şimdiye kadar onu o şekilde söylediğini hayal bile edemiyorum.

English: Getting your message across is much more important than trying to say it exactly like a native speaker would say it.
Turkish: Mesajınızı anlatmak bir yerlinin tam olarak söyleyeceği gibi onu söylemeye çalışmaktan çok daha önemlidir.

English: Do you think you have to be able to pass for a native speaker to be an effective spy?
Turkish: Yerli bir konuşmacı olmana rağmen etkili bir casus olmak için sınavı geçebilmek zorunda olduğunu düşünüyor musun?

English: Every student who has graduated from our university has studied English with a native speaker for at least two years.
Turkish: Üniversitemizden mezun olan her öğrenci anadili İngilizce olan biriyle en az iki yıl İngilizce çalıştı.

English: A native speaker wouldn't likely say it that way.
Turkish: Bir anadil konuşuru muhtemelen bunu o şekilde söylemezdi.

Native speaker ingilizcede ne demek, Native speaker nerede nasıl kullanılır?

Native : Doğal, doğuştan, basit, yerli. Bilgisayar, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlkel. Katısız, saf ve kendine özgü özelliklerini kaybetmemiş olan. Natif. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması. Kendi doğal alanında bulunma. Yerli. Doğal. Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum.

 

Speaker : Parlamento başkanı. Spiker (radyo veya tv). Meclis başkanı. Kolon. Spiker. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Sözcü. Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Hoparlör. Hatip.

Native ability : Allah vergisi yetenek. Doğuştan gelen yetenek. Kültür ve eğitim etkilerinin dışında bireyin doğuştan elde ettiği yetenek.

Native american : Kuzey ve güney amerika'nın yerli halkına ait. Amerikan kızılderilileri'ne ait. Amerikan yerlisi. Kızılderili.

Native born : Doğma büyüme. Yerli.

Native born israeli : İsrail'de doğmuş olan kimse. İsrail yerlisi olan kimse.