Bu sayfada Very ne demek nedir very hakkında bilgiler sözleri ingilizce türkçede çevirisi very resimleri yazıları türkçesi ne demek very ile ilgili sözler cümleler bulmaca görseller very hakkında yazı türkçe almanca ingilizcede sözlük anlamı kısaca tanımını ve benzeri diğer konuları inceleyebilirsiniz.
Very nedir English: "Can you give this to Tom, it's very important." "I'll make sure he gets it." Turkish: "Bunu Tom'a verir misin? bu çok önemli." "onun onu aldığına emin olmalıyım." English: "Did you like my apartment?" "Yes, ...
Very beautiful nedir English: Eagles and doves are very beautiful animals. Turkish: Kartallar ve güvercinle çok güzel hayvanlardır. English: Heather is a very beautiful girl. Turkish: Heather çok güzel bir kız. English: Alsace is a v...
Very best nedir English: I wish him the very best in his future endeavors. Turkish: Gelecekteki çalışmalarında ona en iyisini diliyorum. English: This is the very best method. Turkish: Bu en iyi bir yöntemdir. English: Ali is th...
Very big grin nedir : En. Çok. Tam. Pek. Hatta. Bile. Belirli. Tıpkısı. Gayet. Mutlak. Big : Önemli. İri. Ünlü. Popüler. Kocaman. Büyük. [#Grin : Sırıtmak. Sırıtma. Pis pis gülmek. Sırıtış. Very big : Koskocaman. Koskoca. Çok büyük. grin : Bü...
Very busy nedir English: Ali has been very busy this week. Turkish: Ali bu hafta çok meşguldü. English: Ali and I are very busy just now. Turkish: Ali ve ben şimdi çok meşgulüz. English: Ali is a very busy person. Turkish: ...
Very cheap nedir English: I bought the book which was very cheap. Turkish: Çok ucuz olan kitabı satın aldım. English: Her clothes were made of very cheap material. Turkish: Onun elbiseleri çok ucuz malzemeden yapılmıştır. English...
Very clear nedir English: Ali made it very clear that he didn't want to fight. Turkish: Ali dövüşmek istemediğini açıkça belirtti. English: Ali made it very clear that he didn't want us to be here. Turkish: Ali burada olmamızı is...
Very close nedir English: Ali and Mary were sitting on the sofa very close to each other. Turkish: Ali ve Mary koltukta birbirine çok yakın oturuyordu. English: Ali is a very close friend, but he's not my boyfriend. Turkish: Ali ...
Very close up nedir : Mutlak. Pek. Gayet. En. Salt. Hatta. Belirli. Bile. Tıpkısı. Çok. Close : Bitirmek. Avlu (okul, kilise). Kapanmak. Yakın. Bağlantılı. Kapatmak. Son. Göğüs göğüse kavga. Son vermek. Son söz. [#Very close : Burun buruna. Ç...
Very amazed to nedir : En. Çok. Bile. Gayet. Pek. Hatta. Mutlak. Salt. Belirli. Tam. Amazed : Hayrete düşürülmüş. Şaşkın. Hayret etmiş. Şaşırmış. [#To : Kala. İle. -e kadar. E. Ya. Göre. E doğru. Karşı. -e göre. Ye. So amazed to : Çok şaşırmak...
Very bad nedir English: Ali is in very bad shape. Turkish: Ali çok kötü durumdaydı. English: Ali felt very bad about what had happened. Turkish: Ali olanlar hakkında çok kötü hissetti. English: Ali has a very bad reputation aro...
Very beautiful girl nedir English: Ali falls in love with every beautiful girl he meets. Turkish: Ali tanıştığı her güzel kıza aşık olur. English: Jale is a very beautiful girl. Turkish: Jale çok güzel bir kızdır. English: Heather is a ve...
Very big nedir English: Her fiancé gave her a very big ring. Turkish: Nişanlısı ona büyük bir yüzük verdi. English: Ali owns a very big house on Park Street. Turkish: Ali Park caddesinde çok büyük bir eve sahiptir. English: Ali...
Very briefly nedir English: We kissed very briefly. Turkish: Çok kısa öpüştük. : Belirli. Tıpkısı. Mutlak. Bile. Çok. Tam. En. Pek. Gayet. Hatta. Briefly : Veciz bir şekilde. Muhtasar biçimde. Ezcümle. Sözün özü. Kısaca. Kısa bir süreli...
Very cautious nedir English: As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious. Turkish: Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli. English: Ali is very cautious. Turkish: Ali çok t...
Very clean nedir English: The Japanese are a very clean people. Turkish: Japonlar çok temiz insanlardır. English: "You'll get your clothes dirty." "No worries. They weren't very clean in the first place." Turkish: "Kıayafetlerini...
Very clever nedir English: He is very clever for a boy of ten. Turkish: On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır. English: Ali is a very clever man. Turkish: Ali çok kurnaz bir adam. English: Ali is a very clever boy. Turk...
Very close shot nedir : Gayet. Bile. Mutlak. Salt. Çok. Hatta. Pek. Tıpkısı. En. Tam. Close : Bitirmek. Son vermek. Yummak (göz). Sonuç. Kapamak. Çevirmek. Son söz. Geçit. Kapatmak. Yakın. [#Shot : İğne yoluyla verilen ilaç. Çekim. Eski. Yudum....
Very cold nedir English: It gets very cold tonight. Maybe it will snow tomorrow. Turkish: Bu gece hava iyice soğuyacak. Belki yarın kar yağar. English: It is very cold here. Turkish: Burası çok soğuk. English: It is very cold he...