Olum nedir, Olum ne demek
Olum; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Ölüm.
Oğlum, evladım.
Teknik terim anlamı:
İkincil, ifintisel ve süreksiz olay.
Olum ile ilgili Cümleler
- Olumlu olamıyorum.
- Cevabım hâlâ olumsuz.
- Olumlu cevabını almayı sabırsızlıkla bekliyorum.
- Sonuçlar olumsuz.
- Hayata her zaman olumlu yönden bak.
- Neredeyse oyunun yorumlarının hepsi olumluydu.
- Olumlu olmaya çalışalım.
- Durum olumlu görünüyor.
- Olumden sonra yasam yok ise, yasami degerlendirsen iyi edersin.
- Neden ani tepkin her zaman çok olumsuz?
- Olumlu, olumsuzun zıttıdır.
- O çok olumlu bir işaret.
- Olumlu yanıtını sabırsızlıkla bekliyorum.
Olum anlamı, tanımı
İkil olumsuzlama yasası : (p')' yerine eşdeğeri olarak p önermesinin kendisinin konulabileceğini belirten usbilim yasası
Kütüğe yazımın olumlu sonucu : Kütüğe yazılmış hakkın, maddi hukuk yönünden de geçerli bir hak sayılması.
Kütüğe yazımın olumsuz sonucu : Hakkın geçerli olarak kazanılması için, kütüğe yazımın gerekmesi.
Olumak : Yuvadan zorla kaçmak.
Olumcul : Olacak şey.
Olumlu alacak : Alınması, ele geçirilmesi olumlu alacak.
Olumlu bağıntı : [Bakınız: doğru bağıntı].
Olumlu başa tepki : Herhangi bir hormonun ya da metebolitinin kendi salınımını artırması durumu, pozitif başa tepki.
Olumlu büyü : Uygulama amacı bakımından, bireyin ve toplumun iyiliğine yönelik; sayrılık, ölüm, kaza ve benzerleri doğal yıkımları önlemeye dönük büyü türü. bk. büyü. karşılığı olumsuz büyü.
Olumlu geçiş : Önceden kazanılmış herhangi bir alışkanlık, beceri ya da düşüncenin aynı özellikleri taşıyan sonraki alışkanlık, beceri ya da düşüncelerin öğrenilmesini kolaylaştırması. Eskiden öğrenilen ya da yapılanın yeniden öğrenilecek ya da yapılacak olan üzerindeki kolaylaştırıcı etkisi.
Olumlu kemotaksi : Bir kimyasal maddeye doğru organizmanın hareketi.
Olumlu önerme : Tümel olumlu ya da tikel olumlu önerme. bk. evetleyici önerme.
Olumlu pekiştirici : Topluma hazırlama süreci içinde çocuğa belli davranışlarda bulunmayı öğretmek üzere kullanılan olumlu yaptırım ya da ödüllendirme.
Olumlu uyum : Gücü gittikçe azalan bir uyarıcı karşısında bile istenilen tepkiyi gösterme. Çevreye uyma.
Olumlu yayılım : Kümeölçümde bir bireyin kümeye açılımını ölçmek üzere, yaptığı seçme sayısının küme birim sayısının bir eksiğine bölünmesiyle elde edilen oransal ölçüm.
Olumluk : Bir kimsenin hayatını ilgilendiren her şeyi hikâye eden yazı (OLUMLUK YAZARI, Biographe).
Olumsallık çizelgesi : Örneklem ya da evren öğelerinin nitel ya da nicel özelliklere göre bölümlenebildiği iki yönlü çapraz çizelge. Örneğin, A, iki bölümlü ve B, üç bölümlü özellikler ise olumsallık çizelgesi aşağıda verildiği gibi kurulabilir anlamdaş çapraz çizelge.
Olumsallık katsayısı : Olumsallık çizelgesine dayanarak iki değişken arasındaki bağımlılığın derecesini veren katsayı : bk. olumsallık, olumsallık üstikileri ortalaması.
Olumsallık örnekçesi : İki değişken arasında gözlenmiş bir bağıntının bir üçüncü etken-karşısında sınanıp ortadan kalkmamakla birlikte sınama etkeninin seçeneklerine göre anlamlı değişmeler gösterdiğinde, sınama etkeninin araya giren bir değişken olması durumunda, ilk bağıntının hangi koşullarda gerçekleşeceğini belirtmeye yarayan çözümleme işlemi, bk. geliştirme, geliştirme örnekçeleri.
Olumsuz aktarım : (Ruhsal çözümleme) Hastanın ruhsal çözüm yapana karşı düşmanca bir tutum geliştirmesi.
Olumsuz alacak : Alınması, ele geçirilmesi olumsuz alacak.
Olumsuz başa tepki : Bir uyarıdan sonra sinir ucundan salıverilen birçok nöromediyatör maddenin bu uç zarında bulunan almaçları (oto-almaçlar) etkileyerek kendi salıverilmesini azalması biçiminde düzenlemesi, negatif başa tepki.
Olumsuz büyü : Halkın; uygulandığında istenmeyen kimi sonuçlar vereceğine inandığı büyüsel eylemlerden her biri. bk. büyü. karşılığı olumlu büyü.
Olumsuz dönem : Özellikle üç-beş yaşları arasıyle, ergenliğin ilk yıllarında olanların, toplumdan kaçınma, yetişkinlerin kural ve isteklerine karşı gelerek direnme eğilimi gösterdikleri dönem.
Olumsuz geçiş : Önceden edinilmiş herhangi bir bilgi, beceri ya da alışkanlığın aynı türden sonraki öğrenme etkinlikleri üzerinde olumsuz etki yapması. Başka bir konuyu öğrenmek ya da başka bir işi yapmanın yeniden öğrenilecek ya da yapılacak iş üzerinde öğrenimi zorlaştırıcı etki yapması.
Olumsuz istem : Tüketicilerin bir malın fiyatından daha fazlasını ödemeye hazır iken, mala ilişkin piyasada oluşan memnuniyetsizlikler yüzünden o malı almak istememesi.
Olumsuz önerme : Yükleminin önünde değilleme eklemi geçen özne-yüklem önermesi. bk. değilleyici önerme.
Olumsuz pekiştirme : Canlıya cezalandırıcı ya da gerilimi arttırıcı bir uyaran uygulanarak belirli bir tepkiyi yapmamasını öğretme.
Olumsuz tümevarım : (Pavlov) Uygulanan uyaranın etkisiyle ketlenmenin güçlenmesi.
Olumsuz uyum : Gücü gittikçe artan bir uyarıcı karşısında bile pek az tepki gösterme ya da istenilen tepkide bulunmama. Çevreye uymada güçlük çekme. Uyaranın sürekli olduğu durumda duyusal eşiğin yükselmesi.
Olumsuz yanıt damgası : Bir duraktan, bağlantı kurulan başka bir durağa, olumsuz yanıt olarak gönderilen bir gönderim güdüm damgası.
Olumsuz yatırım : Aşınan ya da yıpranan özvarlıkların yenilenmemesi ya da yapıkların paraya çevrilmesi nedeniyle anamalın azalması.
Olumsuzlama : Önermeler cebirinde, verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi, Anlamdaş. yadsıma. Önermeler cebirinde, önüne geldiği önermenin «yanlış» olduğunu belirten im. Anlamdaş. yadsıma. Bir deyiş ya da örnermenin olumsuz biçimde dile getirilmesi, bk. olumlama.
Olumsuzlamasız terim : Yalın terim. Örnek: İnsan.
Olumsuzlaştırma : Olumsuzlaştırmak işi.
Olumsuzlaştırmak : Olumsuzlaşma işini yaptırmak.
Olumsuzluk edatı : Ad cümlelerinin olumsuz çekimini sağlayan veya cümlede art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci ve yüklemi aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan kelime, değil kelimesi: Bu eve düşen şaşkınlar arasında kim duaya muhtaç, kim irade aczi içinde değildi? İtikat zayıflığı da yalnız Ferid'in değil, dünyanın hali (P. Safa, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, s. 71). Hayatta uğradığımız bütün güçlükler az çok kafamıza gelen ilk fikirden bir türlü silkinip çıkamayışımız yüzünden değil midir? (A. H. Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, s. 350) vb.
Olumun : Olur musun?.
Romansı olumluk : Gerçekten uzaklaşmamak şartiyle roman kılığına sokulmuş olumluk.
Salt olumsuzluk : Bak. Olumsuzluk.
Tikel olumsallık : Bazı değişkenlerin değişmez tutulduğu olumsallık.
Üstikisel olumsallık : [Bakınız: olumsallık].
Vergileri olumsuz karşılama : Yükümlüler ve kendilerine para cezası kesilenlerin haklarında yapılmış olan işlemlere yasal süreleri içinde gerekli üst kuruluşlara (itiraz komisyonları) yazılı olarak baş vurmak suretiyle karşı çıkmaları, haklarında yanlış yapılmış olan işlemlerin düzeltilmesini istemeleri.
Yarı olumsuzluk : Ancak, henüz hemen hemen gibi olumluluğu zayıflatan zarfların görevine denir.
Karşı olum : Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram veya yargı arasındaki bağlantı, tekabül.
Olumlama : Olumluluğu ortaya koyma, icap.
Olumlu : Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı, müspet, pozitif. Olumsuzluk anlatmayan (kelime, cümle). Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, müspet, pozitif. Onaylayan, kabul eden, lehte olan. Yapıcı. Davranışları beğenilen, yapıcı düşünceleri olan, yararlı.
Olumlu cümle : Yüklemi olumlu olan cümle, olumlu tümce: Çocuk okula gitti. Öğrencinin bilgisiz olduğu anlaşılıyordu gibi.
Olumlu eylem : Olumlu fiil.
Olumlu fiil : Bir işin, bir davranışın, bir oluşun olduğunu bildiren fiil, olumlu eylem: söylemiş, yazacak gibi.
Olumlu tümce : Olumlu cümle.
Olumluluk : Olumlu olma durumu, müspetlik.
Olumsal : Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı.
Olumsallık : Olumsal olma durumu.
Olumsuz : Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan, menfi, negatif. Onaylamayan, kabul etmeyen, aleyhte olan. Davranışları beğenilmeyen, yıkıcı düşünceleri olan, zararlı, menfi. Olumsuzluk anlatan (kelime, cümle), menfi. Bir şeyi inkâr eden, inkâr veya ret özelliği taşıyan.
Olumsuz cümle : Yüklemi olumsuzluk kavramı veren cümle, olumsuz tümce: Çocuk hasta değilmiş. Parası yok. Gelmezseniz biz de gitmeyiz gibi.
Olumsuz eylem : Olumsuz fiil.
Olumsuz fiil : Olumsuzluk kavramı veren fiil, olumsuz eylem: Söylememeliydi, hastalanmaz, gelmeyince, yorgun değildir gibi.
Olumsuz tümce : Olumsuz cümle.
Olumsuzluk : Olumsuz olma niteliği veya durumu, menfilik, nefiy. Biçimsel olarak fiillerde "-ma/-me" ekiyle, isimlerde "değil" ile gösterilen "gerçekleşmeme, olmama, bulunmama" gibi anlamların ifadesi.
Olumsuzluk eki : Kökü fiil olan bir kelimeye olumsuzluk kavramı veren -ma, -me eki: sevmemek, sevmeyecek, okumamış gibi.
Olumsuzluk kelimesi : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan değil kelimesi.
Diğer dillerde Olum anlamı nedir?
İngilizce'de Olum ne demek ? : incident

Bu kısımda Olum nedir? Olum ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Olum tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Olum hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.