Sandwiches türkçesi Sandwiches nedir

  • Sandviç yapmak.
  • Arasına sıkıştırmak.

Sandwiches ile ilgili cümleler

English: Ali put the plate of sandwiches on the table in front of Mary.
Turkish: Ali sandviç tabağını Mary'nin önündeki masaya koydu.

English: Ali is busy making sandwiches in the kitchen.
Turkish: Ali mutfakta sandviç yapmakla meşgul.

English: Can you make do with sandwiches for lunch?
Turkish: Öğle yemeği için sandviçlerle yetinir misin?

English: Are sandwiches OK for lunch?
Turkish: Öğle yemeği için sandviçler tamam mı?

English: Did he have sandwiches for lunch?
Turkish: O, öğle yemeği için sandviç yedi mi?

Sandwiches ingilizcede ne demek, Sandwiches nerede nasıl kullanılır?

Ham sandwiches : Jambonlu sandviç.

Sandwiched : Sandviç yapmak. İngiltere'de yerleşim yeri. Tabakalı. Ekmek arası. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. Arasına sıkıştırmak. Sandviç. Katlı karma. Sıkıştırmak. İllinois eyaletinde şehir.

Sandwich board : İlan levhası. Sandiviç tahta. Döviz. Afiş taşıyan ve reklam veya protesto için kullanılan menteşelenmiş iki tahtadan yapılmış tabela.

Sandwich cake : Katlı pasta.

Sandwich child : Sandiviç çocuk. Küçük ve büyük kardeşleri olan çocuk. Ortanca çocuk.

Sandwich shop : Sandviççi.

Cheese sandwich : Peynirli sandviç.

 

Chicken sandwich : Tavuklu sandviç.

Sandwich plate : Sandviç tabağı. Sandviç levha.

Sandwich islands : Sandeviç adaları. Hawai adaları. Orta pasifik okyanusu'nda bulunan volkanik ve mercan adaları grubu. Hawai adaları'nın küçük takımadaları.

İngilizce Sandwiches Türkçe anlamı, Sandwiches eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sandwiches ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Submarine : Denizaltı ile ilgili. Denizaltı. Denizin altında olan. Denizaltında yetişen. Denizdibi. Denizaltı gemi. Denizaltı ile saldırmak. Su altında seyredebilen taşıt. Denizaltında olan.

Torpedo : Torpillemek. Torpil. Baltalamak. Kiralık katil. Mahvetmek. Torpido. Torpil ile tahrip etmek. Torpilbalığı. Ziyan etmek.

Meal : Un gibi. Yağlı tohumların veya meyvelerin hidrolik pres, devamlı pres, solvent özütleme yöntemi gibi usullerle yağı alındıktan sonra geriye kalan proteince zengin ürün. Kaba un. Una benzer şey. Öğün. Elenmemiş kaba un. Yemek vakti. Sofra. Küspe.

Tunaburger : Tonburger.

Get up : Yükseltmek. Yataktan kalkmak. Sokmak (birini belirli bir kıyafete). Kalkmak. -i çıkarmak. Kaldırmak. Yerinden kalkmak. Giyinip kuşanmak. Giyinip süslenmek. Düzenlemek.

Sandwiching : Sandviç yapma.

Sandwiched : Katlı karma. Ekmek arası. İllinois eyaletinde şehir. New hampshire eyaletinde yerleşim yeri. Tabakalı. Sandviç. İngiltere'de yerleşim yeri. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri.

Sandwich : Tabakalı. Katlı karma. Ekmek arası. Sıkıştırmak. Sandviç. İllinois eyaletinde şehir. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. İki şeyin arasına sıkıştırmak.

Organise : Teşkil etmek. Sistemleştirmek. Teşkilatlanmak. Orkestraya uyarlamak. Örgütleşmek. Tertiplemek. Düzenini sağlamak. Düzen sağlamak. Düzenlemek. Bir şeyi koordine etmek.

 

Sandwiches synonyms : triple decker, hero sandwich, italian sandwich, cuban sandwich, blt, staff of life, western sandwich, poor boy, bacon lettuce tomato sandwich, open sandwich, zep, submarine sandwich, sandwich in, prepare, wedge, hamburger, beefburger, hero, sub, western, wrap, bread, hoagy, snack food, burger, butty, chicken sandwich, sloppy joe, breadstuff, open face sandwich, ham sandwich, grinder, hotdog.