Sıkıştırmak nedir, Sıkıştırmak ne demek

  • Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak
  • Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak.
  • Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek.
  • Sarkıntılık etmek.
  • Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak.
  • Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak.
  • Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak.
  • Zorlamak.

"Sıkıştırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar." - R. H. Karay
  • "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş." - M. Ş. Esendal
  • "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum." - H. R. Gürpınar
  • "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
  • "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti." - N. Cumalı
  • "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar." - R. N. Güntekin

İngilizce'de Sıkıştırmak ne demek? Sıkıştırmak ingilizcesi nedir?:

compress, pack, zip

Sıkıştırmak anlamı, kısaca tanımı:

Sıkıştırma : Sıkıştırmak işi.

 

Kapana sıkıştırmak : Birini zor durumda bırakmak. birini düzenle zor duruma sokmak, işin içinden çıkamaz duruma getirmek.

Sığdırmak : Bir şeyi bir kabın veya bir yerin içine aldırmak.

Tıkmak : Sokmak. İterek, zorla, aceleyle sokmak.

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje.

Biçim : Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Koymak : Bırakmak, terk etmek. İmza, tarih, adres yazmak. Bırakmak. Katmak, eklemek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Etkilemek, dokunmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.

Yerleştirmek : Tokat, şamar vurmak. Söz veya cevabı tam sırasında söylemek. Yerleşmesini sağlamak. Yerine koymak.

Tutmak : Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Hedef olarak almak. Varsaymak, farz etmek. Benimsemek, beğenmek. İş görebilmek. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Sürmek, zaman almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Kapatmak, sarmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Kullanmak. İşgal etmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Sarmak, bürümek. Bir kimsenin yerini almak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Uğramak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Avlamak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Kaplamak. Başlamak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Bir yerde kalmasını sağlamak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Ele geçirmek, yakalamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bağlamak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Yaklaştırmak. Bir şey düşünmek. Beklenen sonucu vermek. Sunmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Ulaşmak, varmak. Elde bulundurmak, ele almak. İzlemek. Alacağa veya vereceğe saymak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak.

 

Almak : İçecek veya sigara içmek. Birlikte götürmek. Temizlemek. Ele geçirmek, fethetmek. Çalmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Sürükleyip götürmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. İçine sığmak. Kısaltmak, eksiltmek. Yer değiştirmek. Örtmek, koymak. Görevden, işten çekmek. Göreve, işe başlatmak. Yutmak, kullanmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Soldurmak. İçeri girmesini sağlamak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Kazanç sağlamak. Kazanmak, elde etmek. Satın almak. Gidermek, yok etmek. İçeri sızmak, içine çekmek. Kabul etmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Yolmak, koparmak. Erkek, kadınla evlenmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek.

Kıstırmak : Kaçamayacak bir duruma getirmek. İki şey arasında bırakarak sıkıştırmak.

Zorlamak : Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak. Üstelemek, ısrar etmek.

Sarkıntılık : Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut.

Etmek : Demek, söylemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Herhangi bir değerde olmak. Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Eşit değer kazanmak. Kötülükte bulunmak.

Diğer dillerde Sıkıştırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sıkıştırmak ne demek? : v. press, constrict, compress, tighten, jam, squeeze, force, oppress, stress, astringe, bear against, besiege, bombard, bottle up, clamp, clamp down, clinch, press smb. close, come down on, compact, crowd, crush, dun, grind, grip, heckle, hurry

Fransızca'da Sıkıştırmak : serrer, comprimer, presser, coincer, étreindre, oppresser, peloter, refouler, resserrer, tasser, traquer

Almanca'da Sıkıştırmak : v. zusammenpressen, zusammendrücken, zusammenpferchen, zusammenziehen, bedrängen, bedrücken, beengen, klemmen, pferchen, quetschen, drängen, knautschen, komprimieren, zwiebeln, beklemmen, einklemmen, einschnüren, einstreuen, anpressen, nötigen, verdichten, verfestigen, verfolgen, bohren, konsol

Rusça'da Sıkıştırmak : v. втискивать, всовывать, впихивать, вталкивать, жать, зажимать, сжимать, смыкать, прижимать, завинчивать, подвинчивать, завертывать, стягивать, сдавливать, закручивать, затягивать, давить, прищемлять, придавливать, ущемлять, стеснять, уплотнять, теснить, совать, втиснуть, всунуть