Apocope türkçesi Apocope nedir
- Apokop.
- Son ses düşmesi.
- Kelimede son ses durumunda olan sesin düşmesi olayı: serbest>serbes, çift>çif, katarakt > katarak, güveyi > güvey, kapıg > kapı, tarıglag > tarla, yaylag > yayla gibi.
- Son hecenin kaldırılması.
- Gramer alanında kullanılır.
- Sonses düşmesi.
Apocope ingilizcede ne demek, Apocope nerede nasıl kullanılır?
Apocopated infinitive : Hafif mastar. Fiil kök ve gövdelerine, fiilden ad yapan -ma ekinin getirilmesi ile oluşturulan mastar: alın-ma, an-ma, an-ma-ma, ger-il-me, bak-ma, bakma-ma, danış-ma, gel-me, gelme-me, git-me, gitme-me, ver-il-me, yaz-ıl-ma, yazılma-ma vb.
Apocopation : Bir kelimenin son harfinin atlanması. Son ses düşmesi. Bir kelimede son hecenin kaldırılması.
Apoc : Dünyanın sonunun ifşası veya görüntüsü (özellikle musevi ve hıristiyan yazılarda).
Apocalypse : Dünyanın sonu. Kıyamet günü olacakları bildirme. Ortaya dökme. İncil'in sonuncu faslı. Kıyamet. İncilin son bölümü. Keşif. Açığa vurma. İncil'in son bölümü. Vahiy.
Apocalypse now : Joseph conrad'ın heart of darkness (karanlığın yüreği) kitabına dayanan francis ford coppola'nın filmi.
Apocenter : Galaktik enöte. Gökada enötesi. Küçük bir gökcismi yörüngesinin etrafında döndüğü daha büyük bir cisimden en uzak noktası.
Apocalyptic : Vahiy ile ilgili. Vahye ait. Vahiysel. Gelecek ile ilgili.
Apocarpous : Ayrı meyve yaprakları olan (botanik terimi). Meyve karpellerinin birbirinden ayrı olması. Apokarp.
Apocalyptically : Vahiysel olarak. Vahiysel bir şekilde. Vahiy ifade ederek. Vahiy şeklinde.
Apocarotenal : Apokarotenal. Portakalda bulunan, margarinlerin renklendirilmesinde kullanılan renk maddesi.
İngilizce Apocope Türkçe anlamı, Apocope eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Apocope ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abbreviation : Özet. Muhtasar. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Bir sözcüğün veya söz grubunun kısaltılmış şekli. Hülasa. Sık kullanılan kelimelerin, şahıs yer ve kuruluş adlarının, yer kazanmak, kolaylık sağlamak gibi pratik amaçlarla yazıda kısaltılmış biçimi: dr. (doktor), bk. (bakınız), krş. (karşılaştırınız), cm. (santimetre), m. (metre), tl. (türk lirası), km. (kilometre), tbmm (türkiye büyük millet meclisi), t.c. (türkiye cumhuriyeti), a.ü. (ankara üniversitesi), tday-belleten (türk dili araştırmaları yıllığı-belleten) vb. Kısaltma işi. İhtisar. İcmal. Remiz.
Adjektive : Sıfat. Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb.
Accent of group : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: pencere perdesi; çocuk arabası; mor menekşe; yarın geleceğim; nasıl bir iş vb. Grup vurgusu.
Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı.
Accusative : İsmin -i haline ait. İsmin i hali. İsmin -i halindeki. Akuzatif. İsmin -i halindeki sözcük. Belirtme durumu. Yükleme durumu. İsmin -i hali. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir nsi alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb.
Action noun : Kılış adı. Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211).
Elision : Söylenişte bir sesin çıkarılması. Düşme. Sonünlü düşmesi. Çıkarma. Türlü ses etkileri altında kelimelerin iç ve son seslerinde bulunan bazı ünlülerin düşmesi: ısıtma > sıtma, ısıcak > sıcak, ısırga sırga küpe <rus. serga, ımızgan-mızgan- uyuklamak diri > diri+lik > dirlik, ileri > ileri+le- > ilerle-, ini+le > inle-, oyun>oyun+a- >oyna-, oğul> oğul+an > oğlan, bakıraç > bakraç, bükülüm > büklüm, uyuku > uyku, yayılım > yaylım, yumurtala- >yumurtla- vb. ayrıca ünlü çarpışması durumunda da ünlülerden biri düşebilir: ne asıl? > nasıl?, ne için? > niçin?, cuma ertesi>cumartesi vb. bk. ünlü çarpışması. Ünlü düşmesi. Ses düşmesi.
Ablative : Buharlaşan. İsmin den hali. Çıkışlık hal. İsmin -den hali. Ayrılma hali. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Den halindeki. Aşınan. Den hali.
Apocopation : Bir kelimede son hecenin kaldırılması. Bir kelimenin son harfinin atlanması.
Accentuation : Belirtme. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Vurgulama. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Harekeleme. Vurgu işaretlerini koyma. Ahenk vurgusu. Vurgulu okuma. Vurgu.
Apocope synonyms : active verb, adjectival construction, accidence, action verb, ablaut, accent intensive, adams apple, abstract noun, elisions, active voice.
Apocope ingilizce tanımı, definition of Apocope
Apocope kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The cutting off, or omission, of the last letter, syllable, or part of a word.

Bu kısımda Apocope kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Apocope ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Apocope anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Apocope ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.