As one türkçesi As one nedir

  • Birlik olarak.
  • Birlik ve beraberlik içinde.
  • Hemfikir olarak.
  • Hep birlikte.

As one ile ilgili cümleler

English: I had never seen such an exciting rugby match as one I saw yesterday.
Turkish: Ben dün izlediğim gibi öylesine heyecan verici bir ragbi maçı görmemiştim.

English: I think of him as one of my good friends.
Turkish: Onu en iyi arkadaşlarımdan biri olarak düşünüyorum.

English: In this country, we rise or fall as one nation, as one people. Let's resist the temptation to fall back on the same partisanship and pettiness and immaturity that has poisoned our politics for so long.
Turkish: Bu ülkede, biz, yükvücut bir millet, yekvücut bir halk olarak yücelir veya düşeriz. Gelin, siyasetimizi uzun zamandır zehirleyen o aynı partizanlık, detaycılık ve hamlık duygularının cazibesine, hep birlikte karşı koyalım.

English: Now he is recognized as one of the most promising writers.
Turkish: O, şimdi en umut verici yazarlardan biri olarak tanınmaktadır.

English: Ali treated Mary as one of the family.
Turkish: Ali Mary'ye aileden biri gibi davrandı.

As one ingilizcede ne demek, As one nerede nasıl kullanılır?

As : Çünkü. Gibi. Babında. Diği gibi. Karşın. Mademki. Sırada. Dahi. İçin.

One : Kimse. Bir sayısı. 1. Aynı. Tek. Bir tane. Bir (sayı olarak). Bir. Birisi. İnsan.

 

As one desires : İstediği gibi.

As one man : Oybirliğiyle. İttifakla birlikte. İttifakla. Hep beraber. Birlikte. Uyuşarak. Tek yürek. Yekvücut. Hep birlikte. Tek vücut.

As one wishes : İstediği gibi. Keyfine göre.

As best as one can : Elinden geldiğince. Bir kimsenin yapabileceği en iyi şekilde.

As much as one can : Yapabildiği kadar. Gücü yettiği kadar. Elinden geldiği kadar.

İngilizce As one Türkçe anlamı, As one eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak As one ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In chorus : Koro halinde. Hep birlikte ve aynı anda. Hep beraber.

Nemine contradicente : Oy birliği ile. Hiç kimse karşı çıkmadan. İttifakla. İtiraz olmadan (latince). İtirazsız. Kimse karşı olmayarak.

In unison : Beraber. Birlikte. Hep beraber. Beraber (yapmak). Koro halinde. Birlikte bir ağızdan. Hep bir ağızdan. Bir ağızdan.

Bodily : Bedensel. Bedeni. Bütün halinde. Fiziki. Cismani. Vücuda ait. Hep beraber. Bütün olarak. Tümüyle. Maddi.

En masse : Topluca. Toplu halde. Kütle halinde. Toptan. Hep beraber.

In a body : Hep beraber. Birleşmiş. Birleşik. Birlikte. Tek vücut olarak. Birlikte birleşmiş. Yek vücut.

In the aggregate : Toplam olarak. Bir bütün olarak.

All together : Hepsi beraber. Cümleten. Cem-i cümle. Topluca. Cümbür cemaat. Hep bir ağızdan. Hep beraber. Hep birden. Bir arada.

As one man : Oybirliğiyle. Birlikte. Uyuşarak. İttifakla. Yekvücut. Hep beraber. Tek yürek. Tek vücut. İttifakla birlikte.