In unison türkçesi In unison nedir

In unison ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary sang in unison.
Turkish: Ali ve Mary koro halinde şarkı söyledi.

English: We all sang in unison.
Turkish: Hep bir ağızdan şarkı söyledik.

In unison ingilizcede ne demek, In unison nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri doğru yönelen. İçinde. Tutulan. İçeri. Gelmiş olan. Da. İçeriye. Mevsimi gelmiş. Halinde. De.

Unison : Birlik. Uygunluk. Birlikte. Aynı perdeli. Teksesli. Ahenk. Uyum.

In unison with : Uyum içinde. İle uyum içinde.

Act in unison : Uyum içinde hareket etmek. Birlikte hareket etmek. Beraber hareket etmek.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor bir durumda. Zor bir halde. Zor durumda. Sıkıntıda.

In a bad light : Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla.

İngilizce In unison Türkçe anlamı, In unison eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In unison ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conjunction : Birleşme. Bağlaç. Birleşim. Tesadüf. Birbirine birleştirilmiş. Aynı zamanda yer alma. Söz içinde birden çok kelimeyi kelime grubunu veya cümleyi birbirine bağlayarak aralarında çeşitli yönlerden ilgiler kuran görevli kelimeler. bazı bağlaçlar, bağladıkları ögelerden önce veya sonra tekrarlanarak da kulanılırlar: ile, ve, de, hem… hem, ne… ne, de… de, gerek… gerekse, olsun… olsun; ya, yahut, ya da, veya, ya…ya, mi…mi, ister…ister, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak, bununla birlikte, şu var ki, yine de, bir…bir, kimi…kimi, bazen…bazen, kah…kah…, hatta, bile, üstelik yani, demek ki, böyle ki, başka bir deyimle; ki, kim; gerçekten, nitekim, halbuki, oysa; çünkü, zira; buna göre, bundan dolayı, bu sebeple, bunun üzerine bunun için öyleyse; ta ki, diye; eğer, şayet, yoksa, illa, o takdirde; aksi halde vb. örnekler: biz de güçsüzüz ama iyimseriz (kemal tahir, yol ayrımı, s. 235). arkası bana dönük olduğu için göremem ama budala gülme hep dudağındadır. (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 2, s. 232) ya devlet başa ya kuzgun leşe. anlayışlı fakat hazırlıksız bir kimse. hem kel hem fodul. ya anlat yahut da yazılı olarak getir. demek ki, senin anlattığın kadarından da fazlaymış. teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak yahut nisandayız. boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır, diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 145). “ne bir ayak sesi hanın boş, loş, sessiz, ölü sofalarında gezindi, ne de bir kapı gıcırtısı duydum” (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 181). zengin mi fakir mi bilmiyorum o mu yoksa öteki mi gelecek “on yedisinde ya var, ya yoktu”. (y. kemal, ortadirek, s. 358). Birlik. Bağlaşım.

 

Cosponsored : Finanse etmek. Desteklemek. Başka sponsorlarla birlikte parasal destek sağlamak.

 

With : -e karşın. -lı. Sayesinde. İle beraber. Yanına. İle ilgili. Canlı. Li. İle.

Attendantly : Dolayısı ile. Dolayısıyla. Bir arada. Beraberinde.

Nemine contradicente : İttifakla. Hiç kimse karşı çıkmadan. İtirazsız. İtiraz olmadan (latince). Oy birliği ile. Kimse karşı olmayarak.

With one voice : Hep birden.

Cosponsoring : Finanse etmek. Başka sponsorlarla birlikte parasal destek sağlamak. Desteklemek. Bir projeyi bir başka sponsorlarla desteklemek.

In concert : Anlaşarak. İşbirliği içinde. Uyum içinde. İttifakla. Birlik içinde. Birbirine uyan bir şekilde. Uyumlu bir halde.

All together : Cümleten. Topluca. Hep birden. Cümbür cemaat. Bir arada. Cem-i cümle. Hepsi beraber.

Along : Burada. İleriye. Kıyısında. Oraya. Süresince. Boyunca. Orada. Uzunluğuna.

In unison synonyms : as one, altogether, co, abreast, in the aggregate, shoulder to shoulder, as one man, together, corporately, in a body, bodily, chorally, avec, jointly, at once, simultaneously, in tandem, hand in hand, as well as, togethers, cum, with one consent, cosponsor, in chorus, along with, neck and crop, en masse, concomitantly, cosponsors.