Beans türkçesi Beans nedir

  • Fazla değil (örneğin, ı know beans about music {müzik hakkında çok az biliyorum}).
  • Sakinleştiriciler.
  • Kafa.
  • Küçücük.
  • Mangır (örneğin, ı've worked for this company for fifteen years, but ı still don't have beans {bu şirket için on beş yıldır çalışıyorum ama halen para alabilmiş değilim}).
  • Pek az.
  • Meskalin.
  • Fazla değil.
  • Çok az.
  • Fasulye.
  • (argo terim) para.
  • Para.
  • Yatıştırıcılar.
  • Amfetamin.
  • (argo) fasulye kadar.
  • (uyuşturucu argosu) kokain.
  • (argo terim) bir kimsenin kafası.
  • Baş.

Beans ile ilgili cümleler

English: My new can opener is sturdier than the old one, so hopefully it won't take 2 minutes to get at my beans anymore.
Turkish: Yeni konserve açacağım eskisinden daha sağlam, böylece umarım bezelyelerime kavuşmak artık 2 dakikamı almayacak.

English: It's possible to eat green beans raw.
Turkish: Yeşil fasulyeyi çiğ yemek mümkündür.

English: I am planting beans in my garden.
Turkish: Bahçemde fasulye ekiyorum.

English: I grind my own coffee beans every morning.
Turkish: Her sabah kendi kahve çekirdeklerimi ben öğütürüm.

English: Kidney beans shouldn't be eaten raw.
Turkish: Barbunya çiğ yenmemeli.

Beans ingilizcede ne demek, Beans nerede nasıl kullanılır?

Know how many beans make five : Cin gibi olmak.

A hill of beans : Fasülye tepesi. Değersiz şey (incir çekirdeğini doldurmayan). (gayri resmi) dikkate almaya değmeyecek kadar küçük veya önemsiz şey.

 

Baked beans : Fırında fasulye. Fırında kurufasulye. Fırında pişirilmiş kuru fasulye.

Be full of beans : Kanlı canlı olmak. Hayat dolu olmak. Kanı kaynamak. Yerinde duramamak.

Broad beans : Bakla. Kuru bakla.

Red beans : Kırmızı barbunya.

Castor beans : Kastor yağı bitkisi. Kastor yağı bitkisinin tohumu. Gene otu. Keneotu tohumu.

Coffee beans : Çekirdek kahve. Kahve çekirdeği.

French beans : Çalı fasulyesi. Taze fasulye.

Full of beans : Saçmalık. Hayat dolu. Neşeli. Saçma sapan. Canlı. Fıkır fıkır. Yaşam dolu. Enerji dolu. Keyifli. Enerjik.

İngilizce Beans Türkçe anlamı, Beans eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beans ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Desperate measure : Aşırı önlem.

Slightly : Bir dereceye kadar. Hafiften. Kısmen. Azıcık. Nispeten. Az oranda. Biraz. Kuvvetsizce. Belli belirsiz.

Caput : Kaput. Kafatası (latince). Filiz. Segment. Kısım. Bölüm. Dal.

The ghost of a : Bir parçacık. Azıcık.

Instrument : Saz. Bilgisayar, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Belgit. İzleç. Araç. Belli fiziksel ya da kimyasal özellik değişimlerini ölçmeye yarayan, yalın ya da karmaşık ölçüm gereci. örn. sıcaklıkölçer, ph-ölçer. Bir toplumun üyesi olan bireyin, amacını gerçekleştirmek için kullandığı doğal ya da yapay nesne. bk. halk sanatı, sanat. krş. kültür, halk kültürü. Çalgı. Döküman. Belge.

Cast of mind : Düşünce tarzı. Düşünüş şekli.

Archest : Kurnaz. En iyisi. Şahı. Cin gibi. Şeytan gibi.

 

Scarcely : Hemen hemen hiç. Kıtı kıtına. Henüz. Hemen hemen. Güç bela. Ucu ucuna. Ancak. Neredeyse. Pek.

Brasses : Pirinçten yapılmış eşya veya kaide. Cüret. Yüksek rütbeli subaylar. Küstahlık. Pirinç. Pirinç eşyalar. Mangır.

Central : Asıl. Orta. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Merkezde olan. Telefon santrali. Merkezsel. Ana. Belli başlı. Merkezi. Esas.

Beans synonyms : open sesame, imperceivable, paltry, butterbean, brains, arch, chinks, escape, scantier, agency, coconut, thimblefuls, hard line, bonce, minikin, beginning, chip, salvation, tool, minuscule, beggarly, tinier, bow, diminutive, capt, paltrier, thimbleful, teeny weeny, costard, beaning, banknote, wings, speed.