But that türkçesi But that nedir

  • -nın dışında.

But that ile ilgili cümleler

English: Ali says that Mary can go, but that he can't.
Turkish: Ali Mary'nin gidebileceğini fakat kendisinin gidemeyeceğini söylüyor.

English: Ali dreamed that he had won the contest, but that his prize had been stolen.
Turkish: Ali yarışmayı kazandığını hayal etti fakat onun ödülü çalındı.

English: Ali said he was sick, but that was a lie.
Turkish: Ali hasta olduğunu söyledi, fakat o bir yalandı.

English: Ali told his teacher that he had been sick, but that wasn't true.
Turkish: Ali öğretmenine hasta olduğunu söyledi ama bu doğru değildi.

English: Ali said he had eaten nothing, but that wasn't true.
Turkish: Ali bir şey yemediğini söyledi fakat bu doğru değildi.

But that ingilizcede ne demek, But that nerede nasıl kullanılır?

But : Ama. Meğer. -den başka. Hariç. Ancak. Halbuki. Fakat. Başka. Hiç olmazsa. Ki.

That : O. Öteki. -en. -diği. Şu. İçin. Diye. Bu kadar. Ki. O kadar.

But also : Bundan başka.

But for : Olmasa. Sayesinde. Olmasaydı.

But me no buts : Lamı cimi yok. Aması maması yok. İtiraz etmeyin. Fakatı filanı yok. Bahane üretme. Geçmişle alakalı konuşma. Bana bahane gösterme.

But only : Aynı zamanda.

But still : Ama yine de. Fakat yine de.