But also türkçesi But also nedir

  • Bundan başka.

But also ile ilgili cümleler

English: Did you know that Tove Jansson is not only mother of the Moomin, but also a extremely gifted artist?
Turkish: Tove Jansson'ın sadece Moomin'in annesi değil, aynı zamanda son derece yetenekli bir ressam olduğunu biliyor muydun?

English: Bob plays not only the guitar but also the flute.
Turkish: Bob sadece gitar değil aynı zamanda flüt de çalar.

English: Ali is not only unhappy at work, but also unhappy at home.
Turkish: Ali sadece işte değil ama aynı zamanda evde de mutsuz.

English: Eat not only fish, but also meat.
Turkish: Sadece balık değil aynı zamanda et de ye.

English: Athletes must be tough not only physically, but also mentally.
Turkish: Atletler sadece fiziksel olarak değil fakat aynı zamanda zihinsel olarak da güçlü olmalılar.

But also ingilizcede ne demek, But also nerede nasıl kullanılır?

But : İtiraz. Da. Gel gör ki. Hariç. Meğerse. Fakat. Halbuki. Oysa. Ama. Yalnızca.

Also : Aynı zamanda. Diğer bir yandan. Yine. Üstelik. Ayrıca. Dahi. Hem. Hem de. Yanısıra. Da.

But for : Sayesinde. Olmasa. Olmasaydı.

But me no buts : İtiraz etmeyin. Bana bahane gösterme. Bahane üretme. Aması maması yok. Lamı cimi yok. Fakatı filanı yok. Geçmişle alakalı konuşma.

But only : Aynı zamanda.

 

But still : Fakat yine de. Ama yine de.

But that : -nın dışında.

İngilizce But also Türkçe anlamı, But also eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak But also ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besides : Bunun yanı sıra. -den başka. Bununla birlikte. Ayrıca. Bir de. Zaten. Bunun yanında. Bunun yanısıra. Dışında.

Moreover : Diğer taraftan. Ayrıca. Bir de. Zaten. Üstelik. Hem de. Hatta. Buna ek olarak. Kaldı ki.

Additionally : Dahası. Ayriyetten. İlave olarak. Buna ek olarak. Ayrıca. Üstelik. Ek olarak. İlaveten.

Again : Kayta. Yine. Bir daha. Daha. Ayrıca. Yeniden. Üstelik. Bir kere daha. Gene.

Nay : Olumsuz oy. Olumsuz oy veren kimse. Dahası. Red. Menetme. Ret oyu. Hem de. Üstelik. Yok. Ret.

And all : Ve tüm mesele. Ve de her şeyi. Ve her şey. Ek olarak.

Other : Gayri. Sair. Geçen. Başkası. Öteki. Başka. Özge. Özgesi. Sonraki. Öbürü.

Apart from this : Bunun haricinde. Bundan ayrı olarak.

Further : Başka. Ötedeki. İlerlemesini sağlamak. Kolaylaştırmak. Öteye. Daha uzakta. Daha. Yeni. Daha uzak.

Farther : Daha uzakta. Diğer. Daha uzaktaki. Daha ileri. İlerdeki. İlaveten. Daha öte. Öteki. İleriye. Uzak.

But also synonyms : at that, in addition, no other, furthermore, by the same token.