Chromatron türkçesi Chromatron nedir

  • Kromatron.

Chromatron ingilizcede ne demek, Chromatron nerede nasıl kullanılır?

Chromat oplaste : Kromatoplast.

Chromate : Kromat. Kromik asit tuzu.

Chromatic : Kromatik. Renklere ait. Renge ilişkin olayları ya da nesneleri belirleyen (özdek). içinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran (özdek). Renkli. Renkle ilgili. Renklerle ilgili. Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parlak renkli ya da boyandığında parlak renk meydana getiren. Yarım seslerden oluşan ses dizisi. Renközü olan. renksemezin karşıtı.

Chromatic aberration : Renkser sapınç. Değişik dalga boylarındaki ışığın mercekte değişik noktalarda odaklanmasından ileri gelen görüntü renklenmesi. Kromatik sapma. Renk saçaklanması. Kromatik sapinç. Kromatik aberasyon. Renk sapıncı. Kromatik sapınç. Bir merceğin odak noktasının gelen ışığın rengine bağlı olması, bu yüzden sonsuzdaki beyaz birnokta ışık kaynağının görüntüsünün seçik olmaması renkli halkalar biçiminde görülmesi. Frekansa bağımlı sapinç.

Chromatic dispersion : Kromatik bozulma. Renkser saçılım. Renk dağılımı. Kromatik saçılma. Renk saçılımı. Kromatik dağılım.

Chromatic distortion : Renk sapması. Aydınlık ve çevre koşullarıyle maddesel renklerin, renk uyartı değerlerinin değişmesi.

 

Chromaticity co ordinates : Üçrenksel koordinatlar. Bir ışığın, üçrenksel üç bileşeninden her birinin üç bileşenin toplamına oranı.

Chromatic distortion due the illumination : Aydınlatan ışık kaynağının tayfsal özeliklerine bağlı olarak renk türünde görülen değişme, bk. renk sapması. Renk dönmesi.

Chromatic printing : Renkli baskı.

Chromatic scale : Kromatik gam.

İngilizce Chromatron Türkçe anlamı, Chromatron eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chromatron ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cell nucleus : Genler ve kromozomların bulunduğu hücrenin merkezi. Hücre çekirdeği. Hücre kontrol merkezi.

Chromosome : Kalıtım ipliği. Kromozom. Prokaryot ve ökaryot hücrelerin çekirdeğinde bulunan, sayısı ve şekli her canlı için sabit ve belli olan, hücre bölünmesi şurasında iplikler halinde ortaya çıkarak koyu renkli boyanan yapılar. kromozomlar üzerinde genler dizilidir. her kromozom çok uzun bir dna molekülü ile bu molekülle birlikte bulunan proteinlerin çok sayıda sarmallar meydana getirmesiyle hücre bölünmesinin metafaz safhasında belirgin olarak ortaya çıkar. interfazda sarmalların kısmen ya da tamamen çözünmesi sebebiyle ayırt edilemezler. prokaryot hücrelerin tek dna molekülüne de kromozom denir. Prokaryot ve ökaryot hücrelerde üzerlerinde genleri taşıyan dna ve nükleoproteinden oluşmuş, karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşan, bazı karekterlerin yeni bireylere geçmesini sağlayan kıvrık çubuk biçimindeki yapı. Soyaktaran. Kromosom.

 

Nucleus : Hypothalamusta regio hypothalamicus caudalis’in çekirdeği. Nükleus grasilis. Nükleus globosus. N. trigeminus’un, omuriliğin ön boyun kesiminin üst boynuzlarında, başa kadar uzanan spinal çekirdeği. Nükleus suprakiazmatikus. Omuriliğin göğüs ve ön bel bölgesi kesiminde, cornu dorsale'nin tabanı ortasında, az veya çok bir kabartı oluşturan çekirdek. Nükleus hipotalamikus dorsomediyalis. Discus intervertebralis’lerin ortasında bulunan ve embriyonel hayattaki chorda dorsalis'in kalıntısı olan oluşum. Proton ve nötronlardan oluşan, pozitif yüklü olan ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan merkez kısmı. Kuyrukluyıldızın parlak başı.

Chromatron synonyms : sex chromatin, chromatin granule, body substance, karyon.