Classifier türkçesi Classifier nedir

  • Kümeleyici.
  • Madencilik alanında kullanılır.
  • Sınırlandırıcı.
  • Ayıran kimse.
  • Sınıflandıran kişi.
  • Klasifikatör.
  • Sınıflandırıcı.
  • Bölümlendirici.
  • Sınıflara ayıran kimse.
  • Öbeklendirici.
  • Ayırıcı.

Classifier ingilizcede ne demek, Classifier nerede nasıl kullanılır?

Bowl classifier : Çanaklı klasifikatör. Çanaklı kümeleyici. Çanaklı sınıflandırıcı.

Expert classifier : Uzman sınıflandırıcı.

Rake classifier : Tırmıklı sınırlandırıcı. Tırmıklı ayırıcı. Tırmıklı kümeleç. Tırmıklı kümeleyici.

Spiral classifier : Sarmal kümeleyici.

Zig zag classifier : Dolambaçlı kümeleyici.

Classified ads : Yardımcı aranıyor. Reklam ilanları. Sarı sayfalar. İş ilanları gibi başlıklar altında reklam yapma. Küçük ilanlar. Gazete ilanları.

Classified ad : Seri ilan. İş ilanı. Küçük gazete ilanı. Küçük reklam (yardımcı aranıyor, satılık, vb.). Küçük seri ilan. İlan sayfaları. Sınıflandırılmış ilan.

Classifiers : Sınıflara ayıran kimse. Sınırlandırıcı. Öbeklendirici. Ayıran kimse. Sınıflandıran kişi. Ayırıcı. Sınıflandırıcı. Bölümlendirici. Kümeleyici. Klasifikatör.

Hydroclassifier : Sulu kümeleyici. Hidroklasifikatör.

Classified advertisements : Seri ilanlar. İş ilanları. Gazetede küçük ilanlar. Küçük ilanlar.

 

İngilizce Classifier Türkçe anlamı, Classifier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Classifier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thinker : Düşünür. Düşünen kimse. Mütefekkir. Filozof.

Abandoned mine : Bırakılmış ocak.

Grader : Kertelemeye başlangıç olarak, belli bir negatifin komşu resimlerini değişik basım ışığında basarak kerteleme örneği sağlayan aygıt. Sınıf öğrencisi. Zemin düzleyici. Kerteleyici. Tasnifçi. Kerteleme işini gerçekleştiren kimse. Toprak tesviye makinesi. Greyder. Derecelendiren.

Word : Anlatmak. Mesaj. Kelime. Sözcüklerle anlatmak. Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Lügat. Laf. Sözcüklerle ifade etmek. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Bilgi.

Apportioner : Paylaştıran kimse. Tahsisi eden kimse.

Adit : Yaklaşım iç yolu. Galeri. Maden ocağı ağzı. Yatay giriş galerisi. Giriş galerisi. Maden galerisi. Giriş. Giriş lağımı. Tünel.

Activated carbon : Aktif kömür. Etkin karbon. Aktive edilmiş karbon. Sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi. Aktif karbon. Etkinleştirilmiş karbon. Emici kömür. Etkin kömür.

Discriminatory : Ayrıcalık yapan. Ayrımcı. Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde, mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi. Ayırımcı. Ayrım yapan. Ayırım gözeten. Ayırt edebilen. Fark gözeten.

 

Dissolutive : Ayrılmaya neden olan. Parçalara ayırıcı.

Delimiter : Ayıran. Ayırıcı sınırlayıcı. Sonlayıcı. Sınırlayıcı. Sınır belirteci. Limit veya sınırları belirleyen. Sınırlayan.

Classifier synonyms : diacritic, detacher, acid treatment, accident frequency, discriminator, classifiers, acid proof, discriminating, additional flotation, disconnector, abandon, intervenient, dialyzer, actinolite, dissepimental, morpheme, advancing longwall, detachers, acidization, advance heading, acid rock, segregationists, assorter, advance per shift, additional support, assorters, diacritical, sorter, segregationist, dispersive, acetylene lamp, sorters, classificator.

Classifier ingilizce tanımı, definition of Classifier

Classifier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who classifies.